Ulusal istihdam stratejisi kimin için?

Ulusal istihdam stratejisi kimin için?

Ulusal İstihdam Stratejisi 22 adet somut hedef ile 102 tedbirden oluşuyor. Bu yüzeysel olarak hükümetin yıllardır yapmak isteyip de yapamadığı , özlem duyduğu, işçi sınıfının ise canını alan bu paketin içinde yer alan bazı maddeler başlıkları ile şöylece sıralanabilir;Kıdem tazminatlarının kaldırılması (fona aktarılması),

Ahmet Karatay

Kıdem tazminatlarının kaldırılması (fona aktarılması), Özel istihdam bürolarının yaygınlaştırılması, işçilerin bir mal veya eşya gibi kiralanarak çalıştırılması, Var olan örgütlülüklerin kaldırılması... Bu daha fazla da sıralanabilir.
AKP Hükümeti seçimlerden önce de kıdem tazminatlarını gündeme getirmiş, burjuva basınında yer bulamamıştı. -İşçiden emekçiden yana olan basında yer buldu.-

Ancak bu da birkaç sendika ya da yöneticisi dışında tartışılmadı, işçilere anlatılmadı.

Bu güne geldiğinde Türk-İş kıdem tazminatlarını tartıştırmayız, Genel Kurul kararımız var, yerine getirir genel greve çıkarız demekte bir yanı ile ise sermayeye ve hükümete destek vermektedir.

Şöyle ki; AKP Hükümeti ve sermaye şunu açık olarak söylüyor; İşçilerin kazanılmış haklarına asla dokunmayacağız.
Ancak, ‘bütün kanatlarını kıracağız bırakın yaşamayı nefes dahi alamayacaklar’ diyor. Türk-İş ısrarla kıdem tazminatına kimse dokunamaz diyor ama şunu sormuyor bu ülkede çalışanlar 10 yıl boyunca ve sürekli çalışmadığı sürece kıdem tazminatı alamayacaklar. Dahası toplu iş sözleşmeleriyle 35-40 yevmiyeye kadar çıkan yıllık kıdem tazminatı miktarı her yıl için 15 güne çekilmek isteniyor.

ÖZEL SEKTÖRDE ARALIKSIZ 10 YIL ÇALIŞILMAZ

Ülkemizde hangi özel sektörde aralıksız 10 yıl çalışılabilinir. Dahası bugün 1 yıl sonunda kıdem tazminatı ödememek için yıl sonu gelmeden girdi çıktı yapılıyor. Taşeron çalışmasının olduğu yerde bırakın 1 yıllık çalışmayı, 10 yıllık çalışmayı, yarın işe gittiğinde iş akdi fesih korkusu yaşayan, kıdem tazminatlarının yasalarda olmasına rağmen faydalanamayan işçi fondan nasıl faydalanacak. Ayrıca; işverenin işçiden kestiği payı fona aktarıp aktarmayacağını denetleyen bir mekanizma yok. Ola ki; tespit edildi bu durumda herhangi bir yaptırım söz konusu değil. İşçiler, emekçiler adına oluşturulan bütün fonların başında söz sahibi olması gereken yine işçi ve emekçiler olmalıdır. Oysa bugün bütün fonların başında hükümet yetkilileri ve işverenler söz sahibidir.

Kıdem tazminatlarının fona aktarılması ile birlikte; İşten çıkarmanın önündeki engel kalkacak, İşçi kıdem tazminatı alacağında muhatap bulamayacaktır.

İşverenin bütün varlığını alınteri ile kazandıran işçi üzerindeki yükümlülüğü kalkacak.

Bugün kıdem tazminatı ödememek adına işçinin istifa etmesi için baskı yapan işveren buna gerek kalmadan işçi çıkarabilecek.

GENEL GREVİ ÖRGÜTLEMELİYİZ

Türk-İş, DİSK, Hak-İş kıdem tazminatlarının kaldırılması ve  fona aktarılmasına karşı çıkacak mı çıkmayacak mı tartışmasına dahi tahammülümüzün olmaması gerekir.

Yukarıda bahsettiğimiz konular sadece Türk-İş, Hak-İş, DİSK yöneticilerinin sorunu değildir, sorumlulukları da ağırdır . Biz; örgütlü, örgütsüz , sendikalı, sendikasız bütün işçilerin sorunudur. Buna göre örgütlenmeli buna göre mücadele etmeliyiz. Biz işçiler ve sendika yöneticileri en ufak ayrıntıyı gözden kaçırmadan AKP Hükümeti ve sermayenin azgın saldırılarına karşı işyeri komiteleriyle genel grevi örgütlemeliyiz. Ya da her zaman olduğu gibi topu birilerine atıp “Eyvah şu hakkımız gitti bu hakkımız gitti” deyip, hem kendi geleceğimize hem de çocuklarımızın geleceğine ihanet etmiş olacağız.

İşçiler ve sendikalar açısından özel istihdam stratejisi var olma, yok olma meselesidir. Şunu da unutmamak gerekir; hükümet paketi açıkladığında ilk teşekkürü TİSK “Bizim taleplerimiz yüzde 60-70 karşılanıyor” diye yaptı. Bu paket işverene herhangi bir yük getirmiyor. Devlete herhangi bir yük getirmiyor. Peki bu paket kime yük getiriyor, kime fayda sağlıyor?

(*) Haber-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı

www.evrensel.net