Bir nehrin çığlığı

Fotoğraf: Evrensel

Bir nehrin çığlığı

Çağlayarak akarsın bir bahçeden bir bağa,Hayat verirsin canlıya insana toprağa,Güzel renk verirsin çiçeklere yaprağa,Neşeyle akmaya devam eyle Munzur nehri.İnsanoğlu suyunu koymaz kendi haline,Setler çekerler baraj yaparlar yoluna,İnsan doyumsuzdur her şeyi almış eline,Çağlayarak yoluna devam eyle Munzur nehri.

Gökhan Toluk

Çağlayarak akarsın bir bahçeden bir bağa,
Hayat verirsin canlıya insana toprağa,
Güzel renk verirsin çiçeklere yaprağa,
Neşeyle akmaya devam eyle Munzur nehri.
İnsanoğlu suyunu koymaz kendi haline,
Setler çekerler baraj yaparlar yoluna,
İnsan doyumsuzdur her şeyi almış eline,
Çağlayarak yoluna devam eyle Munzur nehri.

Munzur Nehri üzerine yapılması planlanan 8 HES (hidroelektrik santral) ve barajın Munzur Milli Parkını sular altında bırakacak, bölgenin iklim dengesini bozacak, bitki örtüsü ile yabanıl ve iç su canlılarını olumsuz etkileyeceği, Munzur Vadisi'nde yetişen ve istisnai tür kabul edilen Kırmızı Benekli Alabalıkların baraj göllerinde üremeye devam edemeyecekleri çok açık şekilde görülmektedir.  Barajların tümü gerçekleşirse, Dersim'in yıllık su potansiyelinin % 37,3'ü baraj göllerinde tutulacak. Bu miktar suyu baraj göllerinde tutmak; su rejimini, yağış rejimini değiştirir. Bu değişiklik, iklim dengesini de olumsuz olarak etkiler. İklim dengesi bozulursa, mevcut iklim dengesi içinde var olan ormanlar, diğer bitki örtüsü ile yabanıl ve iç su canlıları, bundan olumsuz etkilenir. Ayrıca akış halindeki Munzur Vadisi'nde yetişen ve istisnai tür kabul edilen Kırmızı Benekli Alabalık, baraj göllerinde üremeye devam edemez.

Munzur'u yok etme projesine 1960 yılında başlanmış hatta 1967 Fırat Havzası İnkişaf Raporu'nda yer verilmiş. Proje içinde 6 baraj, 8 adet HES yer alıyor. Bunlardan Mercan Hidroelektrik Santrali ve Tesisleri'nin inşaatı tamamlandı. Uzun Çayır Barajı Hidroelektrik Santrali'nin yapımı tamamlanmış. Akyayık Barajı ve HES, Kaletepe Barajı ve HES, Bozkaya Barajı ve HES'inin master planları mevcut. Pülümür Barajı ve HES'inin ise ihalesi yapılmış... Proje kapsamında yer alan 6 baraj ve 8 adet HES tamamlandığında 384,5 MW Kurulu güçle yılda 1571 GWH enerji üretilerek, ulusal ekonomiye 80 milyon dolar katkı sağlanacağı söyleniyor. Ancak bütününden yılda elde edilen 1571 GWH enerji, ülkemizde hidrolik kaynaklardan elde edilen enerjinin yüzde 1'i civarında.

Munzur Dağları ve Munzur Vadisi içinde toplam 1500 bitki çeşidi arasında 227 tür sadece Türkiye florasında var. 43 bitki türü ise, dünyada sadece Munzur Vadisi'nde yetişen bölgeye özgü endemik bitki türü arasında. Projeler gerçekleşirse Dersimin yıllık su potansiyelinin yüzde 37.3'ü baraj göllerinde tutulacak. Bu durum nedeniyle bölgenin iklimi tamamen değişecek, iklim dengesini bozulacak. Bitki örtüsü ile yabanıl ve iç su canlılarını olumsuz etkilenecek. Sadece Munzur Vadisi'nde yetişen kırmızı benekli alabalıkların da soyu tükenecek. Munzur'un toplam uzunluğu 144 km olup 50 km'si Keban Barajı esnasında su altında kalmıştır. 8 Barajın yapılmasıyla toplam 117 km'lik akıntılı su mesafesi durgunlaşmış göl sahası haline gelecektir. Munzur Vadisi üzerinde kurulu olan 84 köy su altında kalacak ve böylece bölge halkı göçe zorlanacaktır. Devletin boşalttığı diğer köylerle birlikte bölge daha da insansızlaştırılacaktır. Barajların ortalama ömrü 50-70 yıl arasındadır. Bu süre sonrasında bölge, balçıkla dolacak ve kullanılamaz hale gelecektir.  Bölgede kanalizasyon arıtma tesislerinin bulunmamasından ötürü durağan baraj gölü daha da kirlenip, bölgede insan ve doğayı tahrip edecek birçok hastalıklara neden olacaktır.  Barajlar doğal olmayan büyük su kütleleri topladığı için yapıldıkları alanlarda ekolojik dengeyi altüst ediyorlar. Yağış düzeni değişiyor, iklim değişiyor ve yeşil bitki örtüsü, ormanlar yok oluyor.     
Devletin asıl amacı Munzur Vadisi ve çevresinde elektrik üretmek değildir. Munzur Vadisinde barajlarla elde edilecek enerjinin 1999 yılında akarsulardan elde edilen toplam enerjinin %09,7'si kadar olacağı bilindiğinde, asıl amacın elektrik olmadığı açığa çıkmaktadır. Burada asıl amaç Dersim coğrafyasını yok etmektir  ve insansızlaştırmaktır. Katliamlarla, yangınlarla, operasyonlarla, vb. yok edilemeyen bölge, barajlarla yok edilmek istenmektedir! Bu asılında ikinci 38 katliamının devamıdır.

Barajların su tutmaya başlamasından öncekine kıyasla, bölgede daha serin yaz ve daha ılıman kışlar yaşanıyor. Bölgedeki hâkim rüzgâr yönü değişiyor ve rüzgârın şiddeti artıyor. Göl yüzeyinden karalara doğru büyük miktarda nem transferi oluyor. Bu durumun etkisiyle sis ve don olaylarında büyük artışlar görülüyor.  Dünya Barajlar Komisyonu'nun raporuna göre, baraj göllerinde tutulan suyun ahlakı bozuluyor. Daha önce insanlar tarafından tüketilebilir canlılar üreten akarsuyu, tutulunca bunları öldürüyor ve bunlar yerine zehirli, virütik canlılar üretiyor. Barajların doğal ortam üzerindeki etkileri yüzünden, dünyadaki tatlı su balığı türlerinin % 20'si tükenmiş durumda. Baraj göllerinde yaşayabilen balıklarda da cıva artışı oluyor. Bütün bu sebepler yüzünden ve baraj göllerinin yaşadıkları yerleri işgal etmesi sonucu dünyada 80 milyon insan göç etmek zorunda bırakılmış. Barajlar, üzerinde bulundukları akarsuyun denize döküldüğü bölgeyi de direk olarak etkiliyor. Su ile taşınan toprak ve besin azaldığından deltalar ve kıyılara yeterli gereç taşınamıyor.  Kıyı içeri doğru ilerliyor ve deltaların tarımsal açıdan verimliliği azalıyor. Barajların zararlı etkileri sadece bulundukları bölgeyle sınırlı kalmıyor, barajlar küresel ısınmaya da yol açıyor. Geçen 130 yıl içinde dünyanın ısısı 0,7 derece arttı ve kuzey kutbu üçte bir oranında küçüldü. Bu ısınmaya yol açan sera gazlarının % 28 i baraj göllerinden kaynaklanıyor. Su altında kalan bitkiler ve toprak, barajın ömrü boyunca atmosfere karbondioksit ve metan gazı salıyor.

Son süreçte, Munzur Vadisi Milli Parkı'nda yürütmeyi durdurma kararı verilen Konaktepe Barajı ve Konaktepe Hidroelektrik Santrali (HES) için yapılan itiraz Danıştay İdari Daireleri Kurulu tarafından oy birliği ile reddedildi. Vadideki baraj ve HES yapımlarına Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) zorunluluğu geldi. Yani Munzur biraz olsun rahat nefes aldı ama şimdilik.

Bir doğa harikası olan Munzur Vadisi'nin yok edilmek istenmesine karşı mücadele etmeliyiz. Bu mücadele sadece Dersim'lilerin görevi değildir. Her yerde yok edilmek istenen doğaya karşı mücadele, işçilerin, emekçilerin görevi de olmalıdır.

Son söz olarak; Dersim'de, Hasankeyf'de, Çoruh Vadisi'nde, Fırtına Vadisi'nde, Allianoi'de… Her yerde, kâr uğruna yok edilmek istenen geleceğimizdir. Munzur'da da yürütülmek istenen

ikinci 38 katliamına engel olmalıyız.
Geleceğimize sahip çıkalım!

www.evrensel.net