10 Haziran 2015 18:27

Gençlik, Metal Direnişinden Güç Almalı!

Metal direnişi, sadece işçi gençlik açısından değil, işsiz ve öğrenci gençliğin mücadele ve örgütlenmesi açısındanda sahiplenilmesi ve öğrenilmesi gereken bir direniştir. ÖTK’lara sahip çıkmakta, onları birer mücadele örgütüne dönüştürmekte neden ısrar etmesi gerektiğini bir de bu vesileyle hatırlamasında ve anlamasında yarar vardır.

Paylaş

İskender BAYHAN

Tarihte olduğu gibi günümüzde de işçi sınıfının mücadelesindeki her ileri hamle gençliğin mücadelesini de ilerleten bir etkiye sahiptir. İşçi, işsiz, öğrenci bütün gençlik kesimleri, işçi sınıfının mücadele ve örgütlenme yolunda attığı her ileri adımdan güç almalıdır. Bu iki gerçek, biri tarihsel biri güncel iki vesile ile bir kez daha karşımızda duruyor.
Bugünlerde Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinin önemli köşe taşlarından birisi olan 15-16 Haziran direnişinin 45. Yıl dönümünü geride bırakıyoruz. Bu tarihi olan vesiledir. Yine bu günlerde Türkiye işçi hareketinin son birkaç 10 yıl içerisindeki en önemli direnişlerinden birisini ve onun devam eden artçı dalgalarını yaşıyoruz. Renault’da başlayıp çok kısa bir süre içerisinde otomotiv ve metal sektörünün bütününü etkisine alan ve bugün de devam eden direniş ve mücadele sürecinden söz ediyoruz. Bu da güncel olan vesiledir.
15 - 16 HAZİRAN...
15 - 16 Haziran tarihleri işçi sınıfının mücadele tarihine “Büyük Direniş” olarak geçmiştir. Bundan tam 45 yıl önce, 11 Haziran 1970’de TBMM’de Demirel Hükümeti öncülüğünde bir yasa çıkarılır. Dönemin 274 ve 275 Sayılı Sendikalar, Toplu İş Sözleşmeleri, Grev ve Lokavt Kanunları’nda değişiklik yapmayı öngören 1317 sayılı bir yasadır bu. Amacı da hem ogün devam eden grev ve direnişleri engellemek hem de başta sendika seçme özgürlüğü olmak üzere, sendikal örgütlenmeye yeni kısıtlamalar getirmektir.
Bunu kabul etmeyen dönemin DİSK yönetimi 14 Haziran günü direniş kararı alır ve 15-16 Haziran büyük direnişi yaşanır. Direniş ilk gün İstanbul’da başlar ve ikinci gün başta Kocaeli olmak üzere çeşitli illerde etkili olur. İki gün boyunca yapılan grev ve yürüyüşlere, gösterilere onbinlerce işçi katılır. İşçilerin kararlı mücadelesi ve diğer toplumsal kesimlerinde direnişi desteklemesi sonucunda sonraki günlerde Anayasa Mahkemesi bu yasa değişikliğini iptal edecektir. Bugün olduğu gibi o gün de direniş merkezi; metal sektörü ve bu sektörde Türkiye’nin kalbi olan fabrikalardır.
Şüphesiz 15-16 Haziran direnişinin işçi sınıfı, gençlik ve devrimci mücadele açısından önemi ve etkisinin kapsamı çok daha geniş ele alınabilir. Ancak bu yazının sınırları açısından bu kısa hatırlamayla yetiniyoruz.
METAL DİRENİŞİNDE GENÇ İŞÇİLER
Mayıs ayının tam ortasında, 14 Mayıs’ı 15 Mayıs’a bağlayan gece Bursa’da bulunan Renault fabrikasında çalışan işçilerin başlattığı ve bütün metal fabrikalarını etkisi altına alan direnişler ve ardından devam eden mücadele süreci tam bir ayı geride bırakıyor.
Metal işçilerinin bu büyük direnişi ve mücadelesinde genç işçiler hep en ön saflarda yer alıyor. Öfkeleri, coşkuları, kararlılıkları ve heyecanlarıyla adlarından en çok sözettirenler onlar oluyor. Tek tek fabrikalardaki direnişlerin başlamasında, sürmesinde, varılan uzlaşmalarla birlikte, fabrikalara geri dönülüp işbaşı yapıldıktan sonra da mücadelenin takipçisi olmada en çok onların tutumu ve itici gücü dikkat çekiyor. Fabrika içerisinde ve dışarısında belirli aralarla yapılan canlanma yürüyüşlerinde, toplu tezahüratlarda, yaratıcı sloganların üretilmesinde ve atılmasında hep onların izleri var. “Eyvallahsız” çıkışlarıyla, korkutulmak ve kontrol edilmek açısından ki zorluklarıyla ve elbetteki uslanmaz neşeleriyle sendika ağalarının, bürokratlarının korkulu rüyası onlar.
Elbette genç işçilerin varlığı metal direnişini bir işçi gençlik direnişi ve gençlik hareketi yapmıyor. Ama işçi sınıfının mücadelesinde genç işçilerin önemini yeniden ve yeniden hatırlatıyor. Dahası başta sanayi sitelerinde, bölgelerinde ve bir çok sektördeki irili-ufaklı atölyelerde çalışan işçi gençlik kitleleleri başta olmak üzere, işçi, işsiz ve öğrenci bütün gençlik kesimlerinin metal direnişinden güç alması için örnek ve öğretici bir tablo orta çıkarıyor.
TALEPLER, KAZANIMLAR VE İŞÇİ GENÇLİK
Metal işçilerinin öfkesi ve tepkisi kötü çalışma ve yaşam koşullarının kuşatması altında, sendikal bürokrasiye, sendika ağalığına karşı patlamıştır. En ağır koşullarda, ucuz ve yoğun emek sömürüsü üzerine kurulmuş fabrika çalışma düzeni ve onun vazgeçilmez bir parçası olan çeteleşmiş bir sendika düzenine karşı ayağa kalkmıştır işçiler.
Bugün bir çok sektörde irili ufaklı sanayi sitelerinde ve bölgelerindeki işletme ve atölyelerde çalışan onbinlerce, yüzbinlerce genç işçinin çalışma ve yaşam koşullarının bundan daha kötü olduğunu biliyoruz. Dahası işçi gençlik kitleleri bugün tamamıyla sendikasız ve örgütsüz durumdadır. Bu gerçeklik, genç işçilerin tutması gereken yolun, metal işçilerinin tuttuğu mücadele yolu olduğunu gösteriyor. Taleplerine sahip çıkmak, onların etrafında birleşip, sınıf kardeşliğini öğrenerek mücadele etmek ve örgütlenmek. Bunun için cesaret ve özgüvenle hareket etmek.
Öte yandan metal işçilerinin talepleri için verdikleri mücadele ve elde ettikleri kazanımlar, mevcut haliyle bile genç işçilerin de kazanımı durumunda. Başta ücretlerin iyileştirilmesi olmak üzere, fabrikalardaki vahşi sömürü düzeninin sarsıntıya uğraması onların çalışma ve yaşam koşullarını da olumlu etkileyecektir. Bunu dahada ileriye taşımak ise işçi gençlerin kendi ellerindedir.
BÜROKRATİK DEĞİL, MÜCADELECİ ÖRGÜTLER İÇİN
Metal işçileri, Türk Metal’in şahsında simgeleşen sendikal bürokrasi, ağalık ve çete düzenine karşı büyük bir darbe indirmişdir. İşçilerin taleplerine sahip çıkan, yöneticileri ortalama işçi ücretinden daha fazla maaş almayan, işçiye hesap veren, toplu sözleşme süreçlerini başından sonuna kadar işçinin iradesine bağlı olarak yürüten ve işçilerin mücadele örgütü olan bir sendika istiyorlar. Böyle bir sendikal anlayış ve örgütlenme bugün tamamına yakını sendikasız ve örgütsüz olan milyonlarca genç işçinin de çıkarına olan bir sendikal anlayış ve düzendir.
Genç işçilerin örgütsüzlüğünün en önemli nedeni mevcut bürokratik sendikal sistemdir. Dolayısıyla genç işçiler buna karşı mücadele etmek, bunun için inisiyatif almak ve işyerlerinde, atölyelerinde örgütlemek için metal işçilerinin mücadelesini hem örnek almak, hemde ondan güç almak durumundadır.
Elbette metal direnişi, yukarıda olabildiğince ana hatlarıyla ele alınan yönleriyle sadece işçi gençlik açısından değil, işsiz ve öğrenci gençliğin mücadele ve örgütlenmesi açısındanda sahiplenilmesi ve öğrenilmesi gereken bir direniştir. Örneğin liselerde ve üniversitelerde öğrenci gençliğin ÖTK’lara sahip çıkmakta, onları birer mücadele örgütüne dönüştürmekte neden ısrar etmesi gerektiğini birde bu vesileyle hatırlamasında ve anlamasında yarar vardır. Toplumların yeniyi, ilerleyen ve gelişmekte olanı en hızlı anlamaya ve temsil etmeye en yatkın kesimini oluşturur gençlik. Bu karakterini, işçi sınıfının mücadelesiyle birleştirmeyi başardığı oranda ise daha güzel yarınlara ulaşması, ulaşmamız mümkün olur.


15-16 HAZİRAN VE GENÇLİK
İşçi sınıfının bu büyük direnişi gençlik kitleleri içerisinde ve dönemin gençlik mücadelesinin en etkili örgütü olan Dev-Genç içerisinde de büyük heyecan uyandırır. Dev-Genç ve ona bağlı 48 gençlik örgütü işçilerin mücadelesine katılmak için harekete geçer. Özellikle ikinci gün yapılan yürüyüş ve gösterilere gençler kitlesel olarak katılırlar. Gençlik hareketinin işçi sınıfının mücadelesiyle kurduğu bağın ileri ve olumlu örneklerinden birisidir 15-16 Haziran direnişi aynı zamanda. Hem o günün gençlik hareketini etkiler ve güç katar hem de ilerleyen bir iki yıl içerisinde işçi sınıfı mücadelesiyle, gençliğin devrimci mücadelesi arasındaki bağın öneminin sorgulanmasına ve sonuçlar çıkarılmasına bir dayanak oluşturur.
 

ÖNCEKİ HABER

Yeni Deneyimler, Yeni Ufuklar

SONRAKİ HABER

Meksika-ABD sınırında 23 aylık mülteci kız ve babası boğuldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa