Karadeniz

Karadeniz'e özel güvenlik birimi

Gazetelerde yer alan “Karadeniz’e özel güvenlik birimi” başlıklı haberi okuyunca bu da nereden çıktı böyle, diye bir soru geliyor insanın aklına. Son günlerde tartışmalarını izlediğimiz, “terör”le mücadelede askerin artık görev almayacağını bu işi bundan böyle özel harekatçı polislerle y&u

Yusuf Gürsucu

Karadeniz’de hepimizin şu an dikkatini çeken en önemli sorun HES ler. 100’lerce HES projesinin hayat geçirilmeye çalışıldığı bölge tam bir cadı kazanı gibi. Doğa katliamına ve yaşam alanlarının işgaline karşı direnen bölge halkının kolay teslim alınamayacağını gören Hükümet ne yapmaya çalışıyor dersiniz. HES karşıtı mücadele içinde Sevgili Metin Lokumcu’yu yitirmiştik. Ardından yaşanan süreçte de onlarca gözaltı ve tutuklamalar ardı ardına geldi. Adeta cadı avına çıkılmışçasına bugünlerde de tekrar gözaltılar ve tutuklamalar yaşanıyor. Peki, Karadeniz’de oluşturulmak istenen özel güvenlik birimi hangi ihtiyaçtan ortaya çıkıyor olabilir, bunu biraz irdelememizde fayda var.

TERSANELER!

Biliyorsunuz kentsel dönüşüm adı altında hayata geçirilen talan politikaları her alanda sürdürülüyor. Bu talanlardan biri de İstanbul Tuzla’da yaşanmakta. Uluslararası finans merkezlerinin yer alacağı bir bölge olarak tasarlanan Tuzla, bölgede oturan insanların konutlarına saldırıdan önce, var olan gemi sanayisi Tuzla’dan kaldırılıyor. Peki nerelere kaydırılıyor acaba buna bakmamızda fayda var. Tuzla tersanelerinin bulunduğu alan kadar bir bölge Samsun Terme’de Gemi sanayicilerine ücretsiz tahsisler yolu ile peşkeş çekiliyor. Buradan şöyle bir sonuç çıkarmıyoruz tabii ki gemi sanayi sadece Terme’ye taşınmıyor. Yalova’dan Çanakkale’ye kadar olan bölge neredeyse tamamen bu işe ayrıldı. Gemi sanayisi olarak ayrılan diğer alan ise Karadeniz bölgesidir. Terme’nin Sivaslılar köyünde Kızılırmak deltasının koruma bölgesi sınırlarını da içeren bir alan, gemi sanayi adı altında faaliyet gösterecek olan bir firmaya ücretsiz olarak tahsisi yapılmıştır. Firmanın tahsis talebinde dikkatimizi çeken en önemli yan ise firmanın gemi söküm işi içinde talepte bulunmasıdır. Verilen izinde bu talebin kabul edilmediği açıklandı. Peki, firma bu talebinden vazgeçecek mi dersiniz. Mümkün değil, çünkü yukarıda da söz ettiğimiz gibi Marmara’nın ve Karadeniz’in nerdeyse tüm kıyıları tersanelere tahsisleri yapılmışken, bu kadar geniş bir bölgede gemi imalatı yapılabileceğini hiç sanmıyoruz. Bu kadar gemi nereye satılacak? İkinci adımları ve asıl hedefleri ise asbestli gemi söküm işini de içeren bir hurdalık alan, yakın gelecekte Marmara ve Karadeniz’de ortaya çıkacak.

ENERJİ KORİDORU!

Doğan gurubu Petrol Ofisi’ni özelleştirme yolu ile ele geçirmişti. Geçtiğimiz yıl ise Petrol Ofisi’ni OVM adlı Avusturyalı bir şirkete sattı. OVM’nin bu satışın hemen ardından yaptığı ilk açıklamalarda “Türkiye, Asya-Avrupa arası enerji kavşağına dönüşüyor ve Türk ortağımız BOTAŞ ile Nabucco için çalışıyoruz” demişlerdi. Asıl kavşağın Karadeniz bölgesi olduğunu yaptıkları sunumlarda gösterdikleri haritalarda paylaştılar. Haritalarında yer alan ve adını enerji koridoru olarak ifade ettikleri koridor Karadeniz bölgesini işaret ediyordu. Öte yandan OMV, Samsun’da doğalgaz çevrim santrali için, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan 49 yıllık üretim lisansı alındığını ve santral İnşaatının 2012’nin ikinci yarısında tamamlanıp, hizmete girmesinin hedeflendiğini ve santralin 30 yıl hizmet vereceğini açıklamıştı. Avusturya Dışişleri Bakanı Michael Spindelegger de santralin, tüm Karadeniz’i kapsayacak bir proje olduğunu belirtmişti. Karadeniz’de yaşanan enerji yatırımlarının bununla sınırlı olduğunu sanmayın Bartın’dan başlayarak Artvin’e kadar uzanan bölgede 10’u aşkın Termik santral lisansının dağıtıldığını ve bir kısmının da inşaatının başladığını izliyoruz.

NÜKLEER SANTRAL!

Geçtiğimiz aylarda Japonya’da yaşanan Nükleer felaketin sonrasında yapılan tartışmalar içinde bir gerçek daha açığa çıktı. Biliyorsunuz şu an Türkiye’de 2 adet nükleer santral yapılması için adımlar hızlandı. Santrallerin birinin Mersin Akkuyu’ya diğerinin ise Sinop’a yapılmak istendiğini biliyoruz. Üçüncü santralin de Kırklareli İğneada’ya yapılacağını duyurdular. Bu duyurular yapılırken Enerji bakanı Türkiye’nin 5 adet nükleer santrale ihtiyacı olduğunu ve 2 adet daha santral için yer tespitinin yapıldığını açıklamıştı. Bir televizyon programında bu açıklamaları yaparken elinde kocaman bir harita tutuyordu ve Nükleer santraller için depremsellik bakımından güvenli bölgeleri koyu renk olarak işaretlemişlerdi. Bu koyu renk bölgeler Akkuyu, Sinop, İğneada, ve Doğu Karadeniz bölgesi idi. 4üncü ve 5inci santrallerin nereye yapılacağına yönelik spikerin sorularına zamanı gelince öğreneceksiniz diyerek cevap verip, bölge adını ağzına almadı. Fakat planlarında, Doğu Karadeniz bölgesine 2 adet Nükleer santral yapmayı hedefledikleri açığa çıkıyordu.

MADENLER!

Yine geçtiğimiz yıl içinde Karadeniz’de 11 Bakanın, bölge Valilerinin, Belediye başkanlarının, Ticaret, sanayi odası yöneticilerinin yer aldığı bir toplantı yapılmıştı. Bu toplantıda alınan kararlara yönelik bir vali büyük bir gurur ile açıklamalarda bulunmuştu. Bu açıklamalarda Karadeniz yaylalarını Turizme açacaklarını ve bu amaçla Ordu’dan başlayarak Artvin’e kadar olan bölgede dağların üzerinden yaylaları birbirine bağlayan bir yol yapacaklarını buyurdular. Bu yolun Turizm amacıyla bölgeyi gezmeye gelen insanlara hizmet edeceğini ve bölgenin ekonomik olarak kalkınacağını açıkladılar. Bir kere düşünün yüzlerce HES yapılmış bölgede doğanın katlediliş sürecini mi izlemeye gelecek bu turistler. Fakat gerçek tabii ki bu değil. Ülke topraklarının yarısını aşkın bir bölümünde Maden lisanslarının dağıtılmış olduğunu biliyoruz. HES’ler için bile vadilerden yukarılara çıkmanın mümkün olamadığı ve maden işletmelerinin kesinlikle bir infial yaratacağını tespit etmeleri hiç de zor değil. Bu yolların bir tek amacı olabilir oda maden şirketlerine alt yapı oluşturmak ve ardından yaylaları halkın elinden alıp madencilere tahsis etmek.

AMAÇ NE?

Şimdi tüm bu gerçekler ışığında bir düşünelim, bu özel güvenlik biriminin kurulmak istenmesinin amacı ne olabilir! Kürt halkının özgürlük taleplerini açılım vaatleri ile oyalamaya, sulandırmaya çalışan hükümet, bu yalandan vazgeçip asıl yüzünü ortaya koymaya başladığı bu dönemde Karadeniz’de de benzeri bir güvenlik örgütlenmesine gitmesi sizce nasıl açıklanabilir! Samsun’da öldürülen köylü genci terörist sandık açıklamaları sizce doğru olabilir mi? Askerleri terörist geçişleri olacak diyerek mevzilendireceksin ve koşullandıracaksın sonrada pardon diyeceksin. Buna kim inanır! Metin Lokumcu’nun öldürülmesi tesadüf mü dür? Hopa’da ve Ankara’da Metin’in öldürülmesini protesto eden onca insanın gözaltına alınıp tutuklanması sizce nasıl açıklanmalı!

Polis devleti yapılanmasının hızla hayata geçirildiği bir dönemdeyiz. Her şey sermayenin ihtiyacına yönelik organize ediliyor. Doğanın metalaştırıldığı, insanların kentsel dönüşüm adı altında evlerinden atıldığı, Kürt halkının demokratik özerklik taleplerinin boğulmaya ve anlaşılmasını engellemeye yönelik çabaların arttığı, İşçilerin kıdem tazminatlarına göz koyulduğu bir süreçteyiz. Bu gelişmeleri tersine çevirebilmemiz, ancak bu uygulamalara karşı yüksek bir enerji ile topyekün mücadele etmemize bağlı. Blok partisi kurulurken, örgütlü mücadeleye olan ihtiyacımızı karşılayabilecek olması bakımından bu saldırılara karşı başarı elde edeceğimize olan inancımız ve umudumuz sürüyor.

*Emek Hareketi Çevre Komisyonu

www.evrensel.net