19 Mayıs 2015 07:57

Çöp ya da hazine

Paylaş

Selçuk ÇELİK

Macar Kültür Merkezindeki’Trash or Treasure?’(Çöp ya da Hazine?) sergisi; evrilirken doğrulan, iki bacaklı hale gelirken burnu havaya kalkan insanın kozmik derdi üzerine, ‘çöp’ üzerine düşünmeye bizleri davet ediyor.

At-ık, dış-kı sözleri; öteki olmayı ifade eder. Tüketilmeden evvel fetişleştirilen, pozitif değerler atfedilen nesneler kullanıldıktan sonra el sürülmesi onaylanmayan, tiksinilen, iğrençlik (abjection) olarak algılanan nesneler oluyor. Kökeni Farsça olan çöp; ince çubuk parçası anlamına gelse de modern zamanlarda pis, değersiz şeyler için isim olmuştur. Ve modern sonrası toplumlarda çöp; geri dönüşüm nesnesi, alternatif enerji kaynağı, hazine olarak görülür.

Portakal kabuğunu soba üstünde kokutup sonra yaktığımız dünya başkalaşmıştır. Kombi-petek sistemiyle ısındığımız (cesur) yeni dünyada kabuklar doğrudan çöpe atılır. Bu tüketim; oral ve anal doyum arayışıyla ilgilidir. Ve haz ilkesine hukuk, etik ilkeler, estetik yargılar müdahale etmektedir böylece insan ile çöp ilişkisi belirlenmektedir.

ATIKLARDAN HATIRANIZ VAR MI?

Çöp; yaratıcısının izlerini taşır. Nasıl besinler; boğaz, bağırsak güzergahından geçerken deri parçası gibi hatıralar almış olarak, DNA kodları yüklenmiş olarak vücuttan atılıyorsa, çöpler de; kentin tüketim rejimlerine dair röntgenler çekmiş olarak merkezden perifere atılır. Bu atım sürecinde, canlılığın devamı için gereken döngüyü (eko.sistemi) destekleyen günümüzün kutsallarıdır, yani çöp ayrıştırıcılardır, çöp toplayıcılardır.

‘Trasya da Treasure?’sergisi bizlere; uygarlık/medeniyet (civitas), kentlilik/şehirlilik meseleleri etrafında dönen işlerden örnekler, urban art kapsamında enstalasyonlar sunuyor. ‘Trasya da Treasure?’ art sürekli bir aktarımda bulunmuyor, çizgisel olan yerine döngüsel olandan söz ediyor, asosyatif öykülerden ve çepeçevre kuşatan ağdan bahsediyor. Atıkların nasıl değerlendirileceğine dair kullanılmış yamaç paraşütünden tasarlanmış gece elbisesi, atık kağıtlardan tasarlanmış biblolar, AVM poşetlerinden yapılmış halı ve benzeri- varyasyonlar gösteriyor. Sergiyi içerisinde bulunduğu habitatın bir iz düşümü olarak okumak da mümkün. İstiklal caddesi üzerinde çöp atılacak bir tek konteyner bulunmamaktadır, çöpler kapımızdan alınmaktadır. Bu konfor sergide petrokimya ürünü şişelerle kurulmuş tahtile metaforize edilmiştir. İstiklal Caddesi modern insanın mabedi olmuştur. Tüketimin doğurduğu canavar da; sergide Taht’tan Şölen’e uzanan yola serilmiş kırmızı halıda yürümektedir. Video işlerde; içerisine geist/sprit/psike/tin üflenen çöpler/poşetler hareketlenmeye başlamakta, canlanmakta, cana gelmektedir. Böylece sanatçı bizlere hatırlatıyor, hazineyi yere çöp olarak atan da insandır, çöpten hazinesini yaratan da insandır. Yaşananlar ile anımsananlar arasında kapanmaz bir yarık vardır. Ve ‘Trasya da Treasure?’soruyor, atıklarla ilgili bir hatıranız var mı? Fisun İpek’in küratöryel maharetiyle kompoze edilen, Macaristan’dan sanatçının işlerine yer verilen ‘Tras or Treasure?’sergisi; Macar Kültür Merkezinde 31 Mayıs 2015 tarihine kadar görülebilir.

Sanatçılar: ABDK, Cellux, GáborKerekes, KÉK, EndreKoronczi, PET Kupa, RékaLõrincz, Ninimal, MártonNemes, Nyitva!, Paper Up, Plastenka, ZsófiaSzemzõ, Ujirany Landscape Architect, Valyo, GyulaVárnai, WaschmaschineGruppe, 1000% 

TEKİNSİZLİK; AŞİNA OLDUĞUMUZ, YABANCIDIR

Ayrıca merkezin birinci katındaki fanzin ziyafeti; müptelalılarını bekliyor. Burada Doğu Avrupa’dan derlenmiş, geç dönem fanzin örneklerinden geniş bir seçkinin sunulduğunu görüyoruz. Kendi dönemlerinin blogları diyebileceğimiz FAN(atic.maga)ZINEler; satış amacı güdülmeden, çoğu zaman tek örnek olarak yaratılmış, poliyarşikil işkilenerek, düzensiz aralıklarla dağıtılan yayınlardır. Fanzinlerden biri Mur. Art olarak bizleri içerisine alıyor. Burada (Sir Solomon Sigmund Freud’un 1919yılında yazdığı) Das Unheimliche yani yurdundan, yuvasından, evinden, anasının karnından, öz bağrından atılan ile Tekhne. Logos’un karşılaşmasını ilüstrasyon olarak görüyoruz. Arkamızı döndüğümüz anda da kendimizi şimdiki zamanda, tekinsizlik/tuhaflık içerisinde buluyoruz. Tekinsizlik; unutulanın, bastırılanın, silinenin, yok sayılanın geri dönüşünü tarif eder. Tekinsizlik; aşina olduğumuz, yabancıdır.

ÖNCEKİ HABER

Bilişsel kapitalizmi bilmek

SONRAKİ HABER

Gebze’de “Ekonomik kriz ve sınıf mücadelesi” paneli düzenlendi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa