19 Mayıs 2015 03:49

İstanbul taraftarının samimiyeti

Süper Lig'in 32. haftasında Galatasaray’ın Gençlerbirliği ile kendi evinde karşılaştığı ve 1-0 kazandığı müsabakanın tartışmaları devam ediyor.

Paylaş

Hakan KARAKOCA

Süper Lig’de şampiyonu belirleyecek haftalara girdik. Hatta klişe tabirle “Şampi…” belli gibi, matematiksel kesinlik yok ve diğer takımlar için çıkmadık candan umut kesilmiyor. Özellikle hafta sonu bir derbinin olması kesin konuşmaya engel.
Cumartesi gecesi Galatasaray, Gençlerbirliği’ni 1-0 ile geçerken Beşiktaş ve Fenerbahçe taraftarları maç öncesindeki iyi niyet dileklerini bir kenara bırakıp Gençlerbirliği’nin maçı “sattığına” kanaat getirdiler. Bunun için de kanıtları Ferhat’ın yediği hatalı gol, Stancu’nun son dakikada klasına yakışmayacak acemilikte kaçırdığı pozisyon ve İlhan Cavcav’ın açıklamaları.

‘NE MAÇ ALDIM NE MAÇ VERDİM’
Sondan başlayalım “kanıtlarına”; Cavcav, birkaç hafta önce Galatasaray’ın şampiyon olmasını istediğini ama favorinin Beşiktaş olduğunu söylemişti. Maç günü de “Takımımızın durumu belli, futbolcularımız son haftalarda kendini saldı. Pek sonuca etki edebileceğimizi sanmıyorum” dedi. Cavcav ilk kez Galatasaray’ın şampiyonluğu ile ilgili konuşmuyor. 8 Mart 2013’te de benzer bir açıklaması vardı ve o açıklamayı yaptığı an Gençlerbirliği’nin Galatasaray’ı 1-0 yendiği maçtan sonrasına denk geliyordu.
Cavcav’ın bugüne dek maç alma verme konusunda, “Arabayı çalmaya gittiniz, anahtarı soktunuz ve vazgeçtiniz. Bu suç mu?” tarzında bir beyanatı olmadı hiç. Ama aksine birkaç hafta önce “Bunca yıllık başkanlık hayatımda ne maç aldım ne maç verdim. Teklif edildi, reddettim” diye bir sözü var. Ki Cavcav’ın başkanlık döneminde Gençlerbirliği, Galatasaray’ı da Fenerbahçe’yi de Beşiktaş’ı da defalarca şampiyonluktan etmiştir.
Son olarak Akhisar ve Konyaspor maçlarında Gençlerbirliği’nin hücumdaki üretken olmayan halini göz önüne getirdiğinizde sonuç sürpriz de değil. Cavcav’ın değindiği “son haftalar” tabiri de bunun için zaten. 40 dakika on kişi oynayan Akhisar’a karşı pozisyon üretemeyen bir Gençlerbirliği izledik. Ama çoğunluk sadece kendi takımını izlediği için bu maçtan ve bu maçtaki Gençlerbirliği üretkenliğinden bihaber.  
Stancu ülkemize Galatasaray transferiyle giriş yapsa da orada tutunamayıp Anadolu’da efsaneleşen forvetlerden. Bugüne kadar yaklaşık 10 gol ortalamasıyla oynuyor her sezon. 8 golle en çok Eskişehirspor ağlarını havalandırırken, 6 gol Karabükspor’a attı. En fazla gol attığı 3.takım ise 4 golle Galatasaray oldu. İlk devrede Ankara’da 1-1 biten maçta da Galatasaray ağlarına golü atan isim kendisiydi. Stancu kimi pozisyonları yoktan var eden kimi zaman da geçtiğimiz sezon Beşiktaş maçında, bu sezon Karabükspor ve Galatasaray maçlarında olduğu gibi basit golleri kaçırabilen bir isim. Her şeye rağmen Gençlerbirliği’nin en önemli gol silahı. Bu nedenle gol atması kadar doğal kaçırdığı pozisyonlar.  Stancu’nun, “Büyük takımlara her zaman farklı motive oluyorum, onlara gol atmayı çok daha fazla istiyorum”  açıklaması da bir kenarda duruyorken, söylenen her şey çok havada kalıyor.
Ferhat Kaplan, son olarak Giresunspor kupa maçından sonra bu kadar konuşulmuştu. Hakemin aut kararını benden çıktı diyerek düzeltmiş ve takımının baskı yediği dakikalarda bir de korner kullandırmıştı rakibine. “Bizler alın terimizle para kazanan insanlarız. Yaptığım şey gündeme bile gelmemeli, teşekküre gerek olmadığını düşünüyorum” demişti. Bir klişe ama kalecilik nankör meslek. Dünyaları kurtarsanız yaptığınız bir hata gelir yıllarca peşinizden. Ya da gününüzde değilsinizdir, bunu kimse anlamak istemez. Umut’un boş kaleye kaçırdığı topta kimsenin aklına Umut’u şikecilikle suçlamak gelmez mesela ama Ferhat daha kolay yaftalanabilir bir hedeftir. Çünkü İstanbul takımında oynamıyordur, o nedenle her şeyi yapabilir. Ya da Gençlerbirliği’nin Fenerbahçe’yi yendiği maçta boşa çıkarak El Kabir’e boş kaleyi bırakan Volkan sadece hatalı bir çıkış yapmıştır.
Ferhat’ın ilk hatası değil, son hatası da olmayacak. Çünkü o bir kaleci ve insan. Diğer kaleciler gibi hatasında kademesine girecek bir başka mevkidaşı yok, kalede tek başına ve şu anda ülkenin tüm ikiyüzlü ahlakçılarıyla karşı karşıya.
Ferhat’tan önce sorulması gerekenler
Üç İstanbul takımını tutan taraftarların futbolun kendilerinden ibaret olmadığını öğrenmeleri gerekiyor. Bir kulübün camia olarak bir takımın şampiyonluğuna karşı gelmesi ise ancak İstanbullular arasında olabilecek bir hadise. Rakibinizi şikeyle suçlamadan önce kapınızın önünün de temiz olup olmadığına bakmanız gerekir. Daha açık söylemek gerekirse Ferhat’a bir şeyler söyleyenlerin 2011’de neden Türkiye’de bir Süper Kupa finali olmadığını kendilerine sorması gerekir.
Son olarak önce Gaziantepspor ile ardından Akhisarspor ile arka arkaya berabere kalan bir takımın taraftarı olsam, ligde iki maçta da Akhisarspor’a yenilen ve lig sonuncusu Erciyesspor’a puan kaybeden bir takımın taraftarı olsam Ferhat’a kızmadan önce sanırım kendi futbolcularımın özverisini sorgulardım. Bunları sorgulamayan taraftar 23.dakikada Hleb’in ayağına basan ve hiçbir şey yapmadım diyen Melo kadar ve bu pozisyonda Hleb’i zaman geçirmekle suçlayan Galatasaray taraftarı kadar saygıyı hak ediyor.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

CHP Adıyaman Eski İl Başkanı, 200 kişiyle HDP'ye katıldı

SONRAKİ HABER

Suudi Arabistan'da tiyatro sanatçılarına sahnede saldırı: 3 yaralı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa