06 Mayıs 2015 04:56

Gazeteci Pamela J. Olson:Ölüm muhasebecisi gibi hissediyorum

Paylaş

Özlem TEMENA
İstanbul 

Üniversite eğitiminin ardından gazetecilik yapmak için öncelikle Irak’a ardından Filistin’e giden Gazeteci, Yazar Pamela J. Olson’un hayatı ve gazeteciliğe bakış açısı Ramallah’ta iki yıl boyunca yaşadıktan sonra değişmiş. Olson, Ortadoğu’da gazetecilerin yaşadığı pek çok sorunla baş etmeye çalışırken diğer yandan da etrafında yaşananların ‘dünya medyası tarafından’ göz ardı edildiğini fark ediyor. Gazeteci yazar son kitabı “Duvardakiler” ile Filistin’de yaşayan insanların yerine koyup dünyaya onların gözünden bakmaya çalışmış. Filistin’deki yazarlık ve gazetecilik sürecini ise ‘Kendimi bazen ölüm gazetecisi, ölüm muhasebecisi olarak görüyordum’ sözleriyle anlatıyor. 

Uzunca bir süre Ortadoğu’da ve Filistin’de yaşadınız. Gazeteci olarak 2003 yılındaki Irak savaşını da yakından takip ettiniz. Ortadoğu’da gazetecilik yapmak ne anlama geliyor?
İlk başladığında ne gazetecilik ne de Ortadoğu hakkında çok bilgim yoktu. Aslında biraz şans eseri bu mesleğe başladım ama doğru yerde doğru zamanda olmam benim yararıma oldu. İlk başta çok yoğun bir öğrenme süreci geçirdim. Aynı zamanda gazeteciliği öğrenirken diğer yanda da İsrail, Gazze Şeridi ve Ortadoğu’yu öğrenmeye başladım. Bunları öğrendikten sonra iş bir meşgale olmaktan çıktı. Benim için çok üzücü ve zor bir süreç oldu. Filistinliler bana herhangi bir problem çıkarmadı. Ben çok rahatça aralarında gezebiliyordum. Ama Batı Şeria’da yaşayan her insan gibi kontrol noktalarından geçmek zorunda kalıyordum. Hatta bir keresinde ofisime İsrail askerleri tarafından baskın yapılmıştı. Ofisteki her şey yerdeydi, bilgisayarım kırılmış, kitaplar yere devrilmiş ve kahve bardakları ortalığa saçılmıştı. 

Bir çok Filistinli gazeteci İsrail’in hedefi durumunda. Kimisi tutuklanıyor, kimisi öldürülüyor. Ben bir keresinde sadece bacağımdan yaralandım, bacağıma mermi parçası isabet etti bunla kurtulduğum için şanslıydım. Askerler bana pek çok kez silah doğrulttu. Ama aslında beni en ağır etkileyen şey ortalama her gün 2 insanın ölüm haberini yapmak oldu. Tabii bu ölümlerin yanında bir çok zulüm var; kimisi sakat kalıyor, evsiz kalıyor ve tüm bunların getirdiği psikolojik baskı. 

Bazen sadece kurbanların yakınlarıyla da görüşüyordum benim için büyük bir psikolojik baskı. Kendimi bazen ölüm gazetecisi, ölüm muhasebecisi olarak görüyordum. 

ABD’DE İSRAİL LOBİSİNİN İNANILMAZ BİR GÜCÜ VAR

Medyada hakim olan bir savaş dili var. İsrail’in saldırıları karşılıklı bir savaş şeklinde gösteriliyor. Peki gerçekleri anlatmak için nasıl bir dil kullanılmalıdır? 
Batı medyasının çalışanları genelde Batı Kudüs’te kalıyor. Çok gerekli olduğu zamanlarda Batı Şeria’ya geçiyorlar. Gazetecilerin bir çoğu siyonist düşünceye sahip. Örneğin New York Times’ın bir önceki büro şefinin oğlu İsrail ordusunda görev yapmış bir asker.  New York Times’ın bir önceki büro şefinin oğlu Hamas’ta savaşan birisi olsaydı, kimse onun objektif olduğunu düşünmezdi. Amerika’da yıllardır İsrail lobisinin inanılmaz bir gücü var. Bazı gazeteci arkadaşlar doğru yaptığınız zaten bile editörlerden geri dönüyor yayımlanmıyor. Bilgiler çoğu zaman göz ardı ediliyor.

Nedeni nedir bunun? Neden bilerek göz ardı ediliyor?
Türkiye ve İsrail’in yakın bir ilişkisi var. 5 milyar dolar ticaret hacmi var. Doğal gaz hattının Türkiye üzerinden geçirilmesi planlanıyor. Bölgesel çıkarlarda bunu engelliyor. ABD’de ki en büyük lobilerden İsrail lobisi. Washington’da  çıkar ilişkileriyle yönetiliyor ve İsrail’de bu listede üçüncü. Amerikalı bir politikacının gözünden bakarsanız Filistin’i savunmanın çok bir anlamı yok.

İNSANLAR BİR TUZAĞIN İÇİNE DÜŞÜRÜLMÜŞ GİBİLER

Temmuz ayında büyük bir saldırı gerçekleşti Gazze’ye. Bir çok insan öldü, saldırı sonrasında binlerce Gazzeli evsiz kaldı. İsrail yeniden yapılandırmanın başlaması için gerekli paraya da el koyuyor hem de yardımların gelmesini engellemek için ablukayı sürdürüyor. Şimdi son durum nedir?
Benim bildiğim rakam 60 binin üzerinde. Aslında bu muhafazakar bir rakam. Filistinlilerin ev yapma yani çeşitli malzemeleri kullanarak baraka yapma konusunda inanılmaz yetenekleri var. İsrail’in Gazze’ye olan ambargosunun devam etmesi ve binayı yapacak malzemelerin girişini engellemesi durumu kötüleştiriyor. İnsanlar bir tuzağın içine düşürülmüş gibiler. Hiçbir yere gidemiyorlar. İsrail; okulları, fabrikaları, bazen hayvan barınaklarını yıktı. Onurlu bir yaşam sürek isteyen Filistin halkının yaşamı toplama kamplarına çevrilmiş durumda. Gazze tarihsel olarak çok önemli merkezlerden birisi aynı zamanda bir liman kenti. Aslında orayı görenler şunu soruyor bu insanlar neden şiddete başvurmuyor, çünkü insanlar Gazze’de yaşayan halkın nasıl bu koşullarda yaşayıp şiddete başvurmayacağına şaşırıyorlar. Bütün bunların yanında İsrail insanları her gün tutukluyor, göz altına alıyor. 

Geçen seneki saldırılarda ölenlerden 500’ü çocuktu. 5 yıllık istatistiklere baktığımızda roketler tarafından öldürülen İsrailli sayısı sadece 5 kişi. Bu şu anlama geliyor bir İsrail askerine karşılık 500 çocuk öldürülmüş. 

ÖNCEKİ HABER

‘Devlet sopası’ hep beyazların elinde

SONRAKİ HABER

Filiz Kerestecioğlu: LGBTİ+ Onur Yürüyüşü ve Onur Haftası neden yasaklandı?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa