21 Nisan 2015 11:46

Almanya yarım ağızla 'soykırım' dedi

Ermeni soykırımında büyük bir rolü bulunan Almanya, 100. yılda yine Türkiye devletini gözeten bir tutum aldı. Dünyanın pek çok ülkesi yaşananları, BM sözleşmeleri çerçevesinde soykırım olarak kabul ederken Almanya sadece bir cümle içerisinde yuvarlamayı tercih etti.

Paylaş

Yücel ÖZDEMİR
Köln

Sayısız tarih belgesi, Osmanlı döneminde 1,5 milyon Ermeninin katledilmesinde dönemin Almanyasının büyük bir rol oynadığını gösteriyor. En önemlisi de bu belgelerin tümü, o dönem bölgede görev yapan Alman temsilciler tarafından tutulmuş. Ortadoğu ve Kafkasya'da Osmanlı üzerinden etkili olmayı bölgeye dair temel politika haline getiren Kayzer II. Wilhelm, dönemin Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit ile yakın ilişkiler kurdu. Osmanlı zamanla, Almanya'nın sömürgesi, silah arkadaşı oldu.

Başta Ermeniler ve Rumlar olmak üzere Müslüman olmayan bütün grupların mallarının Türkleştirilmesi sürecinin de arkasında, o dönem bölgeye gözünü diken Alman sermayesi bulunuyor. Pek çok kaynak, Osmanlı'nın Ermenilere yönelik soykırımından haberdar olduğunu yazıyor. Kimi tarihçiler ise Almanya'nın Ermenilere yönelik soykırımın planlayıcısı olduğunu yazıyor. Nereden bakılırsa bakılsın, 1914'te başlayan Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı'yı yanına alarak savaşa giren Almanya'nın Ermeni halkına yönelik yapılanlar karşısında masum olmadığı ortada. O dönem Osmanlı topraklarında yaşayan bazı Alman işadamları, bankerler, mühendisler ve diplomatlar Osmanlı İmparatorluğu’nun Ermeni politikalarını protesto ederken, Kayzer II. Wilhelm'in “Türkler ne yaparlarsa yapsınlar, bizim müttefikimiz onlardır, Ermeniler değil” dediği kayıtlarda yer alıyor.

ALMANYA AYNI ALMANYA!
Osmanlı'ya Ermeni Soykırımı konusunda tam destek veren Almanya, sonraki yıllarda vermiş olduğu bu destekten dolayı Ermeni halkından özür dileme yolunu tercih etmedi. Tersine sürekli olarak Türkiye'nin tezlerinin savunucusu oldu. Zira tıpkı Ermeni katliamının yapıldığı yıllarda olduğu gibi öncelik Türkiye ile ekonomik-siyasi ilişkilere verildi. Katledilen canların hesabının verilmesine yanaşılmadı.
Bu nedenle, soykırımın 100. yılında Almanya'nın nasıl bir tutum alacağı, ne diyeceği merakla bekleniyordu. Federal Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier (SPD), "Süddeutsche Zeitung"a verdiği demeçte, “1915 olaylarını soykırım kavramı altında değerlendirmek isteyenlerin gerekçe ve duygularını anlayışla karşıladığını" söylemekle yetindi. Daha sonra gitti Estonya'da "Geçmişte yaşanan vahşet, bir kavram ya da bu kavrama ilişkin tartışmayla sınırlandırılmamalı“ diyerek, doğrudan “soykırım” tanımını kullanmamaya özen gösterdi.

100. yıl vesilesiyle, özellikle Federal Parlamento'da yapılan oturumda ne denilmesi gerektiği konusunda hükümet partileri CDU/CSU ve SPD arasında yapılan görüşmelerde yine Türkiye ile ilişkilerin ağır bastığı bir metin ortaya çıktı. Oturum öncesinde basına sızdırılan metinde, “1915'te dönemin Türk rejimi bir milyonu aşkın Ermeni kökenlinin planlı olarak imhasına başladı” denildikten sonra “Onların kaderi 20’nci yüzyılın korkunç izlerini taşıdığı kitlesel kıyım, etnik temizlik, tehcir ve soykırımlar tarihine örnek teşkil etmektedir. Bununla birlikte Almanya’nın suç ve sorumluluğunu taşıdığı Holokost’un eşinin bulunmadığının da bilincindeyiz” ifadelerine yer verildi.

Görüldüğü gibi açıktan Osmanlı ve Türkiye, soykırım dolayısıyla mahküm edilmeden, “Onların (Ermenilerin) kaderinin 20. yüzyıldaki korkunç soykırımlara örnek teşkil edildiği”nden söz ediliyor. Dönemin Almanyasının rolüne ise hiç değinmiyor.
Halbuki, soykırımın 100. yılında Almanya'nın kendi adına bir kez daha geçmişiyle yüzleşmesi, Alman sermayesinin çıkarları uğruna neden bu insanlık dışı katliama seyirci kalındığına değinilmesi ve gerekleri yerine getirilmesi gerekiyordu.
Bütün bunlar olmayınca, hükümet partileri tarafından üzerinde uzlaşmaya varılan ve hükümetin de desteklediği metin açıkça soykırımı yarım ağızla kabul etmek, dilendirmek anlamına geliyor.
Ama nereden bakılırsa bakılsın, tarihin akışı Almanya'nın yakasını bırakmayacak ve bir gün bu konuda da gerçek anlamda bir yüzleşmenin yapılmasını engellemeyecektir.

ÖNCEKİ HABER

Diyarbakır Onnik ve Ara Dinkjian’la hasret giderdi

SONRAKİ HABER

"Suudi Arabistan bir gazeteci öldürdü ve Trump bunu önemsemiş gözükmüyor"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa