Alplerden arza bakış

Alplerden arza bakış

Hafta sonu Milano’nun kuzeyinde, Alp dağlarında Passo del Tonale diye bir kasabada ilginç bir konferansa katıldım. Bu kasaba ve çevresindeki Alp kasabaları, 2000’li yıllarda ilginç başlıklı Tonalestate Konferanslarına ev sahipliği yaptı. Bu yılki konferansın afişi biraz dehşet verici. İspanyol ressamı Goya’nın bir resmi. İnsan yiyen, in

Ragıp Zarakolu

Fransız araştırmacı Yves Ternon’un önemli bir çalışması vardır, “L’etat criminelle”, 1995 yılında ilk çıktığında hemen tercümeye vermiştim, Ternon’un elinden kapıp. Bir süre sonra çevirmen kitabı geri getirdi. Kitap 20. yy. Soykırımlarına ilişkindi. Kitap çevirisi “Ermeni” bölümüne geldiğinde, daha önceki bölümlerin çevirilerini getiren arkadaş, çeviriye artık devam etmeyeceğini söyledi.

Bunu sadece korku ile açıklamamıştım, aynı zamanda önyargı ve yüzleşmeden kaçış söz konusuydu.
Kitap hâlâ çevirmenini bekliyor.

Ve hala birçok kitap otosansürden geçiriliyor.

Bunu da sadece bela istemeyişle açıklamıyorum, hala acı gerçeği yumuşatmaya çalışıp, onunla tam olarak yüzleşmekten kaçıyoruz.

Halbuki, 20 yy.ın bütün bu vahşetini tartışan bir başka dünya da var.

Ve bu yüzleşmelerden sonra, daha adil, daha insani, daha kardeşçe, daha eşit, daha özgür bir dünya hala mümkün.
Mübarek, kendi kurduğu “kafes” e düşmedi mi?

Mamak’larda “kafes” kurduran, Diyarbakır’da insanlığı ayaklar altında çiğ-neten omzu kalabalıkların da süngüsü düşmedi mi.

Bunu da dünya gözüyle görmedik mi?

Bu konferansta çok şey öğreneceğimi, bir  çok deneyimi aynı cenderelerden geçmiş insanlarla paylaşacağımı biliyorum.

Benim konuşacağım ikinci gün soykırımlara adanmış. Bunların çoğu kıyımları, ayrımcılığı ve savaşı etinde kemiğinde bizzat yaşamış insanlar.

Michel Warschawski İsrail/Filistin’den, Masahide Ota Okinawa’dan, Francie Brolly Belfast’tan, Gabriel Mouesca Bask ükesinden, le Monde Diplomatique’den Dominique Vidal, Ruanda’dan Beata, Nijerya’dan Isoke Aikpitany gelip son derece ilginç sunumlar yaptılar, Budapeşte ve Kudüs’te yaşayan Katalin Katz Roma halkının çektiği azabı anlattı. Özellikle Macaristan’da yaşananları. Avrupa’da Fransa’da, İtalya’da yeniden yükselen ırkçılığı. Çağımızın Robin Hood’u, “Ne Tanrı Ne Okul Ne Devlet” diyen, İspanyol vicdani redçi ve anarşist Lucio Urtubia ile birlikte olmak da heyecan vericiydi; “Ben okula gitmedim” diyordu, “ben emekçiyim” diyordu Lucio. Geçen ay Cenova’da tanıştığım foto röportajcı Giorgio Fornoni ve diğer yeni insanlarla  karşılaşmak da.

Beni havaalanından San Salvador Üniversitesinde Hukuk dersi veren genç İtalyan avukat Andrea aldı. Yanında ise 8 yıldır Meksika’da yaşayan bir başka arkadaşı. Dünya ne kadar küçüldü diye düşündüm. 80’li yıllarda Salvador ve diğer Latin Amerika ülkelerindeki militarizmi incelediğimi ve kitaplar yayınladığımı öğrenince heyecanlandılar.
“Ne yazık ki vesayet rejiminden daha yeni çıkıyoruz, bizim generallere ancak dokunulmaya başlanabildi” dedim.
Hani “burada anlatılan senin hikayen” misali.

Bu seminerleri izleyenler arasında, Avrupa, Asya, Latin Amerika, Salvador, Meksika, Japonya’dan vd. üniversite öğrencileri, aileler, insan hakları ve diğer sosyal aktivistler vardı.

Benim 45 dakikalık sunumumun başlığı ise şöyleydi: “Ermeni Soykırımından Kürt Sorununa Türkiye’nin İnkar Politikaları ve Milli Güvenlik Devleti”.

Açılış konuşmasını Mexico City ICTE Üniversitesi rektörü  Eletta Leoni yaptı ve bütün sunumlara başkanlık yaptı.
Merakla izlemediğim sunumlar ise şunlardı: Meksikalı yazar Francisco Prieto’nun “21. Yüzyılda Şiddet” ; El Salvador, José Matias Delgado Üniversitesi Hukuk Felsefesi Profesörü Stefano Barbieri’nin giriş sunumu; Roma Gregoryen Üniversitesi Felsefe Profesörü Marc Leclerc’in “En Yoksul Olanda Yeni İnsanın Keşfi”;  Floransa Üniversitesi Genetik Profesörü Marcello Buiatti’nin “İnsanın Hücrelerinden Kaynaklanan Saldırganlık, Savaş ve Soykırımlar”; tarihçi ve gazeteci Le Monde Diplomatique eski editörlerinden Dominique Vidal’in “ Alman Tarihçileri Shoah’yı Yeniden Okurken”; Fotografçı  Giorgio Fornoni’nin  “Ölüm Takımadası”; NY  Fordham Üniversitesinden Ord. Profesörü Donald Moore’un “İsrail Lobisi Çok Başarılı mı?”;  İtalyan Asya ve Akdeniz Enstitüsü Başkanı Gian Guido Folloni’nin “Arap Devrimleri ve Uluslar arası Kriz”; Guido Barbera’nın “Afrika Kadınların Ayakları Üzerinde Yürüyor”;  Dominique Vidal ve Michel Warschawski’nin  “Arab İntifada’sı ve Filistin”;  eski Okinawa Valisi Masahide Ota’nın Okinawa Kavgası Üzerinden Dünya Barışını Düşünmek”; Sinn Fein üyesi Francie Brolly’nin “Avrupa’nın İlk Soykırımı: İrlanda”;  Franko karşıtı, anarşist düşünür Lucio Urtubia’nın “no creo en nada pero creo en todo”; Budepeşte Üniversitesinden Katalin Katz’ın “Kendi Ülkesinde Yabancı Olan Roma-Sinti Halkı ve Avrupa’nın İki-yüzlü Ahlakı”; Ruanda Soykırımından sağ kurtulan Beata Uwase”nin “Devam Edin!” (Beate’yi 5 yaşında bir Hutu komşu kurtarmış, halen Roma’da Tıp okuyor, incecik, gözlüklü bir genç kız; Tıbbı bitirince Afrika’ya insanlarının yardımına koşacak) ; Gabriel Mouesca’nın “Özgürlük Yolunda Bask Ülkesi” (çifte standartlı Fransa’nın cezaevinde yatmış, konuşmasının sonunda Bask bayrağını Okinawalı konuşmacıya armağan edince duygulu anlar yaşanacaktı) ;  Kudüs Alternatif Haber Merkezinden Michel Warschawski’nin “Gerçekten, Bir Daha Asla mı?” sunumu da son derece çarpıcıydı. (İsrail’de kitleler sokakta, Netanyahu’nun kolonizasyon politikasını protesto ediyorlar. Yoksullar ve gençler, Filistin topraklarında oluşturulan kolonilere göçe zorlanıyorlar. Bir çeşit bizim TOKİ evlerine kent merkezlerindeki Çingenelerin ve Kürtlerin göçe zorlanması gibi. Gençler ne diye yaşadığımız kentleri, Tel Aviv’i terk edelim diyorlar. Savaşa, duvarlara harcanan paralar topluma harcansın diyorlar. Bu eylemler kolonizasyona karşı aynı zamanda.) Son günün ana başlığı ise oldukça militancaydı: La Lotta Continua (Mücadele Sürüyor). Burada fotoğrafçı Giorgio Fornoni’nin “İnsanın Sınırları” başlıklı kolaj videosu da izlendi.Afrika insanlığın geleceği değil mi. İnsanlığın çöküşü Afrika’dan başladı. Kimse bunun dışında kalacağını düşünmesin. İsrail’den gelen Michael, Rosa’dan alıntı yapıyor: “Ya Sosyalizm ya Barbarlık”. Kapitalizm yeni barbarlığın koşullarını oluşturuyor. Ayrıca Kamboçya’daki Kızıl Kımer Soykırımından sağ kurtulan bir aileden gelen genç üniversite öğrencisi Navy Soth ile Fransızca kırık dökük konuşuyorum.  “Les larmes interdites” (Gözyaşı Yasak)    diye bir sunum yaptı. Raniero La Valle’nin Soykırım ve İnsan Onuru” sunumu da çekici. Çıkan sonuç bildirisi insanlığı bekleyen karanlık karşısında umudu dillendiriyordu. Kapanış konuşmasını ise Tonalestat başkanı Maria Paola Azzali yaptı.

Ha sahi, 2008 yılındaki Tonalestate Konferansının ana başlığı ise “Özerklik” idi. (Demek sadece bizim sorunumuz değil). Meraklısına: 2010 yılında “Eşitlik, Kardeşlik, Özgürlük” tartışıldı. Yeni bin yılda hala güncelliğini koruyor bu özlemler. 2009 : “Zulmün Oluşumu”. (Buraya özellikle eski DAL elemanlarını, askeri cezaevi yöneticilerini, JİTEM’cileri yollamalıydı “itirafçı” olarak). 2007: “Kötülüğün Saydam Olmayan Özü” (Öncelikle Bay Demirel ditmeliydi, örnek olarak). 2006: “Ne Tanrı Ne Efendi / İsyan, Terör, Direniş”. (Herkese lazım). 2005: “Üstün Bir İlke için: Siyaset” (Siyaseti bulaştığı pislik ve cüruftan arındırmak için herkese gerekli).  2004: “İnkar Edilen Kimlikler” (Burada da bizim bütün bir Cumhuriyet tarihi anlatılabilirdi).

İlginç değil mi?

www.evrensel.net