24 Mayıs 2015 04:18

Şampiyonluk yarışı ve paranoya

Paylaş

Faruk AYYILDIZ
İstanbul

Ligin sonuna geldik artık. Bugün Galatasaray evinde Beşiktaş’ı ağırlayacak. Fenerbahçe ise İstanbul’da Başakşehir deplasmanına çıkacak. Galatasaray’ın avantajlı olduğu şampiyonluk yarışında son iki haftaya girilirken, şampiyon son haftaya kalmadan belli olabilir. Şampiyon belli olup, kupası verildikten sonra bol bol ‘Nasıl şampiyon oldu?’, ‘Şampiyonluğun hikayesi’ yazıları elbet yazılır. Bu yazıda son 3 haftadır paranoyaya dönüşen ‘şike’ muhabbeti var. Galatasaray’ın Gençlerbirliği ile kendi sahasında oynadığı ve 1-0 kazandığı karşılaşmanın tartışmaları yeni yeni bitiyor. Haftalardır süren tartışmanın sebebi malum; Sneijder’in attığı golde topa elini uzatmadığı iddia edilen Gençlerbirliği kalecisi Ferhat ve bir dönem Galatasaray forması da giymiş Gençlerbirliği forvet oyuncusu Stancu’nun son dakika kaçırdığı gol pozisyonu. Fenerbahçe ve Beşiktaşlılara göre kaleci bilerek elini uzatmamış, Stancu da bilerek o golü atmamıştı. Tabii Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarları o kadar hiddetli ve öfkeliydi ki; ‘İki futbolcuyu şike yapıp, maç satmakla itham etmenin somut verisi, kanıtı, belgesi nedir’ sorusu dahi sorulamadı. Hoş, sorduklarımız da ‘Ama çekti abi elini ya’ dışında cevap verememişti. Anlayabildiğim kadarıyla mantık şöyle işlemişti: Kaleci golü yemeseydi şike olmayacaktı, golü yedi şike var. – Stancu golü atsaydı şike olmayacaktı, golü atamadı şike var. Bu fikre kapılanlar için öngörüleri dışında Gençlerbirliği kalecisi ve forvetinin şike yapmış olabileceğine dair tek belge yoktu.

‘ONLAR ŞİKEYSE BUNLAR DA ŞİKE’

Beşiktaş ve Fenerbahçelilerin bu öfkesine karşılık Galatasaraylılar da; Gençlerbirliği’nin aynı forveti Stancu’nun bir Beşiktaş maçında boş kaleye kaçırdığı yüzde 100’lük gol fırsatının ve Fenerbahçeli Caner Erkin’den hatalı bir gol yiyen Gençlerbirliği kalecisinin videolarını cevap olarak paylaşıyordu. Bu paylaşımların mantığı da; ‘Onlar şikeyse bunlar da şike olmalı.’ Saha içerisinde futbolcuların atamadığı ya da kalecilerin yediği gollerden ‘şike’ sonucuna varanlar arasındaki kavgadan bir galip çıkmayacağı kesin. Yani forvet oyuncusunun atamadığı golden şike sonucu çıkaranlar aynı forvetin daha net bir golü atamamış olmasını görebildiğimiz kadarıyla açıklayamıyor. Yazının devamında şikenin ‘kesin’ olduğunu kanıtlayabilmek için yarım ağız öne sürülen bazı detaylar vardı, onlardan bahsedelim.  

FUTBOL, TARAFTARLIK VE MUHALİF OLMA HALLERİ

Bu yarım ağız öne sürülen gerekçelerden ilki; Galatasaray takımının Ak Saray’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret etmesi. Belirli bir kesim için Galatasaray, Tayyip Erdoğan’ı ziyaret ettikten sonra hakemler Galatasaray lehine kararlar vermeye başlamıştı. Tabii bunun için de ortada en ufak kanıt ya da belge yok. İşin daha vahim noktası; Endüstriyel düzen içerisinde takım tutan insanların başka bir takımı böyle bir ziyaretten dolayı suçlaması. Burada soru çok basit; Tayyip Erdoğan’ın istemesi durumunda Ak Saray’a çıkmayacak, ‘direnecek’ futbol kulübü-takımı var mı? Tapeleri hatırlayanlar anımsayacaktır; Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Erdoğan’dan randevu alabilmek için çabalıyordu ama alamıyordu. Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, ‘Erdoğan’ın desteği, iradesi olmasaydı Vodafone Arena’yı bu noktaya getiremezdik, Başbakan adam gibi adamdır’ sözleri hâlâ ortada duruyor. AKP mitinglerine katılan Trabzon Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’yu saymıyorum bile. Yani Galatasaray Ak Saray’ı ziyaret etti diye şikeci, kirli oluyorken bu ortamda diğerlerine temiz diyebilmek ya da o takımların taraftarı olarak kalabilmek ne kadar mümkün? Takımı şampiyonluğu kaybediyor diye saha içerisindeki teknik meselelerden ‘şike’ sonucu çıkarıp, haftalarca geri adım atmadan bunu savunanlar soruları cevaplamalı.
Ak Saray, politika, futbol demişken Gezi’den bu yana oluşan ‘Galatasaray hükümete cephesine yakın ama Beşiktaş ve Fenerbahçe muhalif’ fikrinin politika ve futbol ile aynı anda ilgilenenlerin dengesini bozduğunu tekrardan hatırlatmak gerekiyor. Galatasaray’ın hükümet takımı, Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin ise muhalif olarak görülmesinin sebebi; ‘Çarşı, Gezi direnişine katılmıştı, Fenerbahçeliler de görünürdü ama Galatasaray taraftar grubu ultrAslan Gezi’ye katılmamıştı.’ Öncelikle tribün grubu ile kulüp yönetimleri ayrımını yapabilmek gerekiyor. Ultraslan, Galatasaray tribününde görünür tek grup olsa bile stadyumun yüzde 2’sinden fazlasını temsil etmiyor. O yüzden ultrAslan’ın Gezi direnişine grup olarak katılmamış olması ne tüm Galatasaraylıları bağlar, ne de Galatasaray’ı hükümet takımı yapar. Mesela ‘Gezi’de yer aldı’ denilen Fenerbahçe tribünlerinin de kitle olarak en büyük grubu GFB, Gezi’ye katılmamıştı. Ancak sayı bakımından daha az gruplar ve bireysel yüzlerce kişi Fenerbahçe taraftarı olarak direnişe katılmıştır.
Galatasaray için de geçerli olan durum bu. Ek olarak; Kadıköy’de de eylemlerin olması Fenerbahçelileri daha görünür kılmıştır. Ancak Galatasaraylıların Beşiktaş ya da Fenerbahçe gibi bir semti yoktur. Küçük olsa da TekYumruk grubu ve ultrAslan ile ilişkisini kesmiş Ali Sami Yen kapalısının önemli gruplarından insanları ciddi oranda direnişteki yerini almıştır. Diğer yandan Gezi dönemi Galatasaray yönetimi (Başkan Ünal Aysal) direnişi desteklediğine dair açıklamalar yapmış, Berkin Elvan cenazesine kulüp adına çelenk gönderilmiş ve twitter yasağına karşı futbolcuların antrenman formalarına twitter logosu eklenmiştir. Ha, tüm bunlar Galatasaray yönetimini nasıl devrimci yapmıyorsa, Galatasaray’ın iktidar, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın ise muhalif takımlar olduğu fikrinin saçma olduğunu da değiştirmiyor. Yönetimlerin tutumları konusunda olan şudur; toplumsal hareketler buralara da etki etmiş ve ufak adımlar attırmıştır bazı konularda.    

SON PARAGRAF

Futbol ile ilgilenen politik-apolitik herkesin (Kendimi de dışında tutmayarak) fanatizme bağladığı dönemler olmuştur, olur. Passolig çıkana kadar uzunca tribüne gitmiş ve tribün dinamikleri üzerine kendisini geliştirmeye çalışan birisi olarak son üç haftayı; gülerek izlediğimi ekleyip; eminim, Galatasaray ikinci olsaydı ve Fenerbahçe ya da Beşiktaş puan olarak öndeyken, Kadıköy’de ya da Beşiktaş maçında Gençlerbirliği kalecisi o golü yeseydi Galatasaray taraftarının da büyük bölümü son üç haftada Fenerbahçe ve Beşiktaşlıların gösterdiği refleksi gösterecekti diyorum. Türkiye’deki toplumsal ilişkilerde yaşanan genel sorun, geri olma hali tribünlere de fazlasıyla hakim. Endüstriyel futbol klişesi yapmayacağım elbet ama bu işleyiş içerisinde bir takımı tutuyorsanız, yarın sizin olduğunuz tribünün, tuttuğunuz takımın ve o takımın yöneticilerinin imza atması muhtemel durumlardan dolayı rakibi suçlarken iki defa düşünmeli. Ya da neredeyse tamamı iktidarlar ile bağlantılı iş adamlarından oluşan futbol yöneticilerine ve takımlara devrimci anlam yüklememeli.
Yoksa ‘Galatasaray, Ak Saray’ı ziyaret etti o yüzden G.Saray lehine kararlar veriliyor’ fikrini savunup, yazılar yazarken Galatasaray’ın son hafta deplasmanda oynayacağı Rizespor’un ve teknik direktörünün şampiyonluk maçına bir hafta kala Ak Saray’da Fenerbahçeli Tayyip Erdoğan’ın huzuruna neden çıktığını ya da Fikret Orman’ın şampiyonluk yarışı sürerken Reza Zarrab ile buluşmasını, onu övmesini açıklayamaz, kendi yazdığınızın çelişkisi içerisinde boğulursunuz. Komplo teorileri iyi değildir.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Ekmeklerini denizden çıkaranlar: Kum midyesi işçileri

SONRAKİ HABER

“Daha sonra” mı, “ŞİMDİ” mi? 

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa