28 Temmuz 2011 11:03

‘Model tek başına sorunları çözmez’

Sendikal Birlik, KESK içinde sosyal demokrat anlayışı temsil etme iddiasında olan bir grup. Ancak KESK’in kuruluşundan bu yana geçen süreçte Sendikal Birlik grubunda farklı eğilimler yer aldı. Dün bu sayfada görüşlerine yer verdiğimiz Vicdan Baykara, Sendikal Birlik grubu adına konuşmuştu. Bugün görüşlerini sizle payla

‘Model tek başına sorunları çözmez’

Paylaş


KESK’in ve bağlı sendikaların işyerleriyle, üyeleriyle ilişkisinin koptuğu yönde eleştiriler geliyor. Bu eleştirilere katılıyor musunuz?
KESK’in içinde bulunduğu durum için işler yolunda demek, mevcut durumun istenen, özlenen, hedeflenen bir durum olduğunu söylemek sanırım hiç kimse için pek mümkün değildir. Evet, Sendikal Birlik olarak uzunca bir süredir dikkat çekmeye çalıştığımız konudur sorunuz. KESK’in (KESK, bağlı sendikaları ile birlikte KESK’tir) işyerleri ve üyeleriyle bağlarının  asgari ifadeyle zayıfladığı, gevşediği doğrudur. Çünkü örgütümüz, uzunca bir süredir, üyelerinin ve işkollarının sorunlarına mücadelemizin asli gündemi olarak bakmaktan uzaklaşmıştır. Bunun yerine ülkemizin ağır siyasal sorunları adeta örgütün merkezine yerleştirilmiştir. Örgütümüzün ülkemizde yaşanan siyasal, sosyal sorunlara duyarsız kalması gibi bir anlayışımız yoktur. Ancak bir emek örgütü olarak emekçilerin günübirlik işyerinde yaşadığı sorunları önemsiz görüp, hafife alarak tali plana atarsanız, işyerleri sizden uzaklaşır. Yani, siz işyerlerinin sorunlarını gündem yapmaz, oradaki yaşama dokunmaz, dokunamazsanız, işyerleri de sizi gündem yapmaz.

Bu sorun nasıl aşılır?
Bu sorunun aşılmasının yolu bellidir. Emek mücadelesi emekçilerle işyerlerinin nabzını tutarak sürdürülebilir. Çalışanın yaşadığı sorunları çözerek, çözümü için yan yana gelip, birlikte mücadele ederek sürdürülebilir. İşyerlerinin nabzını tuttuğunuz gibi örgütün nabzının işyerlerinde hissedilmesini sağlayarak, yani bir bütün ısrarla işyerlerine dönerek bu işin üstesinden gelebiliriz diye düşünüyorum.
Kendi tarihimize bakıp sağlıklı değerlendirebilirsek, çözüm için bize yol gösterici örnekler var. Daha KESK’in resmen KESK olarak kurulmadığı bir dönemde dahi, yüz binlerce emekçi, üstelik kendi olanaklarıyla Ankara’ya gelip geceli gündüzlü iki gün Ankara’da kalırken, bugün tüm çabalara karşın çok daha azını getiremiyorsak, bu durumun nedenlerini sahici tartışmalarla ortaya çıkarıp, önlemlerini alarak bu sorunu aşmalıyız.

Her siyasal gelişmenin KESK üzerinde yankı bulması, hatta bazen kırılmalara neden olmasını nasıl değerlendirmek gerekir?
KESK bir emek örgütüdür. Hepimiz biliriz  bu cümleyi ve sıkça vurgularız. Ne var ki, bu gerçeğin ifade edilmesi ile, gerçekten doğru algılanıp sindirilerek ifadeye uygun davranış gösterilmesi farklı şeylerdir. Yine bir emek örgütüne uygun olarak tüzüklerimizde vurguladığımız “emekçiler arasında din, dil, ırk, siyasi düşünce, etnik köken, felsefi inanç farkı gözetmeksizin” ifadesi, bizi KESK’te biraya getiren şeyin saydığımız bu nedenler değil, esas olarak emekçi kimliğimiz olduğunun ifadesidir. Öncelikle bu durumun emek mücadelesinin gerçeği olduğunu kabul etmek yetmez, sindirmek gerekiyor.
Kuşkusuz her birimizin siyasi görüşü, partisi  vardır. Olacaktır, daha çok olmalıdır. Örgütümüzün gerçekliği de budur. Renklerimiz, dediğimiz farklı siyasal görüşe sahip kümelerimiz, gruplarımız vardır. Buraya kadar her şey doğaldır. Ancak herhangi bir
siyasal gelişme karşısında yapılması gereken şey, kendi öznel siyasal görüşlerimiz üzerinden yapacağımız değerlendirmelerin örgüte dayatılması değil, bir emek örgütü olarak olaya emek mücadelesinin bütünlüğünü bozmayacak, örgüt içinde tartışma yaratmayacak biçimde, emekçi bakışıyla tutum almaktır.
Yakın geçmişte yaşadığımız referandum süreci söz konusu kırılmalara en somut örnektir. Anımsanacağı gibi örgütün büyük bir çoğunluğu “hayır” diye haykırıyordu. Ayrıca o zamanki KESK yönetiminin tüm değerlendirme sonuçları, “hayır” veya boykotu işaret ediyor olmasına karşın, kimi yöneticilerin “yetmez ama evet” ya da yetmezsiz “evet’” tavrı elbette örgütte kırılma yaratmıştır. Şimdi ifade edilen durumda, referanduma “evet” demek KESK’in hangi gerçekliğine denk düşüyor. Bu durum öznel bir tutumdur. Dikkat çekmeye çalıştığımız şeyde budur. (Ankara/EVRENSEL)


YÜZÜMÜZÜ DIŞARIYA DÖNMELİYİZ

Son genel kurulda tüzük değişikliğinin neden olduğu tartışmaları Sendikal Birlik nasıl değerlendiriyor?
Evet, son genel kuruldaki tüzük değişikliği, özellikle bu dönem karar organı olarak kabul edilen  KESK Genel Meclisi’ne ilişkin tartışmalar vardır. Ancak bu sürece nasıl gelindiğini hiç olmazsa birkaç cümle ile ifade etmek gerekiyor. Örgütte özellikle 2000 genel kurul süreciyle birlikte grup ilişkileri örgütsel ilişkilerin önüne geçmeye başlamıştır. O günden bugüne durum maalesef artarak devam ede gelmiştir. Bunu belirtme nedenim şudur. Artık grup aidiyetleri öylesine öne çıkmıştır ki, çoğu kez örgüte ilişkin hemen hemen her tartışmada, gruplar öncelikle tartışma sonucunda ortaya çıkacak durum veya modelin kendi grubunun konumunu nasıl etkileyeceğinden hareket etmektedir. Yani örgütün ihtiyaçları belirlenip, bunun nasıl karşılanacağına ilişkin sahici, içtenlikli  tartışmalar yürütmek daha bir zorlaşmıştır. Oysa asıl ihtiyaç budur. Az önce 2000 genel kurul süreciyle başladığına inandığım olumsuz kültürü anımsatma nedenim budur.
Oluşturulan yeni KESK Genel Meclisi’nin de öyle örgütün sorunlarını çözeceğine dair güçlü bir yaklaşımımız yoktur. Modeller önemlidir ama tek başına sorunları çözmez. Sonuçta modelleri de işleten insan unsurudur. KESK Genel Meclisi esas olarak iki anlayışın iradesi ile de olsa genel kuruldan geçmiş bir organdır. Şimdi hepimizin tartışmak ve eleştirme hakkıyla birlikte bu kurulu örgütün yararına işletme sorumluluğumuz da vardır.
KESK’in 8 Ocak 2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulu öncesi, örgütün yapısal, tüzüksel, işleyiş, örgütlenme ve program sorunu olduğunu, bu nedenle daha derinlikli tartışıp tüm bu sorunları temelden çözme iradesi ortaya koyabilecek bir genişliğe ve çoğulculuğa ihtiyaç olduğunu, olağanüstü genel kurulda tüm bunları çözmenin mümkün olamayabileceğini, ancak olağan genel kurulda bu iradenin ortaya çıkmasına olanak yaratacak bir yapılanmaya çaba gösterilmesini ifade etmiştik. Ama o zamanda gerekli gelişmeler sağlanamadı. Sonuç olarak son genel kurulumuz da, önceki ve daha önceki genel kurullardaki eksikleriyle birlikte gerçekleştirilebilmiştir. Hep birlikte amacımız KESK’i büyütmek, yetkili ve etkili tek konfederasyon haline getirmektir. Bunun için KESK’in kendi iç çekişmelerini aşmış olması son derece önemlidir. AKP’nin saldırılarının bu dönem daha bir “ustaca” olacağı açıktır. Bütün sorunlarımıza karşın  bizim de daha bir yan yana durmaya ihtiyacımız vardır.
Sendikal Birlik olarak, uzun süredir aşınmış olan dayanışma ve güven ilişkilerinin yeniden tesisi, emekçilerin, üyelerimizin yaşamına dokunarak, dilek ve temenni metinleri yerine, gerçekçi programlarla yola çıkarak, işleyişimizde ortaya çıkan tıkanıklıkları açarak, bir emek örgütü duyarlılığıyla yeniden işyerleriyle buluşma zamanıdır. Uzun süredir içe doğru büzüşen örgütü açıp dışa döndürmenin yolunu hep birlikte bulmak zorundayız. KESK’in kuruluşunda ortaya konan iradenin yeniden ortaya çıkarılması hepimizin sorumluluğudur.

ÖNCEKİ HABER

Munzur Festivali halaylarla başladı

SONRAKİ HABER

Dink davasının 84. duruşmasında tanıklar dinlendi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa