28 Mayıs 2015 00:27

Van YYÜ'de Yaşar Kemal paneli

Edebiyatımızın büyük ustası Yaşar Kemal ölümünün ardından anılmaya devam ediliyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde Akademisyenler Platformu YÜYAP tarafından Yrd.Doç.Dr. Fethi Demir, Yazar Kibar Kristin Özbey ve Şair-Yazar Mahmut Temizyürek’in katılımıyla düzenlenen panelden sonra gazeteci Nebil Özgentürk tarafından hazırlanan Yaşar Kemal belgeseli izlendi.

Paylaş

Edebiyatımızın büyük ustası Yaşar Kemal ölümünün ardından anılmaya devam ediliyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde Akademisyenler Platformu YÜYAP tarafından Yrd.Doç.Dr. Fethi Demir, Yazar Kibar Kristin Özbey ve  Şair-Yazar Mahmut Temizyürek’in katılımıyla düzenlenen panelden sonra gazeteci Nebil Özgentürk tarafından hazırlanan Yaşar Kemal belgeseli izlendi.
 
VANLI, ÇUKUROVALI VE TÜRKİYELİ BİR YAZARIMIZ OLARAK ANIYORUZ

Panelin moderatörlüğünü yapan Yrd.Doç.Dr. Seyit Battal Uğurlu YÜYAP’ın kuruluş ve varlığının nedeninin Yüzüncü Yıl Üniversitesinin ve ülkenin daha yaşanılır bir yer olması için çalışmak olduğunu ifade etti. Uğurlu, Yaşar Kemal’in Van, bölge ve dünya açısından önemine vurgu yaptıktan sonra Yaşar Kemal’i Vanlı, Çukurovalı ve Türkiyeli bir yazar olarak andıklarını vurguladı.
 
İÇİNDE BİN İNSAN OLAN BİR İNSAN

İlk sözü alan Kibar Kristin Özbey, Yaşar Kemal’in yaşam hikayesi anlattı. “İçinde bin insan olan bir insan" olarak Yaşar Kemal’i anlatan Özbey Türkçe yazan ve konuşan Kürt bir yazar olan Kemal’in hayatını bütün kültürlerin kardeşçe  bir arada yaşadığı bir dünya olarak tanımladı.

Şair Mahmut Temizyürek ise  Yaşar Kemal’in edebiyatını rahim yeri, doğum yeri ve kendini kabul ettiği yer olarak üçe ayırdığını belirtti.  Yaşar Kemal’in Henis'ten Hemiti'ye olan göçünün Êzidi ve Arap göçlerine benzetilebileceğini söyleyen Temizyürek, Kemal’in annesinin  Kürtçeden başka bir dil bilmeyen bir dengbej olduğunu ve bu nedenle rahim bölgesinin sözlü kültür olduğunu belirtti. Yaşar Kemal’in Ağıtlar kitabının Kemal’in gezgin aşıklık yaptığı dönemin ürünü olduğunu belirten Temizyürek  bu aşıklığın bir örneğinin de Feqiye Teyran'ı anlattığı bir ada hikayesi olduğunu söyledi. Kemal’in "Türkçeyi kazanıp Kürtçeyi kaybettiği" Hemiti'deki okulu doğum yeri olarak adlandıran Temizyürek, yazarın doğum yerinin inanılmaz güzellikte bir cennet aynı zamanda bir cehennem olduğunu ifade etti.
 
TELESKOP DESTANCISI

Yaşar Kemal’in Adana’da Abidin Dino, İlhan Başgöz ve Güzin Dino gibi komünistlerle ilişkide olduğunu belirten Temizyürek  Kemal’e tutuklandığı dönemde Arif Dino tarafından 100 kitap hediye edildiğini söyledi.  Temizürek, Arif Dino’nun Kemal’e kitap hediye etmesini “Arif Dino’nun gönderdiği 100 roman içerisinde 3 tane Don Kişot vardır. Kemal 3 kitabı yanlışlıkla yolladığını düşünerek kitaplarından birisini aldıktan sonra diğer ikisini Dino’ya götürür ama Dino kitapları yanlışlıkla vermediğini ve ömrü boyunca elinden düşürmeyeceğini yıprandıkça diğer kitabı okumaya başlayacağını söyler” şeklinde anlattı.

Temizyürek  “Teleskop modern çağın kurucu aletidir. Bir destancının elinde teleskop varsa, kıymetli olurmuş. Kemal, teleskopla görmüş ve ilk kez görüyormuş gibi anlatır doğayı” sözleri ile Yaşar Kemal’e neden Teleskoplu destancı dendiğini açıkladı.
 
TÜRKİYE’DE İLK ROMANLAR KOPYA İDİ

Son olarak söz alan Yrd.Doç.Dr. Fethi Demir ise  Yaşar Kemal’in romanlarını var eden şeyin  bellek olduğu belirterek sözlerine başladı.  Demir,  "Yaşar Kemal batılı sanat olan romana doğulu bir ruh üflenmiştir. Türkiye’deki ilk romanlarının hepsi gerçek karakter  ve tiplerden uzaktır. Çünkü o karakterler batının kopyası idi ve romanı topluma mesaj vermek olarak anladılar” sözleri ile Türkiye’de ilk yazılan romanların toplumdan kopuk olmasını eleştirdi.
 
DÜNYA EDEBİYATINA KENDİ KÜLTÜRÜNÜZDEN BİR ŞEY KATARAK YARAR SAĞLARSINIZ

Yaşar Kemal’in sözlü hal kültüründen beslenip yerelleştiği kadar evrenselleştiğini de belirten Demir “Dünya edebiyatına kendi hikayenizden, kültürünüzden bir şey katarak  yarar sağlarsınız” dedi.  Yaşar Kemal’in romanlarının temelde 5  başlığa ayrıldığını ifade eden  Demir,  İnce Memed serisinin  soylu eşkıyalık romanları arasında yer aldığını ve toplumun benimsemesinden kaynaklı İnce Memed'i öldürmediğini, bu nedenle Yaşar Kemal’in karakterlerinin insan boyutunu kaybetmediğini söyledi.  Demir İnce Memed'i farklı kılanın dikey anlamda evrensel, yatay anlamda  yerel olması olduğunu ifade etti.  

Demir, Yaşar Kemal 'Bolluk ve Kıtlık' romanlarında kahramanlarının iç dünyasını verir, geleneksel anlatımda kalmaz, modern dünyaya üfler. Yusufçuk Yusuf romanında "kapitalizmin Çukurova’ya girişini ve  yoksul kesimin iki kısım arasında tercih yapmak zorunda kalışını anlatır" şeklinde konuştu. Demir son olarak Yaşar Kemal’in ekolojiyi  dikkate alan en önemli yazarlardan olduğunu belirtti.
 
EFENDİLERİ KENDİ DİLLERİNDE UTANDIRDI

Katılımcılar, konuşmalarından sonra dinleyicilerden gelen sorulara cevap verdi. Bir dinleyicinin Yaşar Kemal’in "Neden Kürtçe yazmadığı" sorusuna Mahmut Temizyürek  asimilasyon politikalarının sonuçlarına işaret ederek, Kemal’in efendileri kendi dillerinde utandırmayı başardığını söyledi. Soru ve cevaplardan sonra Nebil Özgentürk’in Yaşar Kemal belgeseli izlendi. (Van/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Dindar-kindar-itaatkar nesiller yaratma çabası

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu'dan 2. yıl dönümünde “Adalet Yürüyüşü” açıklaması

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa