22 Mayıs 2015 04:56

Bir kabin içinde 18 yıl, devlet baskısıyla bir ömür

Küçükçekmece, İstanbul’da emekçilerin yaşadığı ilçelerinden biri. Sultan Murat Mahallesi de İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’ne, Kıraç’a, Avcılar limana her gün binlerce işçiyi yollayan mahallelerden biri. Limanda çalışan Orhan Mineyli ve ailesine bir akşam konuk olduk.

Paylaş

Ersal AŞUDU
Hilal YAĞIZ
İstanbul

Küçükçekmece, İstanbul’da emekçilerin yaşadığı ilçelerinden biri. Sultan Murat Mahallesi de İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’ne, Kıraç’a, Avcılar limana her gün binlerce işçiyi yollayan mahallelerden biri. Limanda çalışan Orhan Mineyli ve ailesine bir akşam konuk olduk. Orhan Mineyli Kumport’taki sendikalaşma mücadelesinde tanımıştık, direnişçi işçilerden biriydi. Bizi kapıda ailenin en yeni üyesi kedileri Duman karşıladı. Önce onunla tanıştık daha sonra evin küçük çocuğu Berkan ve Berna “Hoş geldiniz” dedi. Önce Orhan Mineyli ile başladık sohbete, biz bir sorduk Mineyli başladı anlatmaya. Daha fazla uzatmadan Orhan Mineyli’nin anlattıklarıyla sizi baş başa bırakalım.
Nüfus kağıdı ilkokul bittikten sonra çıktığı için, tam emin değil ama 1970 doğumlu olduğunu söylüyor. Anlatmaya oralardan başlıyor. Kendisini Kürt olarak tanımlayamayacak kadar küçükken, Kürtlüğünün çilesini çekmeye başlamış. Asker baskısı, öğretmen baskısı... Kürt çocuklara zorla öğretmeye çalıştıkları Türkçeyi bile dayaklardan öğrenememiş.

‘DÜŞMEDİM BEN, DÜŞSEM BELKİ DÖVMEYECEKTİ’

Çocukluğunu anlatmaya önce dayaklardan başlıyor, sıra daha sonra doğduğu köye, ailesine geliyor. Diğer 8 kardeşi gibi Van Özalp Awzerik köyünde doğmuş; “Hayatım yazın tarlada, hayvancılıkta, kışın okulda geçti” diye anlatırken, yine askerler giriyor hikayeye: “Dağa çıktığımız, çobanlığa gittiğimiz zaman da askerlerin baskısı vardı. 7- 8 yaşında falandım. 2 ağabeyimle ben kuzulara gittik. Oranın karakol komutanı binbaşıydı. Alay komutanı teftişe gelmişti. Bize saldırdı, ‘Niye buradasınız?’ diye. Ben de Türkçe sadece “muhtar” kelimesini biliyorum. Tabii o arada bana küfrediyor, anneme falan. Anlıyorum ama konuşamıyorum. Sonra ‘Rahat, hazır ol’ dedi, bana bir tokat yapıştırdı. Düşmedim, düşseydim belki dövmeyecekti. Bir tane daha patlattı bana. Çocuğum da tabii o zaman.Yanındaki er başladı ağlamaya.”
“Okudum sayılmaz” diyor, “5. sınıf bittiğinde ben artık kendi köyümden nefret ettim, o psikolojiyi yaşadım. Baskıdan bıktım artık. Babama dedim ki, -babamlar batı tarafına çalışmaya geliyorlardı. ‘Ben de geleyim’ seninle. Dedi ki ‘Sen küçüksün’ falan ama ‘Yok geleceğim’ dedim. Köyden çıkmak istiyordum. Onlarla gittim”

KENAN EVREN’İN BIRAKTIKLARI

Orhan Mineyli, köyden çıkıp Bodrum’a gelince, dayak, küfür eziyet bitmiş mi? Hayır. Kendisi yerlerdeki gazete parçalarından Türkçeyi sökerken, devletin görevlileri de dayaklarını unutturmamışlar hiç. Mahallede bisiklet sürerken almış mahalle bekçisi karakola götürmüş Kürt çocuklarını... Mahallenin bekçisinden karakoldaki polise devreden eziyet, televizyondaki Kenan Evren’de sonlanmış o günlük: “Bekçi, aldı bizi karakola götürdü. Orada bize Atatürk’ün ilkelerini sordular, Kenan Evren’in yasalarını sordular. Biz dedik ‘Biz okulu bitiremedik. Öğrenemedik. Bize sorma, biz bilmiyoruz.’ Tabii bize hakaret ediyorlar. ‘Ne işiniz var burada? Allah’ın Kürtleri, kırolar’ diye. Arada bir tekme tokat... Sonra bizi oturdukları salona götürdüler. Orada da televizyon açık, Kenan Evren konuşma yapıyor. Dediler ‘Siz bunu tanıyor musunuz?’ ‘Tanımıyoruz’ dedik. Bir de orada dayak yedik, ismini bilmiyoruz diye. Bunlar da Kenan Evren’in bize bıraktığı acı anılar.

İSTANBUL’DA İŞÇİLİK BAŞLIYOR

Orhan Mineyli, 18 yaşında Bodrum’dan İstanbul’a gelmiş, Kezban Mineyli’yi sevmiş, almış Burgaz Ada’dan, Bodrum’a kadar tekneyle getirmiş, sonra tekrar İstanbul. İstanbul’da işe, Liman’a giriyor 1997’de. Önce Kantarcı olarak başlamış işe. Sonra bu işe itiraz etmiş, operatörlük görevini vermişler; tabii şimdi, “İstemez olaydım” diyor. 18 senedir yaptığı iş, operatörlük.
Kabinin içerisinde malları boşaltıp yüklüyor. Kabinin içinden saatlerce çıkamadığı bir hayat başlıyor Mineyli için, geri kalan hayatı. Kendisi kısaca şöyle anlatıyor dile kolay 18 seneyi, “Bir kabin içerisinde 18 sene. Yalnızsın, hayal kuruyorsun, dünyayı değiştiriyorsun, politikacı oluyorsun, başbakan oluyorsun, oluyorsun yani... Sürekli yalnızsın ya, çalışırken hayal kuruyorsun. Zengin oluyorsun, gemi alıyorsun, tekne alıyorsun.”18 sene hayatının geçtiği bu işte, psikolojisi bozulmuş, bel fıtığı, boyun fıtığı, ameliyatlar da Allah’ın emri.
Sendikal mücadelesini başlıyor anlatmaya: “Kumport’ta da aynısı oldu. Bizim mevcut sendika sisteminden rahatsızım ben. Bir işe başlarken plansız yapıyorlar. Komite yok, belli bir bütçe ayırmıyorlar. Bu da başlı başına bir hata. ‘Ben işten ayrılırsam sendika bana bakabilecek mi?’ diyor işçi. Komiteyi kurarken başkanı çağırdık biz. Biz 15 kişilik komite kurduk bir yol katettik, 50 üyemiz kalmıştı. Çalışma Bakanlığından liste almışlar. Aldılar ve milleti sorguya çektiler. Beni biliyorlardı, ama yeni üye olanlara, sendikanın ne olduğunu da henüz bilmeyen arkadaşlara, ‘Senin ne zaman hangi saatte üye olduğunu biliyorum’ diyerek baskı yaptılar. Öyle öyle üyeliklerden çıkardılar. Mücadelemiz devam etse de güven kalmadı, sendika bizi sattı denildi. Üyelikler bitti yani, tabii devam ediyor mücadele ama millet korkuyor.”
Liman’da çalışırken de ayrımcılığa uğramış, “Limanda çalışanların çoğu batılıydı. Makine öğreneceğim, adam öğretmek istemiyor Kürt olduğum için. Biz öğrenmeyelim, hep ayak işleri, kürek işi, kazma işinde çalışalım diye uğraşıyorlardı.
“Nereye gidersen git yine de çıkıyor. Sadece iş yerinde değil. Tahrik ediyorlar seni, kavga gürültü işe gidiyorsun, kavga gürültü işten geliyorsun. Dayanamıyorsun tabii ister istemez. Hayatımızın her alanında var ırkçılık” Şimdi de partide seçim bürolarına saldırıyorlar.
Evin kızı Berna da, ilkokulda yaşadığı ayrımcılığı anlatıyor sohbete katılarak. Müdürden, öğretmenlerinden Kürt olduğu için yediği dayakları, yaşadığı dışlanmayı anlattıkça, Orhan Mineyli’nin de gözleri doluyor.


EVİN KEDİSİ DUMAN

Evin bir de kedisi var, Duman. Onu da Berkan anlatıyor. Kendisi Duman’ı küçücükken kötü bir halden, sokaktan almış. Bakmış büyütmüş, ama Duman, evde en çok Orhan Mineyli’yi seviyor. Kendisi de durumu esprili bir dille şöyle ifade ediyor: “Kurtaran biz, görüntü de bu  babasının kucağındaki Duman’ı göstererek.”


15 YILLIK ÇALIŞMAYA 1 YILLIK SİGORTA

Kezban Mineyli, uzakta çalıştığı için eve en geç o giriyor. Yıllardır çalışmanın verdiği yorgunluk, en çok işten eve dönerken ortaya çıkıyor. Ama yine de onda da önceki yorgunluğunun yerini, paylaşmanın verdiği güzel duygu alıyor. O da başlıyor anlatmaya, zengin bir ailenin yanında yemek ve temizlik işini yapıyor. Yani aslında iki kişinin yapacağı işi tek başına yapıyor. 15-16 yıldır çalışıyor ve sadece 1 yıldır sigortası yatmaya başlamış.  
14 yaşında İstanbul’a bir ailenin yanına geliyor. Kastamonulu. Evlendiğinde hiç Kürtçe bilmiyor ve Türkçe bilmeyen bir ailenin yanına gidiyor. “Çok zorluk çektim” diyor. Sendikal mücadelede işinden olduğunda eşi, çok kızmış ama “Hakkını arıyor onlar da” diyor. Bel fıtığı ve boyun fıtığı onda da var. Yıllardır yaptığı işlerden en çok kullandığı sağ elinde zedelenme var.


‘8 SENEDE 8 ÖLÜM GÖRDÜM’

İşçi ölümleri... Görmüş yaşamış.. Kendisinin sebep oldukları yok, ama ölüm var, o da yeter: “8 senede 8 ölüm gördüm limanda. İş arkadaşlarım. Ben 900 tonluk makine kullanıyorum. Tahmin edebiliyorsunuz değil mi? 60 ton yük kullanıyorum, alıyorsun araca koyuyorsun. O anda halat kopuyor adamın üstüne düşüyor. Çok şeyler gördük. Ölen bir genç vardı, henüz 1 haftalık evliydi. Seni çok kötü etkiliyor.”
Tabii bu ölümleri sendikada örgütlenmeye başladıklarında dile getirmişler, patrona, Çalışma Bakanlığına anlatmışlar ama, “hepsi aynı kafa” diyor. “Patron mesela büyük adam, sermaye babası. Tayyip Erdoğan’la, iktidarla araları iyi.”  
2008’de sendikayla mücadelesi başlamış, korkmamış, direnmiş, sendika nedir bilmezken, sendikal faaliyetten dolayı işten atılmış. “Örgütlenmek lazım” diyor Orhan Mineyli, “Yoksa köle olarak kalacağız yani, yoksa kazalar da baskı da sömürü de devam edecek.”

ÖNCEKİ HABER

Fenerbahçe'yi 3-0 yenen Bursaspor kupada finale yükseldi

SONRAKİ HABER

HDP, kadın istihdamı için araştırma önergesi verdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa