Üç kadının üç farklı kesime misafirliği

Üç kadının üç farklı kesime misafirliği

Galata Fotoğrafhanesinde ‘TEMAS’ Belgesel Fotoğraf Serileri sergisi açıldı. Toplumun üç farklı kesiminin hayatına misafir oluyoruz.

Gamze ÇELİK
İstanbul

Galata Fotoğrafhanesinde  ‘TEMAS’ Belgesel Fotoğraf Serileri sergisi açıldı. Toplumun  üç farklı kesiminin hayatına misafir oluyoruz. Damla Atak fotoğraflarıyla trans kadınların hayatlarına, Nilüfer Demir ise Alevi inancının ve kültürünün yaşatıldığı cemevlerine ve  Deniz Kızılkanat da kentsel dönüşümle yok olan mahalle esnaflarına misafir ediyor bizi.

Damla Atak’ın çektiği  “Trans Misafirhanesi” adlı çalışması, İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneğinin 2012 yılında, “Türkiye ve dünyada bir ilk olarak” açtığı Trans Misafirhanesindeki hayatı anlatıyor. Damla Atak ilk önce bu projeye  Tarlabaşı hayatını anlatma fikriyle başlıyor. İlk olarak Tarlabaşı’yı çekmeye başladığını daha sonraları da transları çekmeye devam ettiğini söyleyen Damla Atak, “Onları fotoğraflamak istedim ve Esmeray ile iletişime geçtim. Beni İstanbul LGBTİ Dayanışmasına yönlendirdi. Oradan Trans Misafirhanesine gittim ve neyle karşılacağımı bilmiyordum. Zamanla oradaki insanlarla bağım gelişmeye başladı” diyor.

TRANS MİSAFİRHANESİ

Türkiye’de 2009-2014 yılları arasında 34 trans kadın öldürüldü. Eylül Cansın da onlardan biri. Atak’da Trans Misafirhanesi sergisini trans kadın Cansın’a ithaf etmiş.

Bu hikayeler, fotoğraflardaki kadar bir yandan insana hüzün verirken bir yandan da toplumun görünmeyen yüzlerinin aslında görünmemek için nasıl saklandıklarını anlatıyor. Saklanıyorlar çünkü ortaya çıktıklarında şiddete, tacize, tecavüze ve toplumdan dışlanmaya giden bir yol var. Translar bu misafirhaneye “köprüden önce son çıkış” olarak gelmişler.

BİR’İZ

Nilüfer Demir’in “Bir’iz” çalışması da İstanbul’un en büyük cemevlerinden biri olan Kağıthane’deki Nurtepe Cemevi’nde ibadetin yanı sıra sürdürülen sosyal etkinlikleri ve dayanışmayı ele alıyor.

Nilüfer Demir’in cemevini seçmesinin nedeni ise bir Alevi olarak daha önce hiç cemevine gitmemesi ve toplumda oluşan Alevi algısını kırmak adına bir katkı yapabilmek.

21 kareden oluşan serginin Bir’iz bölümünde cemevinde kadınla erkeğin bir arada tuttuğu cem, kolektif şekilde yapılan yemekler, dağıtılan lokmalar, cemevinde çocuklara verilen kurslara kadar her şeyi gözümüzün önüne seriyor Nilüfer Demir.
Demir proje fikrini şöyle anlatıyor “ Birsürü ötekileştirilen topluluk var. Aleviler hakkında da birilerinin bir şeyler söylediği zamanlarda şunu fark ettim Alevi olduğum halde Aleviliği tanımıyorum.

Aklımıza ilk semah görüntüsü geliyor. Cemevi bundan ibaret mi diye düşündüm. Şunu gördüm cemevi sadece ibadet edilen bir yer değilmiş.

Birlikte yemek yaptıkları ölülerini birlikte gömdükleri, kadınla erkeğin ayrılmadığı insan olmaya değer veren bir yer. Bu süreçle birlikte ben de Alevileri ve felsefelerini öğrenmiş oldum.”

Nilüfer Demir kendi inancına daha yakından bakarken biz de fotoğraflarla birlikte cemevinin cümbüş evi olmadığını ve acının, mutluluğun, aşın paylaşıldığı bir yer olduğunu Nilüfer’in kadrajından bir kez daha görüyoruz.

Damla Atak’ın TransMisafirhanesi, Deniz Kızılkanat’ın Esnafsız Mahallelere Doğru ve Nilüfer Demir’in Bir’iz adlı çalışmalarını

3 Mayıs’a kadar Galata Fotoğrafhanesinde görebilirsiniz.


ESNAFSIZ MAHALLELERE DOĞRU

Deniz Kızılkanat’ın “Esnafsız Mahallelere Doğru” adlı çalışması ise kentsel dönüşümün etkisiyle mahallelerde  tutunmakta zorluk çeken esnafları Erenköy ve Göztepe örnekleri üzerinden ele alıyor. 24 kare fotoğraftan oluşan serginin bu bölümünde bazen rengarenk bir kırtasiyeye, bazen işinin ehli bir berberin dükkanına giriyoruz.

Deniz Kızılkanat’tan hikayeyi şöyle dinliyorum: “Erenköy’de oturuyorum oradan ayrılmamamın sebebi esnaflara çabuk ulaşabilmem. Her istediğim şeye kolayca ulaşabilmemdi. Belgesel insanı dönüştürüyormuş ben onları çok sevmeme rağmen farkına vardım ki onlarla hiçbir iletişimim yok. Süper marketlere gidiyorum oralardan alışveriş yapıyorum ama esnafların da kalmasını istiyorum. Kentsel dönüşüm nedeniyle bir çoğu kepenk kapatmak zorunda kaldı benim de elimde onlara verebileceğim bir anı kaldı” Her şeyin çok katlı yapıların içine sığdırıldığı ve neredeyse ‘komşularla sıfır iletişim’ noktasına geldiğimiz modern zamanlarda Deniz Kızılkanat fotoğraflarıyla belki de kendisinin söylediği gibi bize esnaflardan geriye güzel hatıralar bırakıyor.
Çeyizlik yorgan yapan aslında sanatını bu şekilde konuşturan esnaf amcanın artık sadece rutine bindirerek açtığı kepenk yakın zamanlarda hiç açılmayabilir bile.
İşte Deniz Kızılkanat belki de ileride çekilecek dönem dizilerinde göreceğimiz es-naf hayatını bize fotoğraflarla yansıtıyor.
Fotopraflardaki esnafların yüzünde kimi zaman mutluluk kimi zaman umutsuzluk var ama her şeye rağmen değerlere ve işine tutunma çabası var.
Bir esnaf lokantasının içinden dışarıda akan hayata bakan gözler var.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.