24 Nisan 1999 21:00

CHP'de depremden çıkma arayışları

Barajın altında kalarak deprem yaşayan CHP'de, Baykal'cı kanat "merkez sol"da ısrar ederken, muhalifler "sol bir CHP yaratma" hesapları yapıyor.

Paylaş
CHP'de depremden çıkma arayışları
Barış Erbektaş
Barajın altında kalarak deprem yaşayan CHP'de, Baykal'cı kanat "merkez sol"da ısrar ederken, muhalifler "sol bir CHP yaratma" hesapları yapıyor. CHP PM Üyesi ve İçişleri eski Bakanı Hasan Fehmi Güneş, başarısızlığın yönetimden kaynaklandığını, örgüt yapısını "sosyalist enternasyonale" uygun olarak değiştireceklerini söyledi. MHP'nin değiştiğine inanmadığını belirten Güneş, "Ülkücü gelenekten gelmiş kişilerin, Susurluk konusunda kendi geçmişleriyle ilgili bir soruşturmada tarafsız kalacağını beklemek hayalcilik olur" dedi.
Seçimlerde barajın altında kalarak Meclis'e giremeyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'nde depremin şokundan kurtulma çareleri aranıyor. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal istifa ederken, MYK üyelerinin çoğunun koltuklarını koruması, "Baykal kendi yerini hazırlama ve kongreden daha güçlü çıkma planları yapıyor" yorumlarına neden oluyor. Parti Meclisi'nin aldığı kararla 22-23 Mayıs 1999 tarihleri arasında olağanüstü kongreye gidecek olan CHP'de iki kanatın ağırlığı hissediliyor. "Sosyal demokrat hareket" diye bilinen muhalif kanat ve Baykal'cı kanat bir yıl önce yaşadıkları yarışın rövanşına hazırlanıyor. Baykal'cı kanadın "merkez sol"da ısrar ettiği, muhaliflerin ise "sol bir CHP yaratma" hesapları yaptığı gözleniyor.
CHP'de yaşanan deprem, yeniden yapılanma ve mevcut parlamentonun Susurluk'ta çıkan tabloya bakışı konularında CHP Parti Meclisi Üyesi ve eski İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş ile görüştük.
CHP'de neler oluyor?
CHP tarihinin en büyük yenilgisini aldı. Bu yenilginin sebebini kendi içimizde aramamız lazım. CHP iyi yönetilemedi, politika yürütülemedi, politika uygulamalarında hatalar yapıldı. Hükümet ile parti ilişkilerinde alınan tavırlar partinin lehine olmadı. Parti kendisini tabanına iyi anlatamadı, verdiği mesajlar tabanda heyecan yaratmadı. Delegeler geçtiğimiz yıl yapılan kongrede bu yönetimi 'başarılı olsun' diye seçti. 1995 seçimlerindeki mağlubiyetin rövanşını alsın diye, CHP'yi iktidara taşısın diye seçti, ancak bu görev başarılamadı. Görevini başaramayan bir yönetime delegelerin sahip çıkması söz konusu bile olamaz. Delegeler 'Baykal'a verdim' diye aynı ekibe bir daha oy vermeyecek. Delegelerin partiyi bu durumdan kurtaracak bir kadroyu işbaşına getireceğine inanıyorum.
Muhaliflerin adayı kim?
Gazetelerde genel başkanlık için yer alan isimlerin çoğu spekülasyonlardan ibaret. Bizim sorunumuz genel başkanlık sorununa indirgenemeyecek kadar büyük ve derin bir sorundur. 'Genel başkanlık sorunu çözülürse sorunlar biter' anlayışı yanlıştır. Kurtarıcı aranmamalıdır. Partiler bir kişiye bel bağlamamalıdır. Benim ismim de bazı gazetelerde geçiyor. Biz bir örgüt olarak eşgüdüm halinde 5-6 yıldır bir çalışma sürdürüyoruz. Bu bir örgüt hareketi, bu hareket genel başkan adayının kim olması gerektiği noktasında henüz bir karar vermiş değildir. Bir arkadaşımıza görev vereceğiz, ancak bu kişi klasik anlamda genel başkanlık yapmayacak. Partinin bir adım önündeki sözcüsü olacak ve partiyi yönetecek kadroyla eşit hakları bulunacak.
Yeniden yapılanma mı?
Evet. CHP yeniden yapılanacak. Örgüt yapısı eskimiştir. Evrensel sosyal demokrat standartların gerisinde kalmaktadır. Bu yapı, üyesi olduğumuz sosyalist enternasyonal standartlara uygun halde yapılanmalıdır. Yönetim anlayışı değişmelidir. CHP kolektif akıl ve kadroyla yönetilmelidir. Partinin sola bakışında da ciddi bir netleşme gerekiyor. 'Devrimci, solcu, emekten yana düzeni değiştirme misyonunu üstlenmiş' bir parti bu niteliklerini öne çıkarmak zorundadır. Sağa kayacak, globalleşme baskılarına boyun bükecek, bunlardan etkilenerek sol ideolojiyi sarsacak bir siyaset anlayışı olmamalıdır. CHP solun partisi olmalıdır. Bütün devrimcilerin, solcuların CHP'de kendi programlarını gerçekleştirme imkânlarını bulacakları bir sol anlayışın gelmesi gerekir. Gençlerin bu seçimlerde CHP'den koptuğu tespitleri doğrudur. Ayrıca gençlik bizim önem vermemiz gereken bir kesimdir. CHP'den hiyerarşik anlamda uzak, bağımsız bir gençlik örgütlenmesi gerekir.
Ya seçim sonuçları?
Yeni Meclis'te DSP'nin ciddi bir yükselişi yakalamasında bizim de katkımız var. Biz kendi alanımızı tam dolduramadık, beklentilere tam cevap veremedik. Seçmenimizin büyük çoğunluğu DSP'ye kaydı. Geçtiğimiz parlamento güvenini yitirmişti. Temiz toplum, temiz siyaset anlayışı toplumsal bir talep haline gelmişti. Bu dönemde 'dürüstlük' imajı çok kredi sağladı. Böyle bir imajı veren partilerin yükseldiği gözleniyor. DSP'de de MHP'de de bu gözlendi. Merkez sağdaki yolsuzluk, rüşvet söylentileri merkez sağdaki seçmeni MHP'ye kaydırdı. MHP'nin yükselişini sadece bununla izah etmek de zordur.
MHP değişiyor mu?
İki seçim süreci içinde MHP kendini çok iyi hazırladı. Meclisteki bu tablo önümüzdeki dönem açısından değerlendirirsek, bazı sıkıntıları gündeme getirebilir. Ben MHP'nin bir değişime uğradığına, eski tavırlarından daha farklı bir tavır belirlediğine inanmıyorum. MHP iktidar olursa, tabanındaki radikal ırkçı istemlerin etkili olacağı gözleniyor. Bunun sonucu olarak da, bu etkinin iktidara yansıması ile kamu yönetiminde önemli bir kadrolaşma ve kıyım süreci başlayabilir. Ayrıca gençlik kesiminde ve sivil toplum örgütleri üzerinde yıldırma süreci başlayacağı endişesini taşıyorum.
Peki parlamentonun Susurluk'a bakışı...
Parlamentodaki bugün mevcut partilerden DSP, ANAP, FP ve DYP'nin zaten Susurluk konusundaki yandaşlıkları ortaya çıktı. Susurluk'ta ortaya çıkan tablonun sorumlusu olarak görülenler 'şerefli', 'kahraman' ilan edildi, ya da olayı 'fasa fiso' olarak değerlendirenler oldu. Büyük sözler verildi, altında kalındı. MHP'nin çok güçlü bir grupla parlamentoda olduğu dönem için de Susurluk'un açığa çıkmasını beklemiyorum. MHP programında ya da söylemlerinde, 'Susurluk'un üzerine gidilecek' dese de bu çok olanaklı gözükmüyor. Diyelim ki MHP iktidar. İktidar olduğunda Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı'nı elinde bulundurduğunda, Susurluk'la ilgili soruşturmaları çok tarafsız biçimde işletebileceğine emin olamam. Ülkücü gelenekten gelmiş, ülkücü terbiye almış kişilerin o bakanlıklarda bulunduğu süre içinde kendi geçmişleriyle ilgili bir soruşturmada tarafsız kalacağını, onu çıkış noktasına kadar götüreceğini, bütün ilişkileri ile kontrgerilla, Özel Harp Dairesi konusunda araştırma yapacağını beklemek hayalcilik olur. Bir anlamda kendisini de suçlayacak bir noktaya, kendi geçmişi ile ilgili bir yargılamayı sorgulamaya insanları yöneltmek kolay değil. Hele 'benim davam' diye kabul ettiği bir davanın militanlarını yargılatmak, onları hukuk kuralları içinde sorgulatmak beklenemez.

Muhalifler MYK'yı düşürmede ısrarlı
CHP'de Genel Başkan Deniz Baykal'ın istifasına karşın sular dinmiyor. Baykal'ın istifasını "olumlu ve onurlu" bir davranış olarak nitelendiren CHP'li muhalifler, sağlıklı bir kurultay için Merkez Yönetim Kurulu'nun da görevden ayrılmasını istiyor. Bu amaçla önceki günkü Parti Meclisi'nde MYK aleyhinde güvensizlik önergesi veren ancak önergeleri 23'e karşı 25 oyla reddedilen muhalifler, aynı yönde önerge verebilmek için Parti Meclisi'ni toplamaya hazırlanıyorlar.
CHP'de Baykal'ın istifası ile boşalan genel başkanlık için adaylar yavaş yavaş ortaya çıkarken, SHP'nin son Genel Başkanı Murat Karayalçın, beklemede kalmayı tercih ediyor. Genel başkanlığın çok yaygın bir siyasi istişare sürecinin ve çok yaygın bir mutabakatın sağlanması ile gerçekleştirilmesi gerektiğine işaret eden Karayalçın, örgüt ve Türkiye'yi dinleyeceğini kararını da bu süreçte belirleyeceğini söyledi. Karayalçın, seçim yenilgisinin hemen ardından parti içi muhaliflerin çıkışlarını da "klasik kurultay hazırlıklarını doğru ve yararlı bulmuyorum" diye değerlendiriken, bazı kişilerin ilk günden adaylıklarını açıklamalarını veya ima etmelerini de doğru bulmadığını söyledi.
Gençler söz sahibi olmak istiyor
Seçim yenilgisinin ardından kılıçların çekildiği CHP'de, gençlerde söz sahibi olmak istiyor. Olağanüstü kurultay kararının alındığı bu süreçte izleyici değil müdaheleci olacaklarını belirten CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı ve Parti Meclisi üyesi Erhan Baydar, partiyi sağa kaydıranları temizleyeceklerini ifade etti. CHP'nin seçim yenilgisinden parti yönetimini sorumlu tutan Erhan Baydar ANKA'ya yaptığı açıklamada, CHP'nin sahipsiz olmadığını, önümüzdeki döneme gençlerin müdahele edeceğini söyledi. Önümüzdeki dönemde CHP'nin sola yönelmesi ve emeğe sahip çıkması gerektiğine işaret eden Baydar, kurultay sürecinde ve kurultayda gençlerin belirleyici olacağını ifade etti. Partiyi yine eski günlerine döndürecek genç bir lider istediklerini de belirten Baydar, isimleri potansiyel genel başkan adayı olarak geçen Murat Karayalçın ve Zülfü Livaneli'ye de sıcak bakmadıklarını söyledi.
ÖNCEKİ HABER

Le Monde seçim sonuçlarını yorumladı

SONRAKİ HABER

ABD Senatosu'ndan Trump'a engel: Suudi Arabistan'a silah satışı yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa