07 Mart 2015 05:02

Avrupa’nın Ukrayna’ya yönelik şok stratejisi

Almanya Ukrayna’da inisiyatifini korumak ve güçlendirmek için elinden geleni yapıyor. Bir zamanların Maliye Bakanı Peer Steinbrück, Kiev’e modernleştirme uzmanı olarak gönderildi. Jung Welt gazetesi, Alman bakanın ülkenin milyonerlerinden alınacak destekle memleketin yapısal sorunlarına çözüm bulmaya çalışılmasını kurtların sürüye çoban olmasına benzetiyor. Alman inisiyatifiyle gerçekleşen bu hamleye Fransa’da destek çıktı ve devre dışı kalmamak için Eski Dışişleri Bakanı Bernard Kouchener’i görevlendirdi.

Paylaş

Almanya Ukrayna’da inisiyatifini korumak ve güçlendirmek için elinden geleni yapıyor. Bir zamanların Maliye Bakanı Peer Steinbrück, Kiev’e modernleştirme uzmanı olarak gönderildi. Jung Welt gazetesi, Alman bakanın ülkenin milyonerlerinden alınacak destekle memleketin yapısal sorunlarına çözüm bulmaya çalışılmasını kurtların sürüye çoban olmasına benzetiyor. Alman inisiyatifiyle gerçekleşen bu hamleye Fransa’da destek çıktı ve devre dışı kalmamak için Eski Dışişleri Bakanı Bernard Kouchener’i görevlendirdi. 

Gelecek 22 ve 29 Mart günleri Fransa’da iki turlu il meclis seçimleri gerçekleşecek. 2012’den bu yana gerçekleşen tüm seçimlerde olduğu gibi, bu seçimlerde de hükümetin büyük bir yenilgi alması bekleniliyor. Şimdiden Hollande ve Valls kabine değişikliğine gidileceğini duyurdu, ama bunun ne boyutta olacağı ve yeniden hangi siyasi akımların hükümete gireceği tartışma konusu olmaya başladı. Sosyalist Partinin en sağ kanadını temsil eden ve hayata geçirdiği sert liberal politikalarla emekçilerden büyük tepki toplayan Başbakan Manuel Valls, şimdiden çizgide bir değişiklik yapmayacağını ilan etti. Oysaki François Hollande’ın 2017 cumhurbaşkanlığı seçimleri için en geniş kesimi etrafında toparlamaya ihtiyacı var. Le Figaro gazetesi, bu konudaki çelişkiye dikkat çekiyor. 
İngiliz Daily Telegraph başyazısı ise, ABD ile İran arasında yürütülen müzakereleri konu ediyor. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Senatoya davet edilmesi ve açıktan bunu eleştirmesini, Obama’nın ve 60’dan fazla demokratın Meclise katılmamasını Washington’un uzun soluklu ve çift partili İsrail desteğinin sona erdiğinin göstergesi olarak yorumluyor.


VALLS AÇILIMI SAVUNUYOR, AMA YÖNELİMDE DEĞİŞİKLİK OLMAMA ŞARTIYLA

Guillaume TABARD 
Le Figaro

Manuel Valls il meclisi seçimlerinde Cumhurbaşkanı’nın uzun yıllar yönettiği bölgenin sağa geçmesini engelleyebilir mi ? Valls yürüttüğü seçim kampanyasını 19 Martta sağın eline geçme ihtimali olan Correze bölgesinde bitirecek. Manuel Valls’ın Cumhurbaşkanı’nın bölgesinde kampanya yürütmesi önemli bir sembol. Neredeyse Manuel Valls, François Hollande’a “Senin için mücadele edeceğim” mesajı veriyor. Ama bunu yaparken de onsuz işlerin olmayacağının altını çizerek kuşkusuz. 

Yaklaşan il meclisi seçimleri için, Başbakan kendisinden önceki Başbakanın yaptığının tam tersini yapıyor. Zira, Jean-Marc Ayrault, belediye seçimlerinin ulusal boyutunun üzerini kapatmaya çalışmış ve böylelikle görevinde kalmayı umuyordu, ama nihayetinde seçim sonuçları görevini terk etmesini zorunlu kılmıştı. Valls ise seçimleri olabildiğince politikleştiriyor ve tamamen kişileştirerek, yenilgi aldığı durumda bile verdiği mücadele ve kararlılığı öne çıkartarak görevine devam etme hesabı yapıyor. Aslında bu bir umuttan da öte, zira bu konuda Cumhurbaşkanı’nın sözünü almış gibi davranıyor. Zira, Ayrault’un tersine ikisi de seçim sonrası hükümet değişikliği konusu gündeme alıp tartışmışlar. Ve ortak bir şekilde başbakanı değiştirmeme kararına varmışlar. Yalnız, seçim sonrası, kaçınılmaz büyük bir yenilgiden sonra iktidarın yeni oksijene ihtiyacı olacak. Etki alanını genişletmek ve ilerleyebilmek için François Hollande, Yeşilleri tekrardan hükümete katmayı ve Sosyalist Partinin sol kanadını, Martine Aubry’nin taraftarlarını hükümette görevlendirerek, sakinleştirmeyi arzuluyor. Ama ne Cumhurbaşkanının nereye kadar gitmeye hazır olduğu, ne de Başbakan’ın nereye kadar göz yummayı kabul ettiği biliniyor. Hollande ve Valls arasında bu konuda bir farklılığın olmadığı ifade ediliyor Başbakanlık çevresinde. [...] Ama Hollande en geniş kesimin desteğini alarak şimdiden 2017 cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlık yaparken, Valls yürüttüğü çizgide tutarlılığa vurgu yapıyor. 

Yeşiller ve Aubry’cilere açılım yapmak gerekir mi ? Başbakanın danışmanlarından birisi “neden olmasın ki, önemli olan hükümetin yol haritası seçimlerin ertesi günü değişmesin” diye aradaki farkı ortaya koyuyor. Peki hangi çizgi ? 14 ocak 2014’de açıktan iş yerenler lehine belirlenen çizgi, Macron yasasının çizgisi [...]. Oysa, il meclisi seçimlerinde alınan yenilginin boyutlarına bağlı olarak, soldan baskının derecesi kuşkusuz artacaktır. Ama şimdiden Valls işin rengini ortaya koydu ve böylelikle Hollande’a da mesajı iletmiş oldu : “Durum ne olursa olsun, belirlenen çizgiden kesinlikle hiç bir türlü geri adım atılmayacaktır”. Üstelik Başbakanlık çevrelerinde “Hükümet değişikliği kesinlikle şart değildir” diye belirtiliyor. 

(Çeviren : Deniz Uztopal)


BATI’DA İSRAİL YÜZÜNDEN SÜRTÜŞMENİN ZAMANI DEĞİL

Daily Telegraph 
Başyazı

Kargaşanın yoğun olduğu bir zamanda ve bölgede, Batı müttefiklerin kendi aralarındaki bölünmeler ve ayrışmalar büyük ihtimal düşmanlarımız tarafından fırsat olarak görünecek.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Obama yönetimiyle arasında bir gerginlik olup olmadığı konusunda bir endişesi varsa dün (3 Mart 2015) gerginliğin boyutunu anlamış olmalı. Netanyahu Eski İngiliz Başbakanı Winston Churchill’den sonra ABD millet meclisinde üçüncü kez birleşik bir oturum sunma ayrıcalığına sahip ikinci dünya lideri.

Churchill, Netanyahu’dan farklı olarak Meclisteki iki siyasi parti tarafından iyi bir şekilde karşılanmıştı. Netanyahu’nun Capitol Hill’deki varlığı ve konuşması 60’dan fazla Demokratlar tarafından boykot edildi. Bu Washington’un uzun soluklu ve çift partili İsrail desteğinin sona erdiğini gösteriyor. Obama’nın İran Nükleer programıyla ilgili yaptığı barış sözleşmesini açıkça eleştirmesi için, Cumhuriyetçi meclis başkanı, Netanyahu’yu Meclise davet etti. Netanyahu’nun bu daveti kabul etmesi Demokratlar açısından uygun karşılanmadı.

Netanyahu’nun Mecliste yaptığı konuşmayı meşguliyetten dolayı izleyemeyeceğini söyleyen Obama, Tahran yönetimiyle bir anlaşmaya çok yakın olduğu düşünülüyor. Bir çok Batı istihbarat kurumu İran’ın mevcut Uranyum programını Nükleer silah inşası için kullandığını söylüyor. Ekonomik ambargoların Batı tarafından kaldırması karşılığında, İran Uranyum zenginleştirme faaliyetini azaltacağını açıklıyor.

Ama Sayın Netanyahu keskin bir şekilde bu tür bir anlaşmaya karşı. Netanyahu’nun sunduğu argüman; bu anlaşma İran’ın nükleer eğilimini engellemiyor ve İran’ın Uranyum uğraşından tamamen vazgeçmesi için BM Güvenlik Konseyinin önerdiği 6 çözüm önerisini dikkate almıyor.
Sayın Netanyahu’nun Meclis konuşmasının sonunda söylediği gibi “Bu kötü bir sözleşme ve bunsuz daha iyi bir durumdayız”. Bunun aksine Obama yönetimi İran’la daha uygun ve güvenliği sağlayacak bir anlaşma için zorlamalı.

Netanyahu’nun dramatik müdahalesi İsviçre’de gerçekleşen Amerika ve İran müzakeresine nasıl yansıyacak  ve nasıl bir etki yaratacak izleyip göreceğiz. Netanyahu’yu eleştirenler, özellikle de İsrail vatandaşları, onun yaptığı bu sahne konuşmasının iki hafta sonra gerçekleşecek seçim çalışmaları öncesi destek almak için yapılan bir girişimden başka bir şey olmadığını görüyorlar.

Orta Doğu’da büyük siyasi değişikliklerin yaşandığı bir süreçte, özelikle de İran Devrim Muhafızlarının, Irak hükümet güçlerini Tikrit’i ele geçirmesi için desteklediği bir dönemde, Washington ve İsrail arasındaki her hangi bir sürtüşme çok rahatsız edici.

Kargaşanın yoğun olduğu bir zamanda ve bölgede Batı müttefiklerinin kendi aralarındaki bölünmeleri büyük ihtimal düşmanlarımız tarafından fırsat olarak görünecek. Daha önemlisi Yahudi Devletini yok etmek isteyen Ayetullah, İsrail’i yoğun tehdit altında bırakıyor. Bu tehdide maruz kalan İsrail halkı kendini koruma ve kendi güvencelerini garanti altına alan bir barış sözleşmesi talep etme hakkına sahip.
(Çeviren: Çağdaş Canbolat)


KİEV’DEKİ SÜVARİ

Reinhard LAUTERBACH
Junge Welt 

Ukrayna iflasın eşiğinde. Yazar Naomi Klein yıllar önce neoliberal “reform ajandası”nın şok programının uygulanması için iflas koşullarını çıkış noktası olarak göstermişti. Ukrayna için tam zamanı. Ve tabii ki Avrupa Birliği bu duruma seyirci kalamazdı, hemen birkaç yıl önce İsviçre’yi tehdit eden Peer Steinbrück’ü  Dinyeper’e süvari olarak gönderdi. O ve aslında çoktan kızağa çekilmiş başka politikacılar  Ukrayna’yı modernleştirme ajandası kapsamında enkaz halindeki ülkeyi kurtaracaklar.... 

Almanya’da Maliye Bakanı olmadan önce uzak görüşlü olarak hemen emlak tekellerinin yararına planlar yapan Steinbrück, Kiev’de tam da kendi gibi düşünenlerin arasında.  Arseniy Yansenyuk bir banker, Maliye Bakanı Natalya Yaresko ise ABD’de Hedge fonları’nda eğitim alıp, başarılı çalışma yürütmüş biri. Litvanya kökenli Ekonomi Bakanı Ayvaras Abromavicius da aynı köşeden geliyor.
İlginç olan bu ajandanın finansmanı ülkenin yapısal problemlerinin müsebbibi olarak görülen oligarklar tarafından üstlenilecek.  Rinat Ahmetov, 12 milyarlık serveti varken şimdilerde yoksullaşan ve uzun yıllar Wiktor Janukoviç’in mali destekçisi olan bu Donbass Vaftiz Babası’na ikinci bir şans veriliyor. Bir yıl önce ABD tarafından Avusturya’da yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan ve üç milyarlık servetini Rusya-Ukrayna arasındaki tartışmalı gaz ticaretiyle kazanan Dimitri Firtasch da finansörler arasında. Kurtlar sürüye çoban mı yapılıyor? Yok canım, onlar ve onlar gibi olanlar için ajandaya yapılan 500 milyonluk yatırım rehabilite anlamına geliyor. Bir yıl önce rakipleri tarafından devre dışı bırakılan Petro Poroşenko ve Igor Kolomojskij kliği bu süreçte nereden kazanılırsa kazanılsın sınıf kardeşlerinin parasının kendi paraları gibi görülmesi gerektiğini, kokmadığını anladı. 

Kış yavaş yavaş bitmek üzere olsa da Kiev halkı kalın giyinmek zorunda. Birkaç gün önce Kiev parlamentosu küçük temel ihtiyaçlar dışında gaz tarifesine en az iki kat zam yapılmasını kararlaştırdı. bazı durumlarda bu zam dört kata da çıkabilecek. Çalışanların  ve emeklilerin maaşları dondurulurken metro ulaşımından ev kiralarına kadar yaşam için zorunlu harcamalarda astronomik artışlar olacak. 

Bu modernleştirme ajandasının detaylandırılmasında ‘Sınır Tanımayan Doktorlar’ örgütünün kurucusu olarak tanınan Fransız Bernard Kouchner’in de yer alması durumu kurtarmıyor.  Felaket yardımı ve etik emperyalizm konularında uzman olan Kouchner, Ukrayna’da tam istediği yerde, sermayenin hizmetinde görev yapıyor. Ukrayna’nın Gürcistan’dan ithal ettiği yeni Sağlık Bakanı sağlık hizmetlerinin radikal özelleştirileceğini çoktan duyurdu bile... 
(Çeviren: Semra Çelik)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

İşçi miyiz köle miyiz!

SONRAKİ HABER

Avcılar Belediyesinde işçilerin yıllar süren mücadelesi toplu sözleşmeyle sonuçlandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa