'KCK Davası'nı da mı kaçıracaklar?

Aralarında seçilmiş milletvekilleri, belediye başkanları ile insan hakları savunucularının da yer aldığı 104’ü tutuklu 152 Kürt siyasetçisinin yargılandığı “KCK davası”nın 26’ncı duruşmasında İHD Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey’in Kürtçe konuşması üzerine mahkeme, “Erbey bilinmeyen dild

PKK’nin gizli sivil yapılanması iddiasıyla KCK adı altında yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen 4 ayrı operasyonda gözaltına alınan ve aralarında BDP’li 12 belediye başkanı ile milletvekilleri Selma Irmak, Kemal Aktaş ve milletvekilliği düşürülen Hatip Dicle’nin de bulunduğu 104’ü tutuklu, 152 sanığın yargılanmasına bugün devam edildi.

Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 26’ıncı duruşmaya tutuklu 104 sanıktan Nizamettin Onar, Zeynel Mat, İhsan Sevitek, Abdurrahman Tanrıverdi, Adnan Bayram, Veysi Akar ve Muharrem Erbey getirildi. Adliye binası içinde yapılan 500 kişilik özel salondaki duruşma nedeniyle, Diyarbakır adliyesi güvenlik ablukasına alınırken, bazı caddeler araç trafiğine kapatıldı. Duruşmayı, aralarında BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP’li 10 milletvekili, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Ahsen Çoşar, Ankara Barosu Yönetim Kurulu üyesi Erol Aras, KADEP, HAKPAR ve EMEP yöneticileri  ve yabancı gözlemcilerden oluşan kalabalık bir grup izledi.

BARO AVUKAT ATAMA SİSTEMİNİN ŞİFRESİNİ DEĞİŞTİRDİ

Sanık avukatları bu duruşmaya da katılmadı. İzmir Barosu’ndan Özkan Yücel ve Batman Barosu’ndan Zeki Ekmen’ın sanık müdafileri olarak katıldıkları duruşmada, Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, Diyarbakır Barosu’nun Otomatik Avukat Atama Sistemi’nin  (OCAS) şifresini değiştirdiği, bu nedenle avukat atamasının yapılamadığına ilişkin tutanak tutulduğunu bildirdi.

KÜRTÇE KONUŞUNCA MİKROFON KAPATILDI

Önceki celsede ifade vermesi beklenen ancak 4 günlük sağlık raporu nedeniyle duruşmaya katılmayan sanıklardan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey’e savunma yapıp yapmayacağı soruldu. Erbey, Kürtçe cevap vererek “İnanıyorum ki geçen celsede verdiğim dilekçe mahkeme tarafından yanlış anlaşıldı” dedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Yılmaz, “Sanık Kürtçe olduğunu düşündüğümüz bir dilde konuştu” diyerek, mikrofonu kapattırdı.

SAVCI NAKİL MÜTALAASI İÇİN SÜRE İSTEDİ

Duruşma savcısı ise, davanın geldiği aşama itibariyle mahkemenin hukuki ve fiili olarak görevini yerine getiremediğini, bu nedenle davanın başka bir ile nakli için gerekli mütalaanın hazırlanması amacıyla süre istedi. Sanık avukatlarından Zeki Ekmen, duruşma zabıtlarının başından sonuna kadar hukuka aykırı tutulduğunu ve davanın hukuk çerçevesinde işlemediğini belirtti. Sanıklara bugüne kadar savunma hakkı verilmediği ve bu nedenle insan hakları sözleşmelerinin ihlal edildiğini vurgu yapan Ekmen, savunma hakkının adil bir şekilde sağlanmasını talep etti.

ADİL YARGILAMA YOK

İzmir Barosu avukatlarından Özkan Yücel, sanıklara savunma hakkının tanınmadığını belirterek, bundan dolayı diğer hususlara geçilmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Sanıkların düşündükleri ve onunla yaşam buldukları ana dilleriyle savunmalarını yapması için mahkemede talepte bulunan Yücel,  avukatların özel vekaletleri bulunduğunu hatırlatarak, baronun avukat atamasının mümkün olmadığını söyledi. Mahkeme Başkanı Yılmaz, “Sanıklarla ilgili delillerin okuyacağız. Katılmak istiyor musunuz”  sorusuna her iki avukat da, “Hayır usule uygun yargılama yapılmadığı takdirde katılmıyoruz. Savunma olanağı tanınmadığı müddetçe delil ikamesinin yapılması mümkün değildir” cevabını verdi.

DURUŞMA 25 AĞUSTOSA ERTELENDİ

Verilene aranın ardından mahkeme heyeti, verdiği ara kararda delilerin okunması ile ilgili verilen kararın bir kısım sanık müdafilerinin katılmaması nedeniyle delil okunmasına geçilemediğini kaydetti. Mahkeme sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, 6 tutuklu sanığın bir sonraki duruşmada hazır edilmesine, Diyarbakır Barosu’na müzakere yazılarak sanık için yeniden müdafi atanmasının yapılmasına, Baro tarafından şifresi değiştirilen OCAS sistemi nedeniyle kalem ile müdafi atanmasına, Kürtçe savunma ile ilgili yapılan talebin daha önceki celselerde verilen kararlar çerçevesinde reddine, davanın nakli ile ilgili iddia makamının mütalaanın hazır edilmesi için istediği süre talebinin kabul edilmesine karar vererek, duruşmayı 25 Ağustosa erteledi. (DiyarbakırEVRENSEL)


NAKİL TALEBİNE TEPKİ YAĞDI

Metin Göktepe Davası'ndan Uğur Kaymaz Davasına kamuoyu vicdanını yaralayan birçok davada toplumsal muhalefetin etkisini azaltmak için başvurulan bir yöntem olan davanın başka kente nakli hamlesine 'KCK Davası'nda da başvurulmasına tepki yağdı.

KCK davasında savcının nakil talebine, duruşmaya katılanlar tepki gösterdi. Duruşmayı izleyen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Ahsen Coşar, tutukluların sevkini gerektiren bir durumun olmadığını söyledi. "Dava Kürt dilinin yargılandığı bir dava haline geldi" diyen BDP Grup Başkanı Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ı duruşmayı yerinde izlemeye davet etti. İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de, davanın değil mahkeme heyetinin nakledilmesi gerektiğinin altını çizdi. Aralarında seçilmiş milletvekilleri, belediye başkanları ile insan hakları savunucularının da yer aldığı 104'ü tutuklu 152 Kürt siyasetçisinin yargılandığı KCK davasının Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 26'ncı duruşmasına destek vermek için adliye önünde toplanan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Ahsen Coşar, Diyarbakır Baro Başkanı M. Emin Aktar ile İzmir, İstanbul, Mersin, Muş, Dersim, Ankara, Bitlis ve Batman barolarına bağlı avukatlar açıklama yaptı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Ahsen Coşar, savcının davanın naklini istemesine tepki göstererek, "Tutukluların sevkini gerektiren bir durum söz konusu değildir. CMK'nin 19. maddesinde mahkeme görevini yerine getiremeyeceği durumlarda bunu talep edebilir ancak, maddenin gerektirdiği koşullar mevcut değildir" şeklinde konuştu. Bölge barolarına destek olmak amacıyla Diyarbakır'a geldiklerinin altını çizen Coşar, şöyle devam etti: "Burada yaşananları Türkiye kamuoyuna açıklamak için buraya geldik. Burada savunmanın özgürlüğüne, baroların bağımsızlığına ve savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik yaşanan sorunlar var. Savunma özgürlüğüne, savunma hakkının kısıtlanmasına ve baroların bağımsızlığına yönelik her saldırı karşısında biz barolar birliği bir aile olarak, bu tür tasarrufların ve uygulamaların karşısındayız." Diyarbakır Barosu'na suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin de "Herhangi bir karar söz konusu değildir" diyen Coşar, mahkemenin sevkinin anlamsız olacağının vurgusunu yineledi.

DEMİRTAŞ: DAVA KÜRT DİLİNİN YARGILANDIĞI BİR DAVA HALİNE GELDİ

BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş duruşmaya ilişkin, "Bu bir BDP duruşmasıdır" benzetmesi yaparak şöyle dedi: "Yine bir BDP duruşmasında, duruşma yapılamadan, sanıklar yargılanamadan, avukatlar konuşamadan bu mahkeme de sonuçlanmış oldu." 2 yıldan daha uzun zamandır "KCK" duruşmalarının sanıkların savunma yapamadan devam ettiğini aktaran Demirtaş, "Sanıklar savunma yapmak istiyor, kendi anadilleriyle savunma yapmak istiyor, mahkeme heyeti ise mikrofonları kapatıyor. Bu dava bir KCK davası değildir, dava Kürt dilinin yargılandığı bir dava haline gelmiştir" dedi. Kürtçeye karşı devletin tavrının mahkeme salonundan izlenmesi gerektiğinin altını çizen Demirtaş, "Yargılananlar kendi anadillerinde konuşmak istedikleri için yargılanıyorlar. Yine bir yargılama yapılmadan mahkeme son buldu. İlginçtir mahkeme savcının nakil talebi için süre istemesiyle birlikte savcıya süre verdi. Belki de bu davayı nakledecekler" şeklinde konuştu.

'ERDOĞAN DURUŞMAYI İNCELEMEYE GELSİN'

"Mahkeme kanunu korumuyor, yargıyı ve halkı korumuyor yalnızca devletin köhnemiş 80 yıllık zihniyetini koruyor. İçeride hukuki değil siyasi bir tutum var" diyen Demirtaş, 12 Eylül yargılanmalarını hatırlatarak, şöyle devam etti: "Devletin aynı katı ve inkarcı yüzüyle karış karşıyayız. Bir çağrı yapmak istiyorum. Sayın Başbakan ve açılımdan sorumlu Atalay kendi yönettikleri ülkede bir yargılanma nasıl oluyor, yalnızca onu görebilmek için bir duruşmayı izlemeye gelsinler. Baskı kurmak için değil, kendi yasalarının pratikte uygulamasını görsünler istiyoruz." Yargılanmada sanıkların kamuoyu gözünde temize çıktığını vurgulayan Demirtaş, "Erdoğan kendisinin de yargılandığı mahkeme salonuna bir de KCK davasını izlemek için gözlemci olarak gelmeli" dedi.

'GÜN GELECEK DİYARBAKIR ADLİYESİ MÜZE OLACAK'

Demirtaş, "Gün gelecek arkadaşlarımızın yargılandığı mahkeme salonu müzeye dönüştürülecek ve çocuklarımız burayı gezerken burada insanların anadilinde savunma yapması yasak olduğunu öğrenecek burayı gezecekler. Sanıkların ismi müzede yer alacak, ancak ne yargıçların ne de günümüz hükümetinin ismi müzede yer almayacak" diyerek, Diyarbakır Adliyesi'nin "Demokrasi müzesi" olacağını belirterek, davadan adalet bekleyişlerinin olmadığına dikkat çekti. CMK'nin sevk koşulunun altını çizen Demirtaş, "Mahkemenin görev yapamıyor olmasının nedeni, mahkemenin kendisidir. Bina çökmüş, sel sularına kapılmış değil, atanacak hakim sıkıntısı yok, fiilen neden görev yapılamıyor" diye sordu. Demirtaş, "Yargılanmayı durduran nokta, sanık ya da sanık avukatlarının tavrı değil, tam tersine mahkemenin tutumu nedeniyledir. Kürt dilinin yasaklanması devlet kararıdır" dedi.

ÖNDER: BU MAHKEME 12 EYLÜL MAHKEMELERİNE RAHMET OKUTUR

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Demirtaş'ın mahkemeyi 12 Eylül yargılamaları ile karşılaştırmasına ilişkin olarak, "12 Eylül mahkemelerinde yapılan yargılamalar bundan çok daha haysiyetliydi. Bu mahkeme 12 Eylül mahkemelerine rahmet okutur" dedi. Yargılanma tarzını değerlendiren Önder, "Bu tarz yalnızca sömürge ülkelerde olur. Sömürge refleksinin dışında başka hiçbir durumda sanığın hayal kurduğu, rüya gördüğü, ninni dinlediği türkü söylediği dilde savunma yapmasına bu kadar öfkeli, bu kadar refüze edici olunamaz" diye konuştu.

'MAHKEME HEYETİ NAKLEDİLSİN Kİ...'

"Ülkede asimilasyon ve inkar yok diyenler, gelip bu mahkemeyi 5 dakika seyretmesi lazım. Çünkü, mahkeme 5 dakika sürüyor. Güvenlik meselesine gelince CMK 19. maddeye istinaden nakil talebinde bulundu savcı. Bu mahkeme güvenliğinin sağlanamadığı durumlarda geçerli bir şeydir. Evet bu davanın güvenliği yoktur, çünkü bu davada hukuk yoktur. Hukuk olmayan bir davanın güvenliğinden de bahsedilemez" diyen Önder, şöyle konuştu: "Bence nakil edilmesi gereken başta heyet olmak üzere bu hukuk anlayışının bu topraklardan süratle nakil edilmesi evrensel hukukun bu topraklara da bir nebze olsun uğraması gerekiyor. Bir nebze uğrarsa zerreyi miskal en küçük ölçü birimi yani bir atom parçacığı kadar uğrarsa, bu davada bir tane tutuklu kalmaz." (Diyarbakır/DİHA)


KAÇIRILAN DİĞER DAVALAR...

UĞUR KAYMAZ DAVASI

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 21 Kasım 2004’te Babası Ahmet Kaymaz ile polisler tarafından katledilen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz davası da Eskişehir’e alınmıştı. Yaklaşık iki buçuk yıl süren davada yargılanan dört polis dava sonucunda olayın ‘‘meşru müdafaa sınırları içinde gerçekleştiğine’ öne sürülerek beraat etmişlerdi.

BULANIK DAVASI

Muş’un Bulanık ilçesinde 15 Aralık 2009’da DTP’nin kapatılmasını protesto edenler korucu olan Turan ve Metin Bilen kardeşler kalaşnikof marka otomatik tüfeklerle ateş açtı. Açılan ateş sonucu Muhtar Kemal Ağcan ile Necmi Oral yaşamını yitirdi. Bulanık davası da Samsun’a alınmıştı. Samsun’da görülen davada Bilen kardeşler tahliye edilmişti. Samsun’daki dava da kapatılan DTP’nin siyasi yasaklı Eş başkanı Ahmet Türk yumruklu saldırıya da uğramıştı.

ŞERZAN KURT DAVASI

11 Mayıs 2010’da Muğla’daki öğrenci olaylarında polisin tabancasından çıkan kurşunla yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Şerzan Kurt’un öldürülmesiyle ilgili dava da Eskişehir’e alınmıştı.

www.evrensel.net