31 Mayıs 2015 04:33

Kobani ve Cizir kantonlarını birleştirme operasyonu

Paylaş

Mela EHMED*

YPG’nin Cizir Kantonunda Til Hemis ve Til Berik beldelerini özgürleştirmesinden sonra IŞİD büyük bir güçle Haseke ve Til Temir arasındaki Süryani köylerine saldırmış ve birçok sivili katletmiş ayrıca onlarca Süryani ve Kürt köyünü de işgal etmişti.
YPG, Şamer aşiretine bağlı güçler ve Süryani güçlerin karadan ve Koalisyon kuvvetlerinin de havadan verdiği destekle yürütülen operasyonlarda geldiğimiz aşama itibariyle Haseke – Til Temir arasındaki köyler özgürleştirildi ve YPG güçleri stratejik Abdulaziz dağlarını alarak Serekaniye’den Til Ebyad’a doğru hızla ilerlemeye başladı. Abdulaziz Dağlarının temizlenmesi bu ilerleyişin önemli sebeplerinden biriydi. YPG güçleri bu yazıyı yazdığımız saatlerde Serekaniye’den Til Ebyad’a doğru 45 KM ilerlemişken Kobani’den Til Ebyad’a doğru da Til Ebyad merkeze 10 KM mesafeye kadar yaklaşmış oldu.

Burkan El Fırat güçleri de yaptıkları açıklamayla Til Ebyad’ı özgürleştirme operasyonunun başladığını resmen ilan etti.
Til Ebyad’ın merkezinin yarısının Araplardan oluşması nedeniyle özellikle Rakka Devrimcileri Tugayı vb. örgütlerden oluşan ÖSO grupları ile YPG’nin de yer aldığı Burkan El Fırat güçleri Til Ebyad’ı özgürleştirme operasyonunu yürütüyor.
Bölgedeki aşiretlerle aylar öncesinden görüşmeye başlayan Burkan El Fırat, Til Ebyad ve civarını da askeri bölge ilan ederek halkın can güvenlikleri açısından buraları terk etmelerini istedi.

Bugün (29 Mayıs) YPG’nin Serekaniye ve Kobani taraflarından Til Ebyad’a doğru ilerlemesi üzerine bölgeyi terk etmeye çalışan sivillerden yaklaşık 100 kişinin de IŞİD tarafından infaz edildiği iddia edildi.

YPG’nin Cizir’deki operasyonlarının başlamasından itibaren IŞİD ve ona yakın birçok şoven Arap medya kanalı, sitesi YPG’nin Arap sivillere yönelik katliam yaptığı yönünde propaganda yapmaya başlamıştı. Bu tür propaganda haberlerinin Til Ebyad’ı özgürleştirme operasyonlarında artarak devam etmesi bekleniyor. Ancak YPG daha önce de yaptığı açıklamada hem bölgesel hem de uluslararası tüm insan hakları kuruluşlarının istemeleri halinde bu tür iddiaları araştırabileceğini ve kendilerinin de buna yardımcı olacaklarını duyurmuştu.

Cizir ve Kobani kantonlarını birleştirme operasyonlarının kısa sürede sonuç vermesi bekleniyor. Konuyu askeri, teknik konulara boğmamak adına Cizir ve Kobani kantonları arasında bağlantı sağlanmasının ne anlama geldiğini ifade etmeye çalışmak daha yararlı olacaktır.

Güney Kürdistan sınırından başlayıp  Serekaniye batısına kadar uzanan Cizir kantonu ile Fırat nehrinin doğusundan başlayıp Til Ebyad’a kadar uzanan Kobani kantonlarının birleşmesi halinde tek kapısı Türkiye olan Kobani kantonu üzerindeki kuşatma tamamen kalkmış olacak.

Fırat nehrinin batı yakasında yer alan Cerablus ve Minbic’e yönelik IŞİD operasyonlarının Kobani yönünden başlaması bekleniyor. IŞİD’e karşı bölgede savaşma kapasitesi olan tek ılımlı gücün Burkan el Fırat güçleri olması Koalisyon için de Kobani ve Cizir kantonlarının birleşmesini zorunlu kılıyor.

Koalisyonun hem Kobani hem de Cizir tarafından Til Ebyad’a doğru yürütülen operasyonlara ciddi hava desteği sunması ve özellikle de Güney Kürdistan üzerinden gönderdiği ağır silahlar bu operasyona Koalisyonun da bizzat katılımı ve planlamasında yer aldığını gösteriyor.

ŞEYH MAQSUD’TA NUSRA PROVOKASYONU

Geçen haftalarda YPG’nin Şeyh Maqsud’ta yaşayan Araplara kötü davrandığı iddiasıyla YPG’ye karşı Nusra önderliğinde kurulan operasyon odası YPG’yi tehdit etmiş ve Şeyh Maqsud’a saldıracaklarını duyurmuştu. Ancak sonrasında bazı grupların araya girmesi ve tabiri caizse YPG’nin “alttan almasıyla” gerginlik anlaşmayla sonuçlanmıştı. Ancak bu hafta Nusra tekrar aynı bahanelerle YPG’ye saldırdı. Şeyh Maqsud’ta bazı noktalarda başlayan çatışmalarda 1 YPG’li şehit oldu ve 10 Nusra’lı öldürüldü. Sonrasında araya bazı grupların girmesiyle tekrar bir anlaşma sağlanmış oldu.

YPG’ye savaş açan Nusra’nın dışında Sultan Murad Tugayı adlı grubun Türkiye’ye yakın olması ve Nusra’nın da Türkiye ile olan ve artık dünya medyasına yansıyan ilişkileri dikkate alındığında insanın aklına haliyle bu hamlenin Türkiye kaynaklı olduğu akla geliyor. Zaten YPG de yaptığı açıklamada Sultan Murad Tugayı ve Nusra’nın Türkiye bağlantısına dikkat çekmişti.
Şu an için gerginlik devam etse de çatışmalar durmuş durumda. Ancak her an çatışmaların tekrar başlayacağını da belirtmek gerekiyor.

Suud, Katar ve Türkiye’nin anlaşmasıyla İdlib ve Cisir Şuğur’un alınmasından sonra Mestume’yi ve Ariha’yı da alan Nusra liderliğindeki Fetih Ordusu adlı cihatçı bileşenler Suriye Ordusunun Lazkiye – Halep bağlantısını kesmiş oldular. YPG’nin denetimindeki Şeyh Maqsud mahallesini sürekli taciz eden cihatçı örgütler YPG’yi rejim işbirlikçiliğiyle suçlayarak Halep’ten çıkarmak istemektedir. Ancak kısa vadedeki önceliği Suriye ordusunun denetimindeki Hama, Humus ve Halep olduğu için şimdilik Şeyh Maqsud’ta YPG’ye karşı geniş çaplı bir saldırı başlatılamıyor. Halep’te başlayacak bir çatışma Afrin’e de uzanacağından şimdilik bu adım ertelenmiş görünüyor.

YPG ise yaptığı açıklamada çatışma istemediğini ancak saldırı halinde buna sert karşılık vereceğini duyurdu. YPG Sözcüsü Rêdûr Xelîl her türlü saldırıya cevap verebilecekleri silahlara ve imkana sahip olduklarını açıklayarak saldırılara hazırlıklı oldukları mesajını verdi.

Suriye, Türkiye ve Katar ortaklı  Nusra liderliğindeki cihatçı Fetih Ordusu’nun İdlip’te kaydettiği ilerlemeler devam etse de batının Nusra vb. örgütlerden dolayı bu oluşuma sıcak bakmadığı biliniyor. Son dönemde dünya basınında konuya dair ortak yorum, batının körfezdeki çıkarlarından dolayı Suud önderliğindeki yeni oluşumun Suriye ve Irak’ta “İran yayılmacılığına” karşı batının hoşlanmadığı araçları kullanan bu üçlü ittifakın savaş sahalarındaki enstrümanlarına ses etmediği yönünde. Ancak Koalisyon uçaklarının geçen haftalarda Halep kuzeyinde Nusra’ya yönelik saldırılarıyla bir mesaj verdiği de açıkça ortadadır.
Şu an için Suriye’de taraflar yeni pozisyonlarını almış görünüyorlar. Suriye ordusunun asıl önceliğinin Lübnan – Lazkiye hattını korumak, Cihadçıların Halep – Humus – İdlip gibi “Sünni” kentleri tamamen denetimine almaya çalışmak, IŞİD’in Suriye ordusunun gerilemesini fırsat bilerek Humus’ta (Palmira) olduğu gibi Suriye ordusundan toprak kazanmaya çalışmak ve YPG karşısındaki gerilemeyi yavaşlatmak YPG’nin ise Kobani ve Cizir’i birleştirdikten sonra Afrin ve Kobani arasında da bir şekilde bağlantıyı sağlamak şeklinde kısa süreli hedefler belirledikleri görülüyor.

Suriye sahasında olacak olanları, hızla değişen şartlar nedeniyle, tam olarak tahmin etmek mümkün olmasa da tarafların aldıkları pozisyonlara baktığımızda Sahada Batı koalisyonunun güvenebileceği tek gücün YPG’yle de ortak hareket eden Burkan el Fırat olduğunu söyleyebiliriz. Koalisyonun Irak’ta desteklediği yerel güçlerin IŞİD karşısında istenilen ilerlemeyi sağlayamamasına karşılık Burkan el Fırat’ın Irak’ta verilen düzeyde desteğe sahip olmamasına rağmen hızlı ilerleyişi Batının Burkan el Fırat’a IŞİD’le mücadelede daha fazla önem vereceğini ve destek sunacağını beklemek yanlış olmayacaktır.
Tabii bu destekle yürütülen IŞİD’le mücadelede yer alan YPG’nin ve temsil ettiği siyasi güçlerin Ortadoğu’nun diğer bölgelerindeki “aktörlük” konusundaki rollerinin daha da ileri düzeyde olacağını tahmin etmek güç olmayacaktır.

Tvvitter: @mela_ehmed

ÖNCEKİ HABER

Nusra'yla dans

SONRAKİ HABER

12 yaşındaki çocuk parkta oynarken elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa