09 Haziran 2015 05:03

Barajı yıkıp geçen golcüler

Bu usta frikikçilerin, barajları yıkıp geçen isimlerin üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin unutulmayacak bir konuma eriştiler futbol severlerin hafızalarında.

Paylaş

Hakan KARAKOCA

Gol futbolun orgazmıdır der Eduardo Galeano… Hepimiz bir maçı 0-0 bitsin de gidelim diye değil, gol olsun diye izleriz. Şüphesiz goller de kendi içinde farklılık gösteriyor; kimi Messi kimi Maradona gibi birkaç adamı peşine takıp şık bir bitirişle sonlanan finalleri seviyor, kimi uzak mesafeden atılan mermi gibi şutlarla sonuçlananları seviyor. Bunların içinde estetik olarak bir adım öne çıkan bana göre serbest vuruştan atılan gollerdir. Genelde takımların 10 numara pozisyonunda oynayan oyuncularının ustalaştığı bu gol şekli artık ayağına hakim her futbolcudan izlenebiliyor.
Latin Amerika civarında kalecilerin iyi frikik attıklarını biliyoruz. Orta şut karışımı duran topları kastetmiyorum. 9,15 civarında bir “baraj” engelinin aşılarak, kaleciyi zor durumda bırakılarak atılan goller kastettiğim. Son yıllara damgasına vuran “barajı yıkıp geçen” futbolcular da futbolseverlerin aklında hep iz bırakmıştır. Ligimize damgasını vuran futbolcuları bugünden geriye doğru sıralamaya çalışalım…

SEZONA MEHMET EKİCİ DAMGASI
Geçtiğimiz sezona bu konuda damgasını vuran ve 9,15’lik “anti demokratik” futbol barajını yıkıp geçen futbolcu deyince ilk olarak Mehmet Ekici geliyor akla. 5 frikik golüyle takımına katkı veren Ekici, duran toplarda rakip savunmanın ve kalecilerin korkulu rüyası olmayı başarabildi. Trabzonspor için 11 asiste de imza atan gurbetçi oyuncu takımının ön plana çıkan futbolcularındandı. Benim aklımda yer eden bir diğer isim ise Gençlerbirliği’nden Nemanja Tomic oldu. Eski adıyla İBB, yeni adıyla Başakşehir’e 90+4’te attığı frikik ile ustalığını gösteren oyuncu, Trabzonspor’a da aynı başarıyı gösterebildi. Tomic ve Ekici’yi birbirinden ayıran ise Tomic’in yakın mesafeden daha rahat goller atması; Ekici’nin ise zaman zaman mesafe tanımamasıydı.
Daha önceki sezonlarda ise Selçuk İnan’ın bu konuda belli bir kalitesi vardı. Bu sezon Mehmet Ekici’nin 5 golle yaptığı katkıyı Selçuk İnan da uzak mesafeden attığı frikik golleriyle yapabilmişti. Daha sonrasında sırasıyla Drogba ve Wesley Sneijder’in takıma katılması onu frikiklerde üçüncü sıraya itse de klası baki. Halen Selçuk, 9,15’lik barajı yıkıp geçebilecek, yokmuşçasına rahat şekilde gollerini atabilecek kalitede şut gücüne sahip.

HAGI VE HOOIJDONK HİÇ UNUTULMADI
Hagi’yi unutmak olmaz. Futboldaki baraj sistemiyle en rahat dalga geçebilen isimlerden biriydi o. Ercan Taner’in “Hagi, Hagi, Hagi, (hatta) Hacccci” tekrarları kulağımızdan çıkmış olamaz. Sol ayağını “raket gibi” kullanma deyimi en çok onda vücut buluyordu. Hagi için mesafe ya da barajda kaç kişinin olduğunun bir önemi yoktu. O yüzden frikik golü izlemek isterseniz, Hagi+Frikik diye internette kısa bir arama yapmanız ziyafet için yeterli olacaktır.
Fenerbahçeliler ise bu konuda muhakkak Pierre Van Hooijdonk’u unutamıyorlar. Hooijdonk’un takımı serbest vuruş kazandıysa bu penaltı demektir. Onu durdurmak için baraja takımı yığmak, 9,15’lik mesafeyi bozmak ve baraj kurdurmamak rakiplerinin denediği yöntemlerdendi. Ama onu durdurmak konusunda rakipler hep aciz kalıyordu. Gerçi Hooijdonk’ta da vardı bir arıza; rakip baraj kurdurmazsa “ben barajsız gol atmam” diyerek kendi arkadaşlarından baraj kurduruyordu, golü öyle atıyordu.

SERGEN: FRİKİK USTASI
Beşiktaş’ta ise Sergen ve Nihat Kahveci gibi frikikçilerin yokluğu halen hissediliyor. Nihat’ın uzak mesafeden kaleciyi sakatlamaya yemin etmiş gibi hızla vurduğu şutlar işe yarasa da Sergen’deki keyfi bir türlü veremedi bana. Nihat ve Hami benzerliği vurgulanırdı hep. Sergen, ilk bölümde anlattığım Tomic gibi daha yakın mesafeden daha zarif bir şutla atardı golünü. Sergen’in frikik golleri usta bir ressamın fırça darbelerini andıracak kadar sanatsaldı. Beşiktaş serbest vuruş kazandığında Sergen’in yüzünde beliren “bana bırakın” ifadesi, rakiplerin tedirginlikle geçen birkaç dakikasına mal oluyordu. Sergen’in diğerlerinden farkı atmayı kafasına koyduysa atardı. Sergen’in diğerlerine göre sorunu ise kolay kolay böyle şeyleri “kafasına takmaz”, “kafasına koymazdı”. O yüzden belki de sadece ülke sınırlarına hapsetti bu yeteneği.
Bu usta frikikçilerin, barajları yıkıp geçen isimlerin üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin unutulmayacak bir konuma eriştiler futbol severlerin hafızalarında. En zorlu barajı ise 7 Haziran gecesi Türkiye halkları aştı. 9,15’lik baraja nazire yaparcasına %10’luk barajla mücadele eden halk mesafe, engel, hakem, federasyon tanımadı ve golünü attı. Sergen kusura bakmasın ama bu gol izlediğim en şık frikik golüydü. Şimdi sıra seri gollerde… 

ÖNCEKİ HABER

HDP'nin zaferi yurt genelinde coşkuyla kutlandı

SONRAKİ HABER

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'dan F-35 açıklaması

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa