02 Mayıs 2015 04:53

‘Onlar’ kim?

Paylaş

Ezgi GÖRGÜ
Ceren KAPLAN
İstanbul

İpek Duben’in, Türkiye’de “öteki”lere bakış ve “öteki”nin ötekiler algısı üzerine çok kanallı video enstalasyonu Onlar, farklı etnik kökenleri, dilleri, inançları ve cinsel yönelimleri olan 24 kişinin anlatılarını bir araya getiriyor. Kürtler, Aleviler, Zazalar, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Romanlar, LGBT bireyler ve başörtülü kadınlar ile aile içi şiddete maruz kalan kadınların da aralarında olduğu bu kişiler, hikayelerini sergi mekanında izleyiciye ve aynı zamanda birbirlerine aktarıyor. 

İpek Duben, 10 yıl kadar önce “What is a Turk?” ile Türklerin nasıl göründüğüne dair, konuyla ilgili kartpostallarla yerleştirmeler yapmıştı. Bugün de 24 katılımcının olduğu, 7 farklı konuyu ele alan Duben, Onlar’ı hazırladı. Onlar sergisi, SALT Galata’da 28 Haziran’a kadar görülebilir. 

‘İÇİMİZDE DIŞLADIĞIMIZ İNSANLARI NASIL GÖRÜYORUZ?’

Sanatçı İpek Duben, sergi gösteriminden önce geçmişinden de bir örnek vererek kendisinin yaşadıklarını da anlattı. Duben, çocukluğunda ‘Vatandaş, Türkçe konuş!’ kampanyasının olduğunu ve sokakta rastladığı inşaat işçilerinin kendisine yabancı gelen bir dille konuştuklarını duyunca, “Vatandaş, Türkçe Konuş” dediğini hatırlıyor ve bundan dolayı da utandığını sözlerine ekliyor. Duben’le biz de bu sergiyle neyi amaçladığını, bugün için kimliklerin nasıl bir yerde durduğu üzerine konuştuk.

Sergiyi hazırlamak hangi ihtiyaçlardan doğdu?
Benim daha önce yaptığım, 2004’te Türk Nedir?/ What is a Turk? çalışması, Osmanlılar zamanında Türkiye’ye, İstanbul’a gelen birçok gazetecinin, diplomatın ve yazarın intibalarını yazdıkları kitaplarda Türkleri tanımlıyorlardı ve ben de Türk nedir diye bir sergi hazırlamıştım. Çoğunlukla da ırkçı ve aşağılayıcı bir tarzda yazılmıştı o dönem yazılanlar. Aradan 10 yıl geçti ve ben bunun bir de biz Türkler, kendimize nasıl bakıyoruz, kendi içimizde dışladığımız ve ötekileştirdiğimiz insanları nasıl görüyoruz ve bu insanlar kimlerdir diye bir sorgulamanın peşinden bu sergiyi hazırladım. 

Türkiye’de onlar, diğerleri, ya da ötekiler diye tanımlanan kimlikler var ve benim sergimde de bunlar açık ve belli. Sadece azınlıklar değil yani Ermeniler, Yahudiler ve Rumlar değil. Aleviler var, Kürtler var, Kürt veya Türk kimlikleriyle evlilik yapanlar da var. Ama onların hepsi kendi hikayelerini anlatıyorlar, kendilerinin nasıl dışlandığını anlatıyorlar. Ayrıca kadın kimliğinin nasıl ötekileştirildiğine dair katılımcılar da var. İster zengin, okumuş, yüksek sınıf olsun, ister daha mütevazı sınıftan olsun; bunların erkeklerle olan evlilikleri içinde olan ilişkilerinde nasıl ezildiklerini, ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören kadınlar var. Böyle çok geniş bir tablo var.

24 kişiden dinlediğimiz hikayeler sizde “ötekileştirme” politikasına ve bunun toplumda nasıl karşılık bulduğuna dair neler düşündürttü?
Ben bunun sadece devlet politikası olarak görmüyorum. Toplumun kültürel parametreleri içinde yapıyorlar. Konuşmacılar da konuştuğu zaman erkek şiddeti bir devlet politikasına dönüşmüş olabilir. Ama zaten bu kültür de çok yaygın. Bu devlet politikası olmasa da ataerkil bir toplum, oradaki bir konuşmacının dediği gibi maçocuklarla dolu olan bir toplum. Bu toplumun yapısını erkeklerin ağzından da duyuyorsunuz.

ÖNCEKİ HABER

1 Mayıs'ta ölümle burun buruna

SONRAKİ HABER

Garo Paylan işsizlik ve zamları Bakan Albayrak'a sordu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa