Radyonun içindeki mülteciler

Radyonun içindeki mülteciler

İKARUS Yayınları, Cenk Gündoğdu’nun Türkiye tiyatrosuna mülteci sorununu gündeme taşıyan Radyonun İçindekiler adlı oyunuyla tiyatro dizisini sürdürüyor. Kitabın önsözünde Zehra İpşiroğlu ve Sema Göktaş, Radyonun İçindekiler’in konusu itibariyle Türk tiyatrosuna bir yenilik getirdiğini ve 21. yy

İKARUS Yayınları, Cenk Gündoğdu’nun Türkiye tiyatrosuna mülteci sorununu gündeme taşıyan Radyonun İçindekiler adlı oyunuyla tiyatro dizisini sürdürüyor. Kitabın önsözünde Zehra İpşiroğlu ve Sema Göktaş, Radyonun İçindekiler’in konusu itibariyle Türk tiyatrosuna bir yenilik getirdiğini ve 21. yy insanının trajedisi olan mültecilerin sorunlarını gündeme taşıması bakımından ayrı bir önem arz ettiğini belirterek kapsamlı bir değerlendirme yaptı.

Radyonun İçindekiler, daha iyi hayat için her şeyden vazgeçerek umut yolculuğuna çıkan insanların o uzun, bitmeyen büyük yolculukta yaşadıkları açlık, yokluk, susuzluk ile birbirlerine düşerek kaybettikleri hayatlarının trajedisine özel tarihleri üzerinden toplumsal sorunları anlamaya yardımcı olacak bir çalışma olarak değerlendiriliyor.

ORTADOĞU’NUN KANLI TOPRAKLARINA TANIKLIK

İkarus yayınlarının kitapla ilgili değerlendirmesinde şu görüşlere yer verildi: “Bir gerçeklikten kalkarak yazılan oyun, iyi hayatın aslında bir başka yerde aranmamasını bu hayatın yaşanan yerde mümkünlüğünü felaketle biten sonla sezdiriyor. Oyun içinde oyun kurgusuyla tasarlanan Radyonun İçindekiler, bir radyonun içinden geçen ve sadece duyduğumuz o an bizi sarsan, ardından gündelik hayatın temposuyla unuttuğumuz o acı şeyleri çekip önümüze koyuyor. Metaforla ve sembollerle yoğunlaşan oyunun dili de yazarının edebi kimliği hakkında ipucu veriyor. Bir geminin içinde geçen oyunda; Irak, İran, Filistin ve İsrailli insanların birbirlerinden habersiz yerleştirdikleri sandıklardan çıkışları ve zamanla faşizme varacak hale gelen ilişkilerinin ardında açık yara gibi duran Ortadoğu’nun kanlı topraklarına tanık oluyoruz. Resmi rakamlara göre son 6 ay içinde İran’dan 1356 sığınma başvurusunun yapıldığı, her gün yüzlerce kişinin açlık ve susuzluğu göze alarak teknelerle, trenlerin yüklüklerinde, araçların depolarında, kamyon lastiklerinin içinde havasızlıktan ölmeyi göze alacak kadar kötü şartlarda kurtulmak istedikleri hayatı gittikleri yerde bulabilecekler mi? Daha iyi bir hayat var mı? Bu insanları her gün onlarca insanın öldüğünü bile bile her şeylerini satarak bu yolculuğa çıkaran ne? Oyun bu ve benzeri soruların cevaplarını aramamıza biraz daha yaklaştırıyor bizi. Radyoda duyduğu haberin içine giren bir çocuğun oyunun sonunda elinden attığı kukla bir soru işaretini içimize bırakıyor. 21. yüzyılda insanlığının görmezden geldiği trajedilerden biri olarak kabul edilen mülteciler kapitalist ülkelerin, ucuz insan, ucuz emek olarak görmezden geldiği bir büyük dram var oyunda, görmek ya da radyosunun açanın duymak isteyeceği.”

İlk oyunu Radyonun İçindekiler’i yayımlayan Cenk Gündoğdu’nun yakında “Har İle” adlı çalışmasının da kitaplaşacağı bildirildi. (ANKA)

www.evrensel.net