Irkçılığı körüklemenin faturası: Oslo Katliamı

Irkçılığı körüklemenin faturası: Oslo Katliamı

2005 yılında,  Iraklı iki mülteci Irak’taki “İslamcı terörist” örgütlere para gönderdikleri suçlamasıyla Stockholm’de  yargı önüne çıkarıldılar.  Mültecilerin paraları okul ve hastane yapımı için gönderdiklerini ve hiç bir terör örgütü ile ilişkileri

Murat Kuseyri

2008 yılında Stockholm polisi, şiddete sıkça başvuran ve iktidarı şiddetle almayı hedeflediğini programına koyan, ırkçı-faşist bir örgüte yönelik bir operasyon yaptı. 28 yaşındaki bir ırkçının evinde çok miktarda patlayıcı, ağır silah ve mermi ele geçirildi. Mahkeme, silahların nasıl kullanılacağına dair somut plan bulunmadığı gerekçesi ile anti-rerör yasalarının uygulamayacağına karar verdi. 28 yaşındaki ırkçı sadece ateşli silahlar yasasına muhalefet etmekten  ceza aldı.
Buna benzer yüzlerce örnek verilebilir. Şayet 28 yaşındaki ırkçının evinde yakalanan silahlar bir Müslümanın evinde bulunsaydı, kıyamet kopacak, anti-terör yasalarına muhalefet etme suçundan en ağır hapis cezasına çarptırılacaktı. Medyanın tutumu da yargınınkinden farkı değil. Irkçının evindeki silahları görmezden gelen basın, silahların nerede ve nasıl kullanılacağını senaryolaştıracak ve konuyu haftalarca gündemde tutacaktı.

2009 yılında Almanya’da Auschwitz toplama kampının girişindeki ”Çalışmak Özgürleştirir” yazılı levha çalındı. Levhanın Polonya’da bulunmasının ardından başlatılan soruşturma, eylemin İsveçli ırkçılar tarafından planlandığını gösterdi. İsveç’te müzayede ve müzelerden çalınan heykel, tablo ve eserlerin faillerinin ırkçılar olduğu biliniyor. Elde ettikleri gelirlerle de silah ve mühimmat satın alıyorlar.

MECLİSİ BASIP MİLLETVEKİLİ ÖLDÜRECEKLERDİ

İsveç’in en yüksek tirajlı gazetesi , Aftonbladet 25 Aralık 2009 tarihinde,  ırkçı bir partiden ayrılan Anders Högström’ün ifadelerine yer verdi. Söz konusu örgüt ”İsveç’in İslamlaşmasını” engellemek için iki hücre kurmuştu. Örgütün çok sayıda silahı, patlayıcı maddesi ve Rus malı roketleri vardı. Hücrelerden biri örgütün finansmanını sağlayacak, diğeri ise eylem yapacaktı. Auschwitz’ten çaldıkları levhayı Polonya’daki bir antikacıya satarak eylemi finanse edeceklerdi.  Högström ırkçı örgütün hükümet binalarına saldırmayı, meclisi ele geçirip milletvekillerini öldürmeyi planladıklarını da anlattı. Gazetenin görüşlerine başvurduğu ”İsveç İstihbarat Teşkilatı”nın Basın Sorumlusu Patrik Peters, uzun bir süredir ırkçıların bu planlarından haberdar olduklarını söyledi.

İsveç polisi ile işbirliği içinde olan Norveç polisinin bu gelişmelerden haberi olmadığı düşünülemez. Ancak olanlar her iki ülke polisinin de olası ve geliyorum diyen bir katliamı engellemek için gerekli önlemleri almadıklarını gösteriyor.

NORVEÇ VE İSVEÇ IRKÇILARIN CENNETİ

Irkçı akımlarının faaliyetlerini mercek altına alan Expo dergisine göre İsveç’te 29 ırkçı, yabancı düşmanı ve faşist parti ve grup bulunuyor. Norveç’te de şiddeti savunan çok sayıda ırkçı ve yabancı düşmanı örgütün faaliyet yürüttüğü biliniyor. Irkçılar internet sitelerinde, çıkardıkları gazete, dergi, cd ve kasetlerde göçmenler, Müslümanlar ve sosyalistlere yönelik karalama kampanyalarını açıkça sürdürüyorlar. Polis koruması altında gösteri ve toplantılar yapıyorlar. Irkçılık karşıtlarının binalarını basıyor, toplantılarını dağıtıyorlar. Avrupa’nın bazı ülkelerinde propaganda yapmaları engellenen ırkçılar dergi ve gazetelerini İsveç ve Norveç’te  bastırıyor, şiddet ve nefreti körükleyen şarkılarının kaset ve cd’lerini yine bu ülkelerde serbestçe çıkarma olanağı buluyorlar.

DEFALARCA UYARILDILAR

İsveç ve Norveç’in ırkçı ve faşist örgütlere karşı hoşgörülü yaklaşımı defalarca insan hakları kuruluşları, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’in ilgili organları tarafından gündeme getirildi.  Birleşmiş Milletlerin Cenevre’deki İnsan Hakları Konseyi en son olarak İsveç’i geçtiğimiz yılın Mayıs ayında eleştirdi. Ülkede yabancılar, azınlıklara yönelik ırkçılık ve ayrımcılığın arttığına dikkat çekti. Irkçı ve faşist örgütlerin yasaklanmanı talep etti. Aynı eleştiriler 1998 yılından beri bir çok kurum tarafından Norveç’e de yöneltildi.  Avrupa Konseyi’nin ırkçılık ve yabancı düşmanlığına karşı organı, ECRI 2009 yılında, Norveç’ten ırkçı örgütlerin kapatılması için yasal düzenlemeler yapmasını istemişti.

Her iki ülkede de  Hükümet yetkilileri ırkçı örgütleri yasaklamayı düşünmediklerini açıkladılar. Irkçı ve faşist örgütlenmeleri engellemek bir yana, göçmenler ekonomik krizin sorumlusu olarak gösterildi. İltica yasaları sertleştirildi. Göçmenler ve özellikle de Müslüman ülkelerden gelenler  hedef tahtasına konuldu. Göçmenleri ve özellikle de Müslümanları topluma yönelik büyük bir tehdit olarak gösteren politikacılar, kurumlar ve medya,  bu tutumları ile adım adım Oslo’daki katliama zemin hazırladılar. 76 kişiyi katleden Anders Breivik onların ortak ürünü. Şimdi de göçmenlere ve Müslümanlara karşı programladıkları Breivik’in kendilerine yönelmesinin şokunu yaşıyorlar. Breivik’in eylemi tek başına gerçekleştiren bir akıl hastası olduğuna kitleleri inandırmaya çalışarak, katliamdaki  sorumluluklarını gizlemeye çalışıyorlar.

www.evrensel.net