02 Mayıs 2015 04:57

Nepal’e para yardımı Avrupa’ya dert oldu

Nepal’a verilen devlet yardımlarının ‘hayırseverliğin kamulaştırılmasına’ yol açtığını ileri süren Avrupa sağcı medyası giden paralar yüzünden endişeli!

Paylaş

Avrupa’nın gündeminde Nepal’de yaşanan deprem var. Sağcı İngiliz gazete Daily Telegraph, başyazısında sistemin acımasızlığını gözler önüne serdi. Nepal’a verilen yardımların “hayırseverliğin kamulaştırılmasına” yol açtığı için gazete endişeli ve bu tür yardımların devlet bütçesinden ayrı tutulmasını öneriyor! 
İngiltere’de son zamanlarda gündeme gelen ve Avrupa Birliği tarafından da önerilen gayrisafi yurt içi hasılatın yüzde 2’sinin askeri savunma için harcanması gerekliği de sağcı medya tarafından sıkça gündeme getirildi. GSYH’nin sadece binde 7’sinin yurt dışı yardım bütçesi için ayrılmasını zorlayacak bir yasa talebinin aynı sağcı basın tarafından yersiz ve gereksiz olduğu öne sürülüyor.

Fransa’da ise ocak ayındaki yaşanan saldırılardan sonra hükümet askeri bütçeyi arttırma çabası içine girdi ve diğer kamu alanlarında kesintiler kaçınılmaz gibi görünüyor.

Almanya ise dış istihbarat servisi BND’nin ABD istihbarat servisi NSA’nın, Fransa ve AB ile ilgili casusluk faaliyetlerine yardım ettiği iddiası ile çalkalandı. Başlangıçta “Hiçbir şeyden haberimiz olmadı” diyen hükümet, sonradan sorumluluğu CDU’lu İçişleri Bakanının üzerine atarak kurtulmaya çalıştı. İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere’in istifa edeceği söylentileri devam ederken Fransa-Almanya arasındaki ilişkiler ve AB’nin başını çeken Almanya’nın Brüksel’le ilgili bile casusluk faaliyetlerine katılması eleştiri konusu oldu. 


NEPAL’iN PARADAN DAHA FAZLASINA iHTiYACI VAR

The Daily Telegraph 
Başyazı

Yıkıcı bir deprem sonrası İngiltere’nin Nepal için yoğun bir şekilde bağış sunması takdire değer ama yeniden yapılandırma planı olmadığı sürece bu bağışlar ziyan olacak gibi görünüyor.

Dünyada ne zaman bir felaket yaşanırsa İngiltereliler her zaman parasal destek ve yardım konusunda en cömert oldular. Geçenlerde bir eleştirmen, “İngilterelilerin depremden sonra kişi başına sadece 12 kuruş verdiği için utanıyorum” diye yazmış ama bu gerçeği yansıtmıyor. Hükümet şu ana kadar acil yardım konusunda katkı sunabilmek için sadece 5 milyon sterlin ayırdı ama ülkenin insanları bundan çok daha fazlasını veriyor. Yardım toplamak sadece devlet aracıyla yapılmıyor, aksine yardım toplamak devletsiz yapılıyor.

Gayrisafi yurt içi hasılanın binde 7’sinin yurt dışı yardım bütçesi için ayrılmasını zorlayacak bir yasa talep edenler yukarıdaki son cümlede belirttiğimiz yorumun önemini kaçırıyorlar. Övülmeye değer bir öneri ve bu teklifin amacı zengin ülkelerin fakir ülkelere daha fazla yardım etmesini sağlayacak. İngiltere’de toplam gelirleri bu orandan daha fazla gönüllü zaten yardım yapıyor. Bunun aksine devlet bu tür yardım yapabilmek için piyasadan borç para almak zorunda. Devlet şu an borçlanarak gelecek nesle bizim hayırseverliğimizin faturasını ödetiyor. Yardım yapmayı kamulaştırırsak yani devlet tarafından parasal yardım sunarsak dış ülkelere halkın fedakarlık yanına zarar verme tehlikesi yaratırız, çünkü yardım yapmak için vergi toplanıyorsa halk kendi bütçelerden bir ek yardım yapma konusunda bir daha düşünmek zorunda kalabilir.

Bu tür değerlendirmeler Acil Facia Komitesinin, Nepal için milyonlarca parasal yardım toplaması için engel olmayacak tıpkı eski doğal felaketlerde gördüğümüz gibi. Yine de David Blair’in bu gazetede yaptığı yorumu tekrarlayacak olursak, asıl eksiklik yardım etmek için para değil ama felaket sonrası yeniden yapılandırma. 

Beş yıl önce Haiti’de olan depremde de gördük, halk tarafından insanlık adı altında büyük miktarda parasal yardım toplanıyor ama felaket sonrası etkili bir kalkındırma planı yok ve toplanan paralar ziyan oluyor. Nepal ile iyi ilişkisi olan İngiltere’nin, felakat sonrası, etkili bir plan için yardıma hazır olması gerekiyor. 

(Çeviren: Çağdaş Canbolat)


BND VE NSA KURTLAR ARASINDA ORTAKLIK

Markus DECKER
Frankfurter Rundschau

Alman Haber Alma Teşkilatı’nın (BND), Fransa ile ilgili casusluk faaliyetlerinde ABD Ulusal Güvenlik Örgütüne (NSA) yardım ettiğinin ortaya çıkması, sözde dostluk ve ortak değerler etrafında toplanmış Batı’da kimsenin birbirine güvenmediğini bir kez daha  gösterdi.  Zaten başka bir şeye inanmak açıkça naiflik olurdu...

Amerikan gizli servisinin Almanya politikasının en değerli kişisi Başbakan Merkel’in telefonlarını dinlediğinin ortaya çıkmasından epey zaman geçti. Merkel, o zaman birazcık kızmış ve dostlar arasında böylesi şeylerin olmaması gerektiğini söylemişti. Şimdi ise başbakanlık müsteşarlığının denetimindeki BND’nin NSA’ya, Fransa’ya yönelik casuslukta yardımcı olduğu deşifre oldu. Fransa Dışişleri Bakanlığının, Elize Sarayı’nın ve  Brüksel’deki AB Komisyonunun yüksek derecedeki görevlilerinin telefonlarının dinlenmesinde Alman ve ABD gizli servisleri el ele çalışmışlardı. BND, seve seve NSA’nın görevlendirmesiyle hareket etmişti.

Bu haberler doğru ise Merkel’in o zamanlar söylediği; “Dostlar arasında böyle şeyler olmaz.” cümlesini nasıl anlamak gerekir?

Gerçi Fransa ile Amerika 2. Dünya Savaşı’ndan beri birbirine pek yakın olmadılar. Charles de Gaulle zamanından beri Fransa ABD’den bağımsız olmaya ve  kararlarını tek başına almaya büyük önem verdi. Bu nedenle NATO’dan uzak kaldı, Afrika’da kendine ait bir etki alanına sahip oldu. Bu politika, Fransa’nın eski sömürgeci devlet politikasının devamıydı ve Gaulizm olarak adlandırıldı. Her ne kadar ABD, bu kadar bağımsızlığı hiçbir zaman tasvip etmediyse de Almanya ile Fransa arasındaki ilişkilerde epeyce iyileşme  oldu. Şimdiki durum ise bu iyileşmelere rağmen karşılıklı güvensizliğin varlığını koruduğunu hatta casusluk boyutuna yükseldiğini gösterdi. 

Yeni BND/NSA skandalı bir yandan Merkel’in işine yarıyor, bir yandan ise ona zarar veriyor. İşine yarıyor çünkü Almanların çoğu, “Fransa’da olan bitenden bize ne?” diyerek  Başbakan Merkel’in bile telefonunun dinlendiği koşullarda Fransa ve Brüksel’deki birkaç bürokratın telefonunun dinlenmesinin önemli olmadığını düşünüyor. Merkel ise Fransa Cumhurbaşkanı Hollande karşısında resmen rezil oldu. ABD ile bu kadar sıkı fıkı olan Merkel’in telefonunun dinlendiğinin belirlenmesinin ardından Hollande’ın kendi telefonlarının da dinleneceğini fark edip tedbirini alması kaçınılmazdı çünkü. 

Öyle ya da böyle, Berlin-Paris-Washington’u birbirine bağlayan ne dostluk ne de  ortak değerlere sahip olup onları savunmak. Onların ortaklığı gerektiğinde birbirlerini de yemeğe hazır olan kurtların ortaklığı...

(Çeviren: Semra Çelik)


FRANÇOİS HOLLANDE’DAN ORDUYA BÜYÜK KIYAK

Jean-Dominique MERCHET
L’Opinion

İnanılmaz, François Hollande topladığı güvenlik konseyinde Ordu’nun bütçesini arttırma ve orduda öngörülen istihdam azaltmasında önemli sınırlamalar getireceğini açıkladığında, Savunma Bakanlığı sevincini ifade etmişti. Öyle ki, Cumhurbaşkanlığının 5 yıllık süresi içinde planlanan 50 milyar avro tasarrufa uyabilmek için neredeyse tüm bakanlıkların bütçelerinde 2.6 milyarlık yeni kesintilerin yapılacağı daha bu hafta sonu Başbakanlık tarafından açıklanırken, ordunun gelecek 4 yıl içinde bütçesi 3.8 milyar arttırılacak. [...] 

Bu artış yıllara göre şu şekilde dağılacak: 2016’de 0.6 milyar, 2017’de 0.7 milyar, 2018’de 1 milyar ve 2019’da 1.5 milyar. Bu da yetmedi, bu yılki bütçeden (31. milyar) hiç bir kesinti yapılmayacak. Oysa ki baştaki hesapta bu bütçe yeni silah ve elde bulunan binaların bir kısmının satım şartıyla düşürülmeyecekti, ama bugün hesaplarda 2 milyarın üstünde bir eksik var. Buna bir de önceden planlanmamış içerde ve dışarıda ek harcamaları da eklemek lazım. Bu açığı kapatmaya yönelik projelere, Bütçe bakanlığı son 3 aydır şiddetle karşı çıkıyordu. [...] 

Ama son sözü François Hollande söyledi: Ordunun bütçesi “kutsallaşacak”. Yani bu yılki bütçenin “kutsallaşması” için 2.4 milyar avro bulmak lazım. [...] 

Dolayısıyla aslında ordunun bütçesi 5 yıllığına, Savunma Bakanlığının verilerine göre, 6.2 milyar arttırılmış oldu (3.8 + 2.4). Bu kararın verilmesinde, iç güvenliğin önemi belirleyici oldu, zira Ocak ayındaki terör saldırılarından sonra başlatılan “Nöbetçi” operasyonunda 7 bin asker uzun süreli sürekli görevlendirilecek. Tüm bunlara ek olarak, orduda planlanan istihdam azaltması da inanılmaz düzeyde yavaşlatılacak. Önceden planlanan, ordu personelinde 30 bin istihdamın yok edilmesi kararı böylelikle değiştirilmiş oldu.Artık 18 bin 500’i orduda devam edecek. Bu sayı ordunun umduğundan daha da yüksek bir sayı. [...]

François Hollande kara kuvvetlerinden 7 tugayın 2’sini iç güvenliği için “uzun vadeli” seferber etmeye karar verdi. Bunun Avrupa’da başka örneği yoktur, yalnız yol açacağı masraf ve sonuç açısından verimliği, hatta meşruiyeti bile tartışma konusudur. Kuşkusuz kara kuvvetleri sayısını koruyabildi, ama ne pahasına? 
2012-2013 yıllarında ordunun 5 yıllık bütçesi tartışılırken Cumhurbaşkanlığının bulamadığı para yarın nasıl ve nereden bulunacak. Biryandan ordu da 18 bin 500 istihdam muhafaza edilerek, diğer yandan Çarşamba günü belirtildiği gibi “hava, siber savunma ve istihbarat” alanlarında yeni yatırımlar ve ekipmanlar satın alınacaksa, ve dış operasyonlarda katılım hâlâ yüksek tutulacaksa, peki tüm bunların masrafları hangi parayla karşılanacak? 

Maalesef bu “masum” sorunun cevabı da çok basit : Kimse bilmiyor. Ne Cumhurbaşkanlığı, ne Bütçe Bakanlığı, ne de Savunma Bakanlığı. Ama bir yerlerden kesintiler olacak. 
(Çeviren: Deniz Uztopal)

 

ÖNCEKİ HABER

Her yönüyle Haldun Taner

SONRAKİ HABER

Ankara Kitap Fuarı başladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa