29 Nisan 2015 09:34

Kıbrıs’ta çözüm ne kadar yakın?

Kuzey Kıbrıs seçimlerinden Türkiye mutsuz. Kıbrıs Dışişleri Bakanlığı ise çözüm için ‘Türk tarafının önerilerini’ beklediklerini açıkladı. Peki Kıbrıs Sorunu nedir, Türkiye bu sorunun neresinde ve bundan sonra neler olabilir?

Paylaş

Kamil Tekin SÜREK

Kıbrıslıtürkler’in Cumhurbaşkanlığı seçimini Mustafa Akıncı kazandı. Mustafa Akıncı’nın kazanması, Kıbrıslıtürkler’in statükonun artık değişmesi isteklerinin ifadesi olarak yorumlanabilir. Annan Planı’nın da Kıbrıslıtürkler tarafından kabul edilmesi aynı anlama geliyordu ve Akıncı’nın yüzde 60 gibi bir oyla seçilmesi Annan Planı’ndaki tutumun güncellenmesi gibiydi.
Mustafa Akıncı, seçim kampanyası boyunca statükoyu değiştireceği, Kıbrıslırumlarla bir çözüm bulmak üzere müzakere sürecini ilerleteceğini vadetmişti.
Kıbrıslıtürkler’in çoğunlukla değiştirilmesini istedikleri statüko neydi?
1974 yılında Kıbrıslırumlar’ın Kıbrıslıtürkler’e karşı katliam uyguladığı ve Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlayacağı gerekçesi ile Birleşik Krallık, Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanmış Londra Anlaşması’nı gerekçe gösteren Türkiye, Ada’ya asker çıkardı. Kıbrıs’ın yüzde 35’ine yakınını işgal etti. 41 senedir de askerlerini Ada’dan çekmedi. Daha sonra Ada’nın Kuzey’inde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) isimli bir devlet ilan etti. Bu devleti Türkiye ve Azerbaycan dışında kimse tanımadı. Uluslararası hukuk açısından durum bir işgal sayıldığı için KKTC’nin limanları kullanılmadı, KKTC ile ticaret yapılmadı vs. KKTC isimli “devlet”in sadece Türkiye ile ilişkisi vardı.
KKTC’nin devlet kurumları oluşturuldu ama güvenlik Türkiye’nin tekelindeydi. Memurların maaşları Türkiye tarafından gönderiliyordu. Kuzey Kıbrıs’ın ekonomisi çökmüştü. Kuzey Kıbrıs Türkiye’ye bağlı, adeta onun verdikleriyle yaşamını devam ettirir duruma getirilmişti. T.C. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son tartışmada bu durumu “Her sene Kıbrıs’a bir milyar dolar veriyoruz” diye ifade etti. Türkiye’den çok sayıda insan Ada’ya göç ettirildi.
 KKTC içinde 1974 öncesi Kıbrıslıtürkler’in nüfusu genel KKTC nüfusunun yüzde 20’sine geriledi. 1974 öncesi Kıbrıslıtürkler’in önemli bir bölümü Londra ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerine göç etti. KKTC’nin ekonomisinin canlandırılması için Türkiye, Kuzey Kıbrıs’ta çok sayıda üniversite ve kumarhane açtı. Türkiye’de üniversiteye giremeyen zengin çocukları buraya, paralı okullara gönderildi. Kara paranın aklanacağı “kıyı bankacılığı” denilen bankalar açıldı. Kuzey Kıbrıs devrim öncesi Küba’ya benzetilmek istendi. Kumar ve fuhuş yuvası yapılmak istendi.
Kıbrıslıtürkler’in yeterince dindar olmadığı düşünülerek çok sayıda cami yapıldı ve dini eğitim veren kurumlar oluşturuldu. Bu duruma karşı çıkan Kıbrıslıtürkler’i sindirmek için Ada’ya kontrgerilla timleri gönderildi. Muhalif gazeteciler, aydınlar öldürüldü.

AKP DÖNEMİNDE KIBRIS SORUNU
Bütün bu gelişmelerden ve Kıbrıs’ın AB’ye girmesinden sonra, pek çok Kıbrıslıtürk, Güney’den Kıbrıs pasaportu aldı ve AB vatandaşı oldu. Çok sayıda Kıbrıslıtürk Güney’de çalışmaya başladı. KKTC’de ekonomik krizin büyümesi mevcut statükonun değişmesi isteğini daha da arttırdı.
AKP hükümetleri ise 2002’den sonraki ilk iktidarlarında iktidarlarını perçinleyebilmeleri, askeri ve bürokratik ulusalcı vesayeti geriletebilmeleri açısından AB yanlısı bir görünüm çizdi. AB’ye girme çabasındaymış gibi davranırken Kıbrıs Sorunu’nun da çözümünden yanaymış gibi göründü. Fakat, iktidarını pekiştirdikten, muhaliflerini etkisizleştirdikten sonra Kıbrıs Sorunu konusunda klasik devlet politikalarına geri döndü.

KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Akıncı, Erdoğan'a karşı dik durdu

BUNDAN SONRA NE OLUR?
T.C. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Mustafa Akıncı’ya bir memuruymuş gibi davranması, onu azarlaması, KKTC’nin bağımsız bir devlet olmadığını, Türkiye’ye bağlı olduğunu hatırlatması bu politikanın bir tezahürü idi. Fakat, Erdoğan bu hatırlatmayı her zaman ki kaba üslubu ile yaptı. Bir taraftan Kıbrıslıtürkler’i aşağılarken, diğer taraftan onların seçilmiş liderini bilinçli olarak küçük düşürdü.
Erdoğan’ın dünya kamuoyunun bu yaklaşıma ne diyeceği gibi bir kaygısı da yoktu. Çünkü, Erdoğan’ın sözleri KKTC’nin bağımsız bir devlet olduğu Türk tezinin bir inkarı idi. Uluslararası hukukun işgal tanımını kabul ve tescil eden bir söylemdi.
Önümüzdeki süreçte Kıbrıslıtürkler ile AKP Hükümeti arasındaki ilişkileri Mustafa Akıncı’nın aldığı oyları ne kadar temsil edeceği belirleyecek. Akıncı, aldığı oyların hakkını verir ve statükoyu değiştirmek için adımlar atarsa, belli ki AKP ile Kuzey Kıbrıs arasında bir gerilim yaşanacak ve hafta sonu yaşanan tartışmalar sık sık tekrarlanacak. Ama, Mustafa Akıncı da kendinden önceki liderler gibi bir iki sert sözün arkasından el altından AKP ile anlaşırsa değişim muhtemelen bir başka bahara kalacak.

ÖNCEKİ HABER

İran uçağı inmesin diye havaalanını bombaladılar

SONRAKİ HABER

Denizli’de yargı reformu paneli yapılacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa