Bir garip soruşturma

Bir garip soruşturma

Sosyal Bilgiler öğretmeni olarak çalıştığım Bingöl 100.Yıl İlköğretim Okulu’nda Çocuk Hakları Kulübü görevli öğretmeni sıfatıyla, 10 Aralık 2010’da Evrensel Dünya İnsan Hakları Günü münasebetiyle kulüpteki öğrencilerime çeşitli görevler verdim. Verdiğim görevleri gereğ

Nihat Aksoy

Sosyal Bilgiler öğretmeni olarak çalıştığım Bingöl 100.Yıl İlköğretim Okulu’nda Çocuk Hakları Kulübü görevli öğretmeni sıfatıyla, 10 Aralık 2010’da Evrensel Dünya İnsan Hakları Günü münasebetiyle kulüpteki öğrencilerime çeşitli görevler verdim. Verdiğim görevleri gereği öğrenciler şiir ve yazılar okudular. Ben son sözü alarak “Çocuklar, bügün Evrensel Dünya İnsan Hakları Günü. Yaşadığımız bu günde bile gerek ülkemizde gerekse dünyanın çeşitli yerlerinde maalesef insan hakları ihlal edilmektedir. Hergün İlköğretim okullarında siz öğrencilere okutulan öğrenci andı da evrensel insan haklarına aykırılık teşkil ettiği halde, sizlere okutulmaktadır. Bu durum Evrensel İnsan Haklarına uymayan bir formattır. Ben bir eğitimciyim. Aynı zamanda bir insan hakları savunucusuyum. Öğrenci andı evrensel nitelikli insan hakları formatına uymamakta dolayısıyla bu özel günün anlamını da göz önünde bulundurarak şahsım olarak bu andın sizlere okutulması taraftarı değilim.” dedim ve programı bitirdim.

SORUŞTURMA AŞAMASI:

Aynı gün teneffüste okul idaresi tarafından idareye çağrıldım. Okul idaresi, yaptığım konuşmadan ve öğrenci andının okutulmamasından dolayı üç öğretmen tarafından hakkımda tutanak tutulduğunu, durumu gereği için İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bildireceklerini söyledi.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hakkımda açılan soruşturma için önce 28.12.2010 tarihinde okuluma gelen ilköğretim müfettişi Yusuf Çalıkuşu’na ifade verdim. Sonrasında İl Milli Eğitim Müdürlüğü, 06.07.11 tarih ve B.08.4.MEM.0.12.02.00-663-07 sayılı yazısıyla benden tekrar savunma istedi.

İlk ifadem ve sonrasında yaptığım savunmamda öğrencilerime söylediklerimi de tekrarlayarak şunları belirttim.
“Ülkemizdeki birçok sivil toplum örgütü akademisyenler ve hatta son Milli Eğitim Şurasında da öğrenci andının kaldırılması gerektiği gündeme getirilmişken benim yapmış olduğum açıklamalar daha da önem arz etmektedir. Türkiye toplumu homojen bir toplum değildir, birçok etnik yapıya sahip insanlardan oluşmaktadır. Ülkemizde yaşayan Kürt, Ermeni, Arap, Çerkez çocuklarına hergün bu “and” okutularak, bu çocuklarımız tek potada eritilip, tek tipleştirilmektedir.  Bu durum, evrensel mevzuata, Yüce Allah’ın her insanı farklı yaratığı gerçeğine aykırıdır. Genelde pek çok sivil toplum örgütünün “andımız”ın kaldırılmasını istemesi, özel olarak da MAZLUM-DER Diyarbakır Şubesi’nin 2009’dan beri başlatmış olduğu “Andımız Kaldırılsın” kampanyası da bu konudaki görüşümü ve davranışımı desteklemektedir. Bu bir hak ihlalidir ve bundan dolayı, çocuklarımıza bu andın okutulması taraftarı değilim.”

SONUÇ:

Savunmamı İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdikten 5 gün sonra Disiplin Amiri sıfatıyla Hasan BASUĞAY imzasıyla okuluma gönderilen 20.07.11 tarih ve B.08.MEM.0.12.02.00-663-07/001025 sayılı yazıda, “1/30 Oranında Aylıktan Kesme” cezasıyla cezalandırıldığım belirtilmiştir.

YORUM:

Bir insan hakları savunucusu olarak(İHD Bingöl Şubesi başkanıyım aynı zamanda) düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kendi düşüncemi öğrencilerimle paylaştım. Durum böyleyken, verilen cezayı haksız buluyorum ve kabul etmiyorum. İHD, ÖZGÜR-DER, MAZLUM-DER gibi ülkemizin önemli insan hakları kuruluşlarının ,bazı sendikaların ve aydınların bu konudaki açıklamalarını da göz önünde bulundurarak bu andın hemen kaldırılması gerekmektedir. Aksi takdirde, böylesi bir uygulamayı devam ettirecek bir hükümetin, yapılması daha zor olan sivil anayasanın üstesinde geleceği konusu kafamda kocaman soru işareti yaratmaktadır.

Karşılaştığım bu antidemokratik uygulamayı kamuoyunun, aydınların, sivil toplumun ve basının takdirine sunuyorum. 

*İHD Bingöl Şube Başkanı

www.evrensel.net