18 Mayıs 2015 04:59

Metal direnişi adım adım sonuca doğru ilerliyor

Renault işçilerinin öncülüğünde başlayan ve Tofaş, Coşkunöz ve diğer birçok fabrikaya yayılan metal işçilerinin direnişi 4. gününü geride bıraktı.

Paylaş

İskender BAYHAN

Renault işçilerinin öncülüğünde başlayan ve Tofaş, Coşkunöz ve diğer birçok fabrikaya yayılan metal işçilerinin direnişi 4. gününü geride bıraktı.
Metal direnişinin 3. gününde Bursa Valisi arabuluculuk yapmak için işçi temsilcilerini görüşmeye çağırdı. İşçilerden aldığımız bilgiye göre görüşmeye AKP Bursa milletvekili ve CHP’li iki milletvekili adayı da katıldı. Daha sonra da gece geç saatlerde Bursa CHP milletvekili adayı Deniz Baykal ve işçilerin belirlediği temsilciler tarafından görüşmenin içeriğine ilişkin işçilere bilgi verildi.
Direnişin 3. gününün gecesinde yaşanan bu görüşme trafiği de gösteriyor ki devlet, hükümet ve muhalefet temsilcilerinin devrede olduğu bir uzlaştırma arayışı en üst düzeyde devreye girmiş durumda.
Başta Renault, Coşkunöz ve Tofaş olmak üzere metal sektöründeki hemen hemen bütün fabrikaları saran mücadele ve direnişin temel gücünü, işçilerin taleplerinin somut ve haklı niteliği oluşturuyor. Metal işçilerinin bunca kenetlenmişliğinin ve giderek bunun yayılmasının alameti farikasını bu oluşturuyor. Öyle ki akıl, mantık ve vicdan sahibi kime sorarsanız sorun alacağınız yanıt bu taleplerin kabul edilmesinden daha doğal ve insani hiçbir şeyin olamayacağıdır. Bu aynı zamanda MESS, ona bağlı fabrikaların kapitalistleri ve Türk Metal yönetiminden oluşan şeytan üçgeninin, devletin ve hükümetin en büyük dezavantajı durumunda.
Renault işçileri, A, B, C diye adlandırılan vardiyalar başta olmak üzere bütün kardeşlerinin ilk kez bu düzeyde kenetlendiğini söylüyorlar her fırsatta. Bunun nedenini de taleplerinin her insan evladı tarafından kabul edilecek bir haklılıkta olmasına bağlıyor.

YAZILI PROTOKOL YOKSA ÜRETİM DE YOK!

İşçilerin ve temsilcilerinin devlet ve hükümet temsilcilerine, MESS ve çalıştıkları fabrikaların sahiplerine, destek ve dayanışma gösterenlere kısacası bütün Dünyaya ve Türkiye’ye verdikleri mesaj oldukça basit, açık, anlaşılır ve somut: “Anamızın ak sütü gibi helal olan bu taleplerimiz kabul edilsin. Taleplerimizi kabul eden yazılı bir protokol bütün taraflar, arabulucu olanlar ve kendi belirlediğimiz temsilci arkadaşlarımız tarafından imza altına alınsın. Söz uçar, yazı kalır.”
Peki işçilerin bu talepleri kabul edilmez ve yazılı protokol altına alınmazsa ne olur? Bu sorunun yanıtı da talepler kadar berrak ve somut: “Yazılı protokol yoksa, imzalar yoksa üretim de yok.”
Günlerdir süren ve nasıl sonuçlanacağı üzerine tahminler ve yorumlar yapılan metal işçilerinin direnişinin kaynağının, düğümünün, çözümünün ve kazanımının sihirli anahtarını bu gerçek oluşturuyor.

‘PROVOKASYONA GELMEYİN’ PROPAGANDASI VE BASINA SANSÜR

Direnişin başından beri MESS, fabrika patronları ve Türk Metal’in bürokratlarının oluşturduğu şeytan üçgeninin, polis amirlerinin, devlet ve hükümet temsilcilerinin işçileri kuşatmaya almak için sarıldıkları en önemli silahları, “bölücülerin, marjinal terör gruplarının, yasa dışı örgütlerin aranıza sızmasına, sizi kışkırtmasına izin vermeyin” şeklinde özetlenebilecek olan propagandaları.
İşçileri yormak, tedirgin etmek, birliklerini ve özgüvenlerini sarsmak, destek ve dayanışmadan yalıtmak ve yalnızlaştırmak için kullanıyorlar bu propagandayı. Direnişin olduğu hemen her fabrikada işçiler bu kuşatmayla sürekli yüz yüze eylemlerini sürdürüyor.
Gelinen yerde bu propaganda özellikle basına yönelik bir sansüre de dönüşmüş durumda. Gazete ve televizyon muhabirlerinin direnişçi işçilerin bulunduğu alanlara sokulmamasına yönelik engellemeler sık sık gündeme gelebiliyor. İşçiler ve temsilcileri de basın emekçileriyle konuşarak, paylaşarak ileri-geri hamleler yaparak aşmaya çalışıyorlar bu sansürü. Haberlerini yapmayan, yayınlamayan ya da yapıyormuş gibi görünen basın kuruluşlarına ise tavırları hiç de dostane (!) olmuyor bizim görebildiğimiz.

İŞÇİLER NASIL BİR DAYANIŞMA İSTİYOR?

Kendi yaşamları ve deneyimlerinden öğrendikleriyle, çıkardıkları sonuçlarla yönetmeye çalışıyorlar bu kuşatmayı ve onun yarattığı baskılanmayı. Tıpkı eylemlerini yönetmeyi öğrendikleri gibi.
Zaman zaman geri noktalara savruldukları da oluyor elbette. Ama açıkça gözleniyor ki geçen her zaman dilimi “Ustalaşıyorlar taşı kırmakta ve dostu düşmanı ayırmakta.” Zira yaşayarak, adım adım görüyor ve öğreniyorlar ki en büyük provokatörler, tahrik ediciler, kışkırtıcılar onları bu çalışma ve ücret koşulların mahkum edenler.
Dahası direnişin başından beri özellikle Renault işçilerinin dayanışma ve destek biçimleri için yaptıkları çağrılar, kapitalistlerin oluşturduğu şer ittifakının uğursuz kuşatması karşısındaki çıkışı da gösteriyor. İşçiler, destek ve dayanışma için herkesin bulunduğu yerde eylemler yapmasını ve özellikle sınıf kardeşlerinin kendi fabrikalarında direnişe geçmesini ve eylemlerin yaygınlaşmasını istiyorlar. Hatta Ford, Arçelik, Mercedes gibi MESS grubunda yer alan fabrika işçileri başta olmak üzere henüz üzerine düşeni layıkıyla yerine getirmediklerini düşündükleri sınıf kardeşlerine sosyal medya üzerinden ve bütün diğer iletişim araçlarını kullanarak üretimden gelen güçlerini kullanma ve direnişe geçme çağrısı yapıyorlar.
Bu yaklaşım aynı zamanda işçilerin destek ve dayanışmadan ne anladıklarını ve nasıl bir dayanışma istediklerini de gösteriyor. Popülist, gösterişçi, birliklerini ve eylemlerini güçlendirmekten uzak olarak görüyorlar bunun dışındaki biçimleri ve tutumları.
İşçilerin bu yaklaşımını dikkate almak ve buna uygun bir tutum içerisinde olmak mücadelenin ilerlemesini ve başarıyla sonuçlanmasını isteyen herkesin kulağına küpe olmalı. Metal işçileri başta olmak üzere, emek ve demokrasinin kazanmasını isteyen herkes buna uygun davranmalı. İşçi hareketinin kendi deneylerinden öğrenerek ilerlemesi karşısında sorumluluk sahibi olmanın bir gereğidir bu aynı zamanda.

İŞÇİLER BU HAFTA SONUÇ ALMAYI BEKLİYOR

Direnişin dördüncü gününü geride bırakan işçiler, kararlılıklarının devam ettiğini söylüyorlar sürekli ve bu hafta içerisinde sonuç almayı bekliyorlar. Bunun için kendilerince sıraladıkları nedenler var elbette. Taleplerinin haklılığından, kararlılıklarının direnişin muhatapları tarafından görüldüğünden, dalga dalga bütün fabrikalara yayıldığından, patronlarının kayıplarının büyük olduğundan ve buna dayanamayacaklarından, genel seçimlerin yaklaştığından tutun da gemileri yaktıklarından ve kazanmaktan başka seçeneklerinin olmadığına kadar uzanan nedenler bunlar.
Bu yazının hazırlandığı saatlerde Renault işvereninin beyaz yakalı personeli arayarak Pazartesi işe gelmemelerini söyledikleri haberi ulaştı bize. Özetlemeye çalıştığımız tablo ve bu son haber de gösteriyor ki metal işçilerinin direnişi zorlu bir haftaya girmiş bulunuyor.
Zorlukları aşmak ve bütün metal işçilerinin kazanması için çalışmak hepimizin görevi. Çünkü metal işçileri kazanırsa emek ve demokrasi kazanacak, hepimiz kazanacağız.

ÖNCEKİ HABER

Metal işçisi öğretiyor

SONRAKİ HABER

Gazetelerde 'Ne Var Ne Yok?' - 26 Haziran 2019 Çarşamba

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa