Madencinin Derin Çığlığı

Madencinin Derin Çığlığı

Zonguldak’a ‘Kara Elmas diyarı’ derler. Bu benzetme, şehrin temel kaynağının kömürcülük olması nedeniyle yapılıyor. Söz konusu Zonguldak ise ‘kara’, kömürün karasından başka anlamlar da taşır. İlkel, iş güvenliği olmayan, denetimden uzak koşullarda çalıştırılan madenler, pek çok madencin

İsmail Afacan

‘Yüz Bin Kişiydiler’ filminin yönetmeni Metin Kaya ikinci belgesi ile de maden işçilerinin yaşamına ışık tutmaya devam ediyor. Galası Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Kültür Merkezinde yapılan ‘Derin Çığlık/263’, 1992 yılında Kozlu’da 263 işçinin hayatını kaybetmesine neden olan grizu patlamasını mercek altına alıyor. Kozlu’da yaşananlar maden işçilerinin makus talihi! Kaçak ve iş güvenliğinden yoksun, denetimden uzak madenler bu ‘makus talihin’ tekrar etmesinde baş rol oynuyor.

Metin Kaya, belgesel film yapmaya işçi sorunlarını anlatabilmek için başlamış. Yönetmen Kaya bu Derin Çığlık’ta, patlamada yaşamını yitiren, sağ kalan işçilerle, işletmenin teknik sorumlularıyla röportajlar yapmış. Yeni filmini, ‘Yüz Bin Kişiydiler’ belgesel filminin devamı olarak gören Metin Kaya ‘Derin Çığlık’ı, yaşamını yitiren tüm maden işçilerine ithaf etmiş.

KAZA DEĞİL CİNAYET

Kozlu, Zonguldak kömür madenciliği tarihinin en büyük felaketi olarak görülür. Metin Kaya belgeselinde bu felaketin nedenlerini inceliyor. Patlamadan dört saat önce gaz istasyonunda metan gazının 2,6 dolaylarına kadar çıkar. Havalandırma yapılıp madenin boşaltılması gerekirken bu durum göz ardı edilmiş. Oysa bu oran 1,6’yı geçtiği zaman sinyal sesi vermesi gerekiyor. Belgesel, işçilerde gaz maskelerinin olmamasına ve dolayısıyla çoğunun zehirlenerek ölmesine dikkat çekiyor. Yangın gerekçesiyle ocağa kirli su pompalanınca ocaktaki deliller de yok edilmiş. Birçok işçinin cesedi çıkarılmadan suyun pompalanmış olması işçilerin cesedine dahi saygı gösterilmemesinin en açık örneği. Kozlu’dan 20 sene sonra, 17 Mayıs 2010’da Karadon maden ocağında 30 madencinin, Kozlu’daki faciayla aynı nedenlerle yaşamını yitirmesi yaşananlardan hiç ders çıkarılmadığının göstergesi. Devlet yetkilileri ise ders almak bir yana her dönem suçu kaderde aramış. Madenci ölümleri: “bu işin fıtratında var, temiz öldüler, her madende bu kadar ölüm olur” diyerek geçiştiriliyor.

OTUR YERİNE AHLAKSIZ KADIN!

Grizu patlamasından sonra yaşamını yitiren işçilerin yakınlarına ve sağ kurtulan işçilere devlet destek olmamış. Devlet bir tarafa, asıl sendikanın sessiz kalması işçilerde ve yakınlarında hayal kırıklığına uğratmış. ‘Derin Çığlık/263’, facianın öncesi ve sonrasında sendikanın işçilere kayıtsız kalan tutumunu da gözler önüne seriyor. Kozlu’daki faciadan sonra yapılan işçi kurultayında yaşamını yitiren işçilerin yakınlarının, ölen işçiler için saygı duruşu yapılması istekleri ret edilmekle kalmamış engellenmiş de. Hayatını kaybeden bir madencinin eşi kurultayda konuşturulmamış. Sendika başkanı Şemsi Denizer kadına: ‘ahlaksız kadın otur yerine’ diyerek hakaret etmiş. Bununla da yetinmeyen Denizer’in korumaları patlamada ölen işçi yakınlarını tartaklamış.

FATURA SAĞ KALAN İŞÇİLERE KESİLİYOR

Kazadan sağ kurtulan işçiler yapılan röportajlarda faciayı anlatırlarken gözlerinin dolmasını engelleyemiyorlar. Kazada kaybettikleri arkadaşlarının inlemeleri, feryatları zihinlerinde hala tazecik çünkü. Olayın üzerinden yirmi sene geçmesine rağmen işçiler travmayı atlatabilmiş değiller. Madende sağ çıkan bir işçi, “yerin üstünde yaşayanlar insan da, altındakiler insan değil mi” diye feryat ediyor. Patlamadan sonra davalar açılmış ama suçluları bulmak şöyle dursun adeta patlamadan sağ kurtulanlar suçlanmış. “Neden havalandırmayı açmadınız, metan gazının oranı yükseldiğinde neden madeni boşaltmadınız” denilerek fatura işçilere ve teknik sorumlulara kesilmeye çalışılmış.

KOZLU’DA YAŞANANLAR BÜYÜK MADENCİ YÜRÜYÜŞÜNÜN CEZASI

Film gösteriminin hemen arkasından Zahit Atam’ın yönetiminde bir de söyleşi gerçekleştirildi. Giriş konuşmasında Atam, “Kozlu’da yaşananlar 1991’deki büyük madenci yürüyüşünün cezasıdır” dedi. “Madenci yürüyüşünün kazanımları bu süreçte törpülenmiş, madenlerin özelleştirilmesi hızlandırılmış ve iş güvenliğine dönük önlemler alınmayarak bu süreç hazırlanmıştır. Yaşanılan iş kazası değil iş cinayetidir” dedi. Madenlerde koşulların 150 yıl öncesinden daha kötü ve ilkel olduğunu söyleyen Kaya, kömürlerin hala katırların üzerinde taşındığına dikkat çekti. Kaya maden işçi sorunlarını anlatmaya devam edeceklerini söyledi. Kaya, sözünü işçileri emekçileri örgütlü mücadeleye çağrı yaparak bitirdi.
(İstanbul/EVRENSEL)


‘100 BİN KİŞİYDİLER’ ALTIN PORTAKAL ALMIŞTI

Yönetmenliğini yaptığı Zonguldaklı maden işçilerinin 1990-1991 grevi ile Ankara yürüyüşünü konu alan “100 Bin Kişiydiler” belgesel filmi, Antalya’da yapılan 46’ncı Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi İlk Belgesel” ödülünü “Ben ve Nuri Bala” belgeselinin yönetmeni Melisa Önel’le paylaştı.


KOZLU FACİASI

3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak’ın Kozlu ilçesinde ilçesindeki taş kömürü maden ocağında saat 19.45 - 20.00 arasındaki zincirleme grizu patlamaları nedeniyle meydana gelen facia Zonguldak’ta kömür madenciliğinin 150 yıllık tarihinin en büyük felaketi olarak görülür. Grizu patlamasında 263 madenci yaşamını yitirmiştir. Maden ocağı, 26 Mart 1992 günü tekrar açılmış, yangının kızışması üzerine çok geçmeden bir kere daha kapatılmıştı.

www.evrensel.net