22 Nisan 2015 18:25

Soma davasında topu birbirlerine atıyorlar

301 işçinin yaşamını yitirdiği Soma katliamının sorumluluğunu kimse üstlenmiyor. Katliamın yaşandığı günlerden itibaren Hükümet şirketi suçlarken, davada yargılanan şirket yetkilileri ise Hükümeti suçluyor. Bugün savunma yapan bir sanık avukatı, kamu görevlilerinin de yargılanmasını istedi.

Paylaş

Emine UYAR
Manisa

301 işçinin yaşamını yitirdiği Soma katliamının sorumluluğunu kimse üstlenmiyor. Katliamın yaşandığı günlerden itibaren Hükümet şirketi suçlarken, davada yargılanan şirket yetkilileri ise Hükümeti suçluyor. Bugün savunma yapan bir sanık avukatı, kamu görevlilerinin de yargılanmasını istedi.

Soma katliamına ilişkin açılan davaya bugün de devam edildi. Bugünkü oturumda sanıklardan Yalçın Erdoğan’ın avukatı Turgay Konyar yaptığı savunmada, madenlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu belirtti. Konyar, “Hükümet fiilen madenlerden çekilmiş olabilir, bu onların ekonomik ve siyasi sorumluluğudur. Ama bu, madenlerdeki devlet otoritesinin sona erdiği anlamına gelmez. Devir anlaşmaları ve rödovans kararlarında insanca ve olması gerektiği gibi işletilmesinde sorumluluğu devam eder” dedi. Soma’da meydana gelen böyle büyük bir kazanın bu devir ve sözleşmelerden sonra gerçekleştiğinin göz ardı edilemeyeceğini belirten Konyar, “Burada yargılanması gereken kamu görevlileri de vardır. Dosyaları Danıştayda beklemektedir. Bu sorumluluklar, teftiş kurulları bu davaya eklenmeden bizim yaptığımız sorumluluklar eksiktir, gerçekle bağdaşmaz” dedi.

Bugün Üretim Müdürü İsmail Adalı’nın Avukatı Faruk Çalışkan, Teknik Nezaretçi Ertan Ersoy’un avukatları Mehmet Çolakoğlu ile Murat Yıldız, Yasin Kurnaz ve Hilmi Kazık’ın avukatı Murat Balcı ile Yalçın Erdoğan da savunma yaptı.

‘DEVLET ÖÇ ALMA DUYGUSUYLA HAREKET EDEMEZ’

İsmail Adalı’nın Avukatı Faruk Çalışkan, yeterli inceleme yapılmadan savcılığın ocağı işletmeye teslim etmesini eleştirdi. “Talep eden mi oldu? Sonra da delillerin kaybolabileceğinden bahsediyor. Devlet aşiret intikamcılığı, öç alma duygusu ile hareket edemez. Gerçek nedenlerin ve sorumluların ortaya çıkmasını biz de istiyoruz” dedi. İsmail Adalı’ya, işletme müdür yardımcısı denildiğini ancak böyle bir makamın bulunmadığını şirketin üretimden sorumlu teknik müdürü olduğunu söyledi.

‘BANTLAR BAKANLIK ONAYLI’

Teknik Nezaretçi Ertan Ersoy’un avukatı Mehmet Çolakoğlu’nun savunmaya, Orhan Veli’nin “Böyle kazanılır ekmek parası” şiirinin dizelerini okuyarak başlaması dikkat çekti.

Soma Cumhuriyet Savcılığının, en son 16 Temmuz’da olmak üzere defalarca ocağa gittiğini ancak yangının ve yangının sonuçlarının görüldüğü bölgeye kadar gitmediğini iddia eden Çolakoğlu, “Kazanın başlangıç yerinin yanmakta olması ve duman sonucu ilerleyememişler. Olayın olduğu 4. bant bölümüne gidilmeden keşif sonlandırılmış. Fiziki koşullar gerçekleştirilerek yeni bir bilirkişi raporu düzenlensin” dedi.

Çolakoğlu’nun ifadesinde dikkat çeken bir nokta da Ertan Ersoy’un ücretini işletmeden aldığını ancak atamasının Ege Linyit İşletmeleri tarafından yapıldığını söylemesi oldu. Çolakoğlu ayrıca ocakta kullanılan bantların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından onaylı olduğunu söyledi.

RUHSAT SAHİBİ YARGILANMIYOR

Avukat Murat Yıldız da müvekkili Ertan Ersoy’un işletme projesini her yıl MİGEM’e göndermek ve 15 günde bir ocağa inip gördüğü eksiklik ve aksaklıkları tespit edip ruhsat sahibi Ali Ulu’ya bildirmekle sorumlu olduğunu söyledi.

Yıldız, müvekkilinin son iş güvenliği kanunu çıkmadan önce 4857’ye göre iş güvenliği sorumluluğu bulunduğunu, kanunda yapılan değişiklikle iş güvenliğinin tamamen uzman ve kurullara bırakıldığına dikkat çekti.

Yıldız ayrıca, Ersoy’un bilgi vermekle yükümlü olduğu madenin Ruhsat Sahibi Ali Ulu hakkında takipsizlik kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu söyledi.

Yıldız, 6331 sayılı Kanun’a göre işyerlerindeki işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili tüm yükümlülüklerin işverene ait olduğunu hatırlattı.

‘TEKNİKERLER NEDEN BU KADAR SORUMLULUK ALIYOR?’

M. Ali Günay Çelik’in avukatı da Çelik’in tek tutuklu tekniker olduğunu belirterek “Tutuksuz sanıkların hepsi gibi lise mezunudur. İstese de iş güvenliği uzmanı olamaz. Ancak kendisine iş güvenliği uzmanı sıfatı ile sorumluluk atfedildi” dedi.
Aileler buna yönelik olarak, “Bir yıllık teknikerse niye bu kadar sorumluluk üstleniyor” diye sordu.

Kurnaz ve Kazık’ın avukatı Murat Balcı da müvekkillerinin de maden işçileri ile aynı koşullarda çalıştığını belirterek, “Amir de olsalar onlar da aynı karbonmonoksidi soluyor. Aynı gaz maskesini takıyorlar. Risk değerlendirmelerini zaten kendileri yapmış. Sadece kusuru ve sorumluluğu bulunanlar cezalandırılmalıdır” dedi.

'BİLİRKİŞİ RAPORU GERÇEKLERE YAKIN'

Öğleden sonraki oturumda müşteki avukatları söz alarak sanık ve avukatlarının savunmaları hakkında değerlendirme yaptı ve taleplerini dile getirdi.

Kübra Çamdal ile Manisa Barosu’nun adli yardım sunduğu müştekilerin avukatı Serhan Özbek, “Bu trajedinin sorumlusu salondakiler değil,daha ağır kusurlu olan kişi ve kurumlar var. Olay kaza günü başlayıp kaza günü bitmedi. Bu olay 2009’dan itibaren yürüyen ihmal ve sorumsuzlukların devamıdır bu nedenle bu dava Alp Gürkan’ı da kapsamaktadır” dedi. Yine dava kapsamında, TKİ, ELİ, MİGEM, Bakanlıklar ve Hükümetin politikalarının irdelenmesi gerektiğini söyleyen Özbek, “Bu denli ağır riskler altında üretime bu şekliyle devam edenler bunun rantından yararlanmaktadır. Bu yargılamadabu sorular da sorulmalıdır” dedi. Sanık ve avukatlarının bilirkişi raporunu çok aşağıladığını belirten Özbek, “TBMM’nin raporunda sorun görmüyorlar mı? Anayasa 138. Maddeye aykırıdır bu raporun hazırlanması. Yasama, yürütme soruşturma aşamasında soru soramaz, telkinde bulunamaz. Siyasi bir mozayiğinhakim olduğu birortamda hazırlanmış bir rapor isterse yararıma olsun hukukçu kimliğime yakışmaz” dedi.

TBMM’NİN RAPORU ESAS ALINAMAZ

Davanın sükunetle devam etmesi konusunda ailelerin katkısının unutulmaması gerektiğini belirten Özbek, “Sorgulamanın bütünlüğünü sağlamak açısından doğrudan sorgulamaya geçilme aşamasının Mayıs ayında olmasını istiyoruz. Daha ileriye atılması zaten soğuyan süreci daha da soğutacaktır” dedi. Özbek, TBB İnsan Hakları Merkezi’nin hazırladığı Soma Maden Faciası raporunu delil olarak sundu.

Sanık avukatlarının bilirkişi raporu için “İdeolojik” terimini kullandığını hatırlatan Özbek, “Ama bu ideolojinin ne olduğunu söylemediler. Ben bir ideoloji biliyorum. Bu ‘düşük maliyet yüksek kar’dır” dedi.

Yine sanık avukatlarının savunmasına atıf yapan Özbek, “Sabotaj gibi fantastik olasılıklarla işimiz yok. Bundan söz edenler delilleri ile gelirlerse biz de beyanlarımızı sunarız” dedi. Müdahil avukatlar olarak sonradan düzenlenmesi olanaklı hiçbir belgeyi delil olarak kabuletmeyeceklerini vurguladı.

SABOTAJ İDDİASI FANTAZİDİR    

Üretim zorlaması ile ilgili de 1.5milyon tonun asgari miktar olduğunu belirten Özbek,“15 milyon ton rezerv var. İstediği kadar çıkarabilir. İşçilerin eğitimi konusu hiç pas geçilecek bir olay değildir. Ucuz ve niteliksiz iş gücü tercih ediliyor”dedi.
Özbek, “Yargılama ciddiyetine uygun devam ederse yeni Kozluların yeni Somaların yeni Ermeneklerin belki yolunu tıkayabiliriz” dedi.

Naciye Kara Vekili Avukat Mehmet Erdem, Enerji Bakanının Işıklar’da 10 Temmuz 2013’te TKİ Genel Müdürü Mustafa Aktaş, ELİ Müdürü Hakkı Duran ve Abdullah Savaş ile iftara katılıp birinci hususunişgüvenliği olduğunu söylediğini hatırlattı. “Bakan hakkında yapılan bütün suç duyuruları sonuçsuz kaldı” dedi.

TKİ Genel Müdürü Mustafa Aktaş’ın da, “Aynı iftar yemeğinde ‘bu havza bizim için çok önemli, 40 milyon ton rakamlarına inşallah ulaşacağız’ demişti. Olayın meydana gelişinde ciddi sorumlulukları var. Taner Yıldız, Faruk Çelik, M. Aktaş, Hakkı Duran ve Sadi Civelekoğlu’nun en azından tanık olarak dinlenmesi gerekiyor. Tanık değil sanık olduklarını biliyoruz” dedi.

ŞİRKET VE KAMU YETKİLİLERİNE SUÇÜSTÜ YAPILMALIYDI    

Nursel Kocabaş’ın vekili Denizer Çamlı, sanık ve avukatlarının bilirkişi raporunun eksik ve yanlışlıklarını esas alan bir savunma yaptıklarının belirterek, “Gerçeklere yakın bir bilirkişi raporu onlar tarafından destek görmedi. Bu bilirkişi raporu var olan adalet sisteminin çizgisine uygun gelmedi, sanırım şaşırtıcı geldi” dedi. Çamlı, “Üretim zorlaması ve bunun esas alındığı doğrudur ve problemin daha çok kar esasına göre düzenlendiği çok açık. Sabit ve seyyar sensörlerle ilgili veriler gerçektir. Nisan ayından beri maden ocağında yüksek değerler gösterdiği gerçektir. CO gazı ile ilgili veriler gerçektir. Bir gün önce yoğun duman görüldüğüne ilişkin durum gerçektir. Onlarca yıl bakımı yapılmayan maskeler gerçektir. Yapılmayan insan tahliye kanalları gerçektir” dedi. Tek sorumlunun Mehmet Efe olduğunu ya da bu işin fıtrat olduğunu savunan bir bilirkişi raporunun kabul göreceğini ifade eden Çamlı, “Üsttekiler de alttakiler de ‘Mehmet Efe’ dedi. Mehmet Efe kazadan sağ kurtulmuş, kurtarma çalışması için ocağa tekrar girince yaşamını yitirmiştir. Bizim açımızdan da aileler açısından da suç yüklenmesini değil, saygıyı hak ediyor” dedi. Olaydan üç gün sonra Alp Gürkan, Ramazan Doğru ve Akın Çelik’in basın toplantısı düzenlediğini hatırlatan Çamlı, “Suçüstü işlemi yapılmaması büyük eksikliktir. MİGEM, TKİ ve ELİ sorumlularına da yapılmadı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile Enerji Bakanı 11 aydır ne isimleri veriyor ne de soruşturma izni veriyor. Bu bakımlardan bu dava eksiktir” dedi. Avukat Bengül Berber de, Soma Holdinge ait olan alanın hukuken hiçbir geçerliliği olamayan bir şekilde devredildiğini belirterek, “Bu işlemi gerçekleştirenler hakkında suç duyurunda bulunuyoruz” dedi. Hakim Aytaç Ballı Cuma günü talepleri değerlendireceklerini çapraz sorguya geçeceklerini söyledi.

ÖNCEKİ HABER

AİHM'de 9 davası olan Güven Boğa için destek kampanyası başlatıldı

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu'dan TRT'ye "sansür" tepkisi: Adil olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa