28 Mayıs 2015 04:57

Direnişe mektuplar: Metal işçilerine enternasyonal destek

Dünyanın her yerinden işçiler ve kamu emekçileri gazetemize gönderdikleri mektuplarla metal direnişindeki sınıf kardeşlerine destek vermeyi sürdürüyor. Metal işçilerine Almanya ve Fas'tan da dayanışma mesajları ulaştı.

Paylaş

Dünyanın her yerinden işçiler ve kamu emekçileri gazetemize gönderdikleri mektuplarla metal direnişindeki sınıf kardeşlerine destek vermeyi sürdürüyor. Metal işçilerine Almanya ve Fas'tan da dayanışma mesajları ulaştı.

METAL İŞÇİSİ KAZANIRSA KAMU İŞÇİSİ DE KAZANACAK

Bir grup kamu işçisi

Türk-İş yönetimi Renault, TOFAŞ başta olmak üzere diğer fabrikalardaki direnişe baştan beri sessiz kalarak patronları ve Türk Metal’i destekleyici açıklamalar yaparak 210 bin kamu işçisini kapsayan kamu toplusözleşmelerinde uzlaşmacı ve teslimiyetçi bir tutum sergileyeceğini belirlemiş oldu.
İşçi sınıfının mücadele ve hak alma örgütü olması gereken Türk İş, metal işçisinin haklı talepleri karşısında işçiden yana tavır takınması gerekirken patronların ve sarı sendika olan Türk Metal’in yanında saf tutmuştur.
Türk-İş’in bu tutumu biz kamu işçilerini ciddi anlamda kaygılandırmaktadır, toplusözleşme görüşmelerimizin devam ettiği şu dönemde Türk-İş yönetiminin toplusözleşme masasında  uzlaşmacı bir tutum izleyeceği ayan beyan açık ortadadır.
Biz kamu çalışanı işçileri olarak Bursa, Kocaeli ve Ankara’daki metal işçilerinin mücadelesine sahip çıkmalı ve onlara destek vermeliyiz, onların kazanımları bizlerin kazanımı olacaktır. Bu tutumumuz devam eden toplusözleşme sürecinde Türk-İş yönetiminin tavrını da etkileyecektir. Onun içindir ki Türk-İş’in bu uzlaşmacı tutumuna karşı tüm işyerlerimizde toplu sözleşmemize sahip çıkıp duyarlı olmalıyız.
Kamu işçisi öldü, kamu işçisi diye bir şey kalmadı, artık toplumsal sendikacılık öldü diyenlere inat kamu işçisi alanda varlığını ve gücünü göstermeli, bu ülkede kamu işçisinden bir şey olmaz her şeyi hak ediyor diyenlere inat bizlerden her şey olur diye ekmeğimize, alın terimize ve toplusözleşmemize sahip çıkarak ve metal işçisine destek vererek alanlara inmeliyiz. Türk-İş’in patronlardan ve sarı sendikadan yana tutumunu tüm işyerlerimizde kınamalıyız. Ve toplu sözleşme görüşmelerinde teslimiyetçi bir tutum sergilemelerini engellemeliyiz.
Tüm kamu işyerlerinde toplusözleşme izleme komiteleri oluşturularak gelişmeleri yakından takip ederek tabandan en geniş kesimlere ulaştırmalıyız.


MKE ÇALIŞANLARINDAN METAL DİRENİŞİNE SELAM

Bir MKE işçisi
Kırıkkale

KIRIKKALE MKE fabrikaları çalışanları, Türk Metal Sendikasına üye olup hiçbir hak alamamaktadırlar, hatta alınan haklarımızdan kayıplar yaşanmaktadır. Geçen sözleşme döneminde hükümetin verdiğinden fazla olarak uzlaşma kurulunun yasa gereğince vermiş olduğu binde ikilik ilave zamla övünür oldular. 2015-2016 sözleşmemiz henüz yapılmayıp 7 hazirandan önce bitirileceği söylemektedirler. Tek bildikleri bir şey varsa o da ayda bir yevmiye aidat kesmektir. Şube başkanı seçimi diye yalandan demokrasi oynatıyorlar, kendi adamlarını temsilci atıyorlar. Buradan sendika ağalarına sesleniyorum Kıbrıs’ta yıldızı bol oteller, eğlence merkezleri yapıncaya kadar işçi hak ve hukuku ile ilgilenseniz daha iyi olmaz mı? Yeter artık emekçilerin kanını emdiğiniz.


BAŞKA YOLUMUZ YOK

Birsen SEYHAN
SES Genel Sekreteri

Yurdun dört bir yanında birinci basamak sağlık emekçileri grevdeyken, metal işçileri ise ülke ve dünya gündemine oturan direnişleriyle tarih yazıyorlardı. Türkiye’de her alandan emekçilerin ve işçilerin kölelik koşullarında çalıştığını ve insanca yaşam koşullarına ulaşmak için verdikleri mücadeleyi son günlerde daha net görmeye başladık. Birinci basamak sağlık çalışanları dayatılan nöbet adı altında fazla ve esnek çalışma saatlerine itirazları sonucu ceza puanları ile işsiz kalmayla karşı karşıya kalmıştır. Hastanelerde performans baskısı, angarya çalışma, görev tanımının olmaması, iş kazaları, meslek hastalıkları, şiddet başta olmak üzere sağlık çalışanlarının tamamı için çalışma koşulları ve baskılar artık dayanılmaz noktaya gelmiştir.
Benzer şekilde çalışma koşullarına, iş birlikçi sendikal anlayışa ve sermayeye karşı metal işçileri de haklarını almak için Bursa Renault fabrikasından başlayan mücadele ateşini yakmışlardır. Bursa’da başlayan eylemler dalga dalga birçok fabrikaya yayıldı.
Ankara’da Türk Traktör işçilerine destek için gittiğimizde insanın içini ürperten bir hava vardı. Çoğunluğu yirmili yaşlarda olan işçiler yerlerinde duramıyor bu sefer olacak diyorlardı ‘98 metal eylemine katılmış ağabeylerine. Sohbet ettiğimizde ne kadar haklı olduklarını anladık. Elinde bir poşet ilaç olan işçi rahatsız olduğu halde rapor kullanamadığını; kullandığında mesaisinden kesildiğini söylüyordu. Üstelik nişanlı olduğunu, yakında düğünü olacağını, o yüzden buna katlanmak zorunda olduğunu anlattı. Bir diğer işçi ellerini uzatıp avcundaki yaraları göstererek iş güvenliğinin olmadığını, kullanılan yağların ve diğer malzemelerin bu hale getirdiğini belirtiyordu. Parmaklıkların bu tarafında arkadaşlarını görmeye gelen bir işçi kısa süre önce bu fabrikadan işten atıldığını; nedeninin de hastalanıp rapor almak olduğunu söylüyordu. Hemen hepsinde bel ağrısı, bel ve boyun fıtığı mevcut. Bu olumsuz koşullara rağmen çalışmak zorunda olduklarını, en küçük bir itirazda işlerine son verildiğini aktardılar. Üstelik buradan çıkarıldıklarında hiçbir fabrikanın onlara iş vermediğini çünkü bel fıtığı gibi kalıcı rahatsızlıklarından dolayı patronlar tarafından işe yaramaz bulunduklarını da eklediler. Başta yüz bin dolayında metal işçisi olmak üzere tüm işçi sınıfının gözü kulağı insanca yaşamak, haklarını korumak ve geleceğine sahip çıkmak için direnişe geçen metal işçilerindedir. Kamu emekçileri için de toplusözleşme görüşmeleri de yaklaşırken, metal işçilerinin talepleri ve mücadelesi bizim için de yol gösterici olmalıdır. Çünkü onların yaşadıklarını, emekçilerden değil sermayeden yana sendikal anlayışların kapalı kapılar arkasında nasıl ihanet sözleşmeleri imzaladıklarını çok yakından tanıyoruz. Şunu da biliyoruz ki hep birlikte, dayanışmayla, ortak mücadele ettiğimiz sürece başarılı olacağız. Metal işçileri AKP iktidarının başta grev yasağı olmak üzere ortaya koydukları mücadele kararlılığıyla hiçbir baskıya pabuç bırakmayacaklarını göstermişlerdir. Bunu yaparken de birlikte ve ortak mücadele bilincini de ortaya koymuşlardır. Bu bilinç ancak diğer işçilerin kendi işyerlerinde harekete geçmesiyle gerçek bir dayanışma ve gerçek bir destek demektir. Kamu emekçileri olarak bizler de bugünden itibaren tam da seçim öncesi ve bizlerin önümüzdeki iki yılı belirleyen toplusözleşme öncesi metal işçilerinin açtığı bu mücadele hattını ortaklaştırmalıyız. Direnişte olan metal işçilerine destek önemlidir. İşyerlerimizde bildirilerimizle, forumlarla bu mücadeleyi emekçilerin gündeminde tutmalıyız. Çünkü biliyoruz ki sadece işçileri ziyaret etmek, maddi yardımda bulunmak yeterli değildir. Desteğimiz duygu ve düşüncelerin, maddi yardımların ötesine taşınmalı işyerlerimizdeki bütün emekçilerin ortak ve birleşik mücadelesine dönüşmelidir. Emekçilerin birleşik bir sınıf olarak hareket edebilmesinin başka bir yolu görünmemektedir.


TÜRK METAL'DEN KURTULANLARI TEBRİK EDİYORUZ

Bir grup Türk Traktör işçisi

Biz Türk Traktör işçisi olarak isteklerimiz sabit ve kararlıdır. Renault, TOFAŞ ve diğer firmaların talepleri ile bir değildir. Her çalışan sonuna kadar direnmeye hazır. Diğer firmalarda çalışan arkadaşlarımızı Türk Metal Sendikasından kurtuldukları için tebrik ediyoruz. 1954 yılından bu yana sağlanamamış olan birlik şu andan itibaren sağlanmıştır. Her geçen gün işçinin direncinin azalması beklenirken, aksine daha da artmıştır. Biz çalışanlara terörist vb. yakıştırmalar yaptılar. İşçi diyor ki, madem teröristiz neden uzlaşmak için bizi çağırıyorsunuz. Beyaz yakalı çalışanların da desteklerini görmek bizi mutlu etti. Zor günümüzde beyaz yakalı çalışan arkadaşlarımızı da bize karşı iyimser davranışlarından ötürü tebrik ederiz. Zor günümüzde bize erzak veren tüm Ankara esnafı arkadaşlarımıza canı gönülden teşekkür ederiz. Kapıda bulunan polis arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. Sözlerimizi dinleyen ve yazan gazeteci arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.


MERCEDES BREMEN FABRİKASINDAN METAL DİRENİŞİNE DESTEK

Gerwin Goldstein Mercedes Bremen,
25 IG Metall İşyeri Temsilcisi
Almanya

FORD Gölcük ve Yeniköy fabrikalarındaki meslektaşlarımıza,
Verdiğiniz mücadele bizim mücadelemizdir. Aynı sizler gibi bizde Mercedes’in Bremen’deki fabrikasında daha iyi çalışma koşulları için ve  kiralık işçilik ve işlerin taşerona devredilmesine karşı mücadele ediyoruz. Yine aynı sizin gibi biz de mücadelemizi iki cephede sürdürmekteyiz; bir yandan sermayeye ama diğer yanda giderek sermayenin çıkarlarını kendi çıkarı gibi gören sendika bürokrasisine karşı da mücadele ediyoruz.
Fabrikada 140 işçinin çalıştığı bir bölümün taşerona devredilmesi gündeme geldiğinde, ki biz bu tür firmalara köle tacirleri diyoruz, sendika yönetimimiz buna karşı mücadeleyi örgütleme yanlısı olmadı. Aralık 2014’de kiralık işçiliğe ve taşerona karşı 5 bin işçi greve çıktığımızda sendikamız tarafından sermayeye karşı mücadelede yalnız bırakıldık. Tekel yönetimi greve çıkan işçilerden 761’ine uyarı verdiğinde IG Metall’in tepesindekiler buna karşı mücadeleyi örgütleme yerine mücadele yanlısı arkadaşlarımıza karşı ortam yaratmaya çalıştılar. Vermiş olduğunuz mücadele bizde hayranlık uyandırıyor; çünkü sizler hiçbir maddi destek almadan ailelerinizle birlikte, işveren dostu sendikaya rağmen mücadelenizi yılmadan sürdürüyorsunuz.  
Yaşasın enternasyonal dayanışma. Sizin mücadeleniz bizim mücadelemizdir!


FAS'TAN METAL İŞÇİSİNE MEKTUP

Fas Univers Acier işçisi
Fas

FAS’ın Univers Acier fabrikasında çalışan bir işçiyim. Türkiye’de metal iş koluna bağlı otomotiv sanayii ve metal işçilerinin hakları için yapmış oldukları hak grevleri dalgalar halinde büyüyüp tüm Türkiye’ye yayılırken, tüm işçi ve emekçilerin karşısına çıkan ve hak arama mücadelelerindeki en büyük engel ‘80 darbesinden miras kalan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’dur. Bugün krallıkla yönetilen ve hatta bir polis devleti olan Fas’ta dahi işyerlerindeki toplu iş sözleşmelerinde yetkili olarak patronlarla görüşerek taleplerini dile getirip sözleşme imzalama yetkisini her işyerindeki işçi temsilcileri yaparken -her işyerinin sorunlarını o işyeri çalışanları en iyi bilendir... Doğrusu da budur- ve hatta maaşları 3 günden fazla geciktiğinde üretimi durdurarak grev dahi yapabilmekteyken... Ne yazık ki Kenan Evren döneminden kalma 2821 ve 2822 sayılı İş Kanunları, işçi sınıfı ve emekçilerinin elleri ve kolları bağlanmaktadır. Zaman zaman bazı işyerlerinde maaşlarını aylarca alamasalar dahi mahkemeye gidip faiziyle talep etmeleri ama üretimi durdurmalarının yasal olmadığı bu kanunlarla yasaklanmıştır... Sendikalar dahi toplu iş görüşmeleri olumsuz sonuçlanarak grev kararı alsalar bu kararı direk olarak uygulayamamaktadırlar... İşverenler grev kararına karşı işyerinde greve evet-hayır oylaması yapabilmekte ve bu oylamada sendikalı olmayan tüm çalışanları ve memurlarda oy kullanabilmektedirler.... Her fırsatta darbeye karşı olduklarını söyleyerek Anayasanın değiştirilmesini dile getiren AKP ve diğer partiler emekçilerin birlik ve beraberlik içinde son günlerde hakları için kararlılıkla yaptıkları grevlerin yasal olmadığını söyleyebilmektedir... Bu kararlı hak mücadelelerinde metal ve otomotiv işçilerini selamlıyorum. Bizler de hemen yanımızda çalışmakta olan Renault Fas fabrikası işçileri ile birlikte Türkiye’deki gelişmeleri izlemekte Faslı sınıf kardeşlerimize durumu anlatarak destek olmaya, Fas’ta örgütlü olan sendikalarının Türkiye Renault işçisi içinde harekete geçmesi için elimizden gelen çabayı göstereceğiz….

ÖNCEKİ HABER

Metalde isyan sürüyor: ORS'de vardiya çıkışı eylem

SONRAKİ HABER

"Pençe Harekatı"nda bir asker hayatını kaybetti, 6 asker yaralandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa