Suni, sanal bir dava

Suni, sanal bir dava

İstanbul, Ankara ve Bursa’da Eylül 2010’da yapılan eş zamanlı baskınlarla gözaltına alınarak tutuklanan, aralarında SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ve TÖP sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu’nun da bulunduğu 14’ü tutuklu 22 kişi hakkında İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Devrimci Karargah örgütü

Çağdaş Kaplan

Avukat Ercan Kanar, Devrimci Karargâh davasını ve dava ile amaçlanan hedefleri değerlendirdi. Davanın tamamen bilinçli olarak ve emniyet güçleri tarafından adeta “zihin polisliğine” soyunularak hazırlandığını ifade eden Kanar, “Dava âdeta bilinçli olarak hazırlanmış suni, sanal bir dava” dedi.

SİYASİ SAİKLE AÇILMIŞ BİR DAVA

Devrimci Karargah davası adı verilen dava ile illegal bir yapılanma ile en ufak ilgisi olmayan birçok insanın salt yasal faaliyetlerinden dolayı sanık konumuna sokulduklarını ifade eden Kanar, davanın ceza yargılama hukukunda soruşturmasında delillere verilmesi gereken özellikler aranmadan, kriterlere uyulmadan tamamen siyasi saikle açılmış bir dava olduğunu söyledi.

Davada ayrıca sosyalist siyasetçilerin Hanefi Avcı gibi adı işkencelerle gündeme gelen eski bir emniyet müdürü ile birlikte yargılanması ile de toplumda bir şaibe yaratılmaya çalışıldığını ifade eden Kanar, “Hanefi Avcı davaya sokularak bir şaibe yaratılmak isteniliyor. Ayrıca iddia edildiği gibi Devrimci Karargâh denilen örgütsel yapıyla gerek yöntem, gerek strateji olarak en ufak bir ilişkisi bulunmadığı halde aynı platform içerisinde değerlendirmek suretiyle bir bilinç kirletilmesi yaratılmak istenildi. Kitleler de aldatılmak isteniliyor” diye konuştu.

Dava iddianamesinde sosyalist siyasetçilere yöneltilen suçlamaların hepsinin yasal faaliyetler olduğuna dikkat çeken Kanar, bu haliyle suçlamaların hukuka aykırı deliller olduğunu söyledi. Kanar, “KCK davasında uygulanan soruşturma yöntemleri bu davada da sahneye konulmuştur. Newroz’a, 1 Mayıs’a, IMF protestolarına, yargısız infazla katledilen Orhan Yılmazkaya için düzenlenen basın açıklamalarına katılım gibi deliller. Bunun dışında gerek yasal yayın organlarında gerekse yasal ve meşru internet ortamlarında sosyalizmle ilgili teorik yazışmalar, tartışmalar gibi tamamen Anayasa’nın teminatı altında olan bir yasal partiye tanınan imkanların kullanılması sonucu oluşan faaliyetler sanki illegal faaliyetlermiş gibi bu soruşturmada delil olarak önümüze getirilmiş durumda” dedi.

Sosyalist siyasetçilerin 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davalarının ilk duruşmasında davanın 1. Karargâh Davası ile birleştirilmesinin de hiç bir hukuki temeli olmadığını kaydeden Kanar, davaların birleştirilmesi için aranan hukuki kriterlerin hiç birinin birleştirilen davalarda yargılanan insanlar arasında bulunmadığına dikkat çekti.

HUKUKA AYKIRI DELLİLERE İTİRAZ EDECEĞİZ

Kanar, birleştirme kararının ardından 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 11 Ağustos’ta görülecek duruşmada hukukçular olarak birleştirme kararının yanlışlığını tekrar vurgulayacaklarını belirtti. Ayrıca sosyalist siyasetçilerin tamamen Anayasal çerçevede olan siyasi faaliyetlerinin delil olarak gösterilmesine de itiraz edeceklerini belirten Kanar, sosyalist siyasetçiler için tahliye talebinde bulunacaklarını söyledi. Kanar, “ Davayı açan savcı bir tek illegal faaliyet gösterememiştir. Bu hukuka aykırı delillerin dosyadan çıkartılmasını talep edeceğiz. Biz de tamamen zihin polisliği yapılarak sosyalist siyasete bir gözdağı vermek amacıyla özellikle de Kürt halk muhalefetiyle dayanışma içerisinde özgürlükçü sosyalizmi savunan kesimlere darbede bulunmak amacıyla örgüsünün örüldüğünü ortaya koymaya çalışacağız” dedi. Kanar müvekkillerinin de kendi savunmalarını hazırlamış durumda olduklarını söyledi. (İstanbul/DİHA)

www.evrensel.net