06 Mart 2015 18:24

HDP Bakan Zeybekçi hakkında gensoru istedi

HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, döviz kurlarındaki yükseliş, faiz oranları üzerinden yürüyen tartışma, yüksek borçluluk düzeyi, dışa bağımlılık gibi nedenlerden ötürü Türkiye ekonomisinin hızla içine girmekte olduğu kriz ile ilgili olarak Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi hakkında gensoru açılmasını istedi

Paylaş

HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, döviz kurlarındaki yükseliş, faiz oranları üzerinden yürüyen tartışma, yüksek borçluluk düzeyi, dışa bağımlılık gibi nedenlerden ötürü Türkiye ekonomisinin hızla içine girmekte olduğu kriz ile ilgili olarak Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi hakkında gensoru açılmasını istedi. 

HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, döviz kurlarındaki yükseliş, faiz oranları üzerinden yürüyen tartışma, yüksek borçluluk düzeyi, dışa bağımlılık gibi nedenlerden ötürü Türkiye ekonomisinin hızla içine girmekte olduğu kriz ile ilgili olarak Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi hakkında gensoru açılmasını istedi. Gensoru gerekçesinde, AKP iktidarının ekonomi politikaları nedeniyle ülkenin iktisadi bir darboğaza girdiği belirtilerek, dar boğaz durumunun tehlike sinyalleri vermesinin, iktisadi göstergeler ve icracı makamlar arasındaki tartışmalarda kendisini gösterdiği ifade edildi. Veriler olumsuz seyir aldıkça ve makamlar arası tartışmalar harlandıkça iktisadi dar boğaza daha fazla girildiği vurgulanarak, "Küresel piyasa ve finans kapital mantığı gereği iktisadi durum sadece ekonomik verilerden değil, birçok alanda üretilen politikalardan etkilenmektedir. Şeffaflık, demokratiklik, hesap verilebilirlik, hukukun ve adaletin tesisi, dış politika gibi alanlar iktisadi alanla iç içe girmiş durumdadır" denildi. 

'AKP'NİN OTORİTERLEŞMESİ EKONOMİK VERİLERİ OLUMSUZ ETKİLİYOR'

AKP iktidarının gittikçe otoriterleşmesi ve şeffaflıktan uzak kalmasının ekonomik verileri olumsuz etkilediğine dikkat çekilen gerekçede, aynı şekilde, dış politikadaki doğru stratejilerin de ekonomi ile yakın ilişki içerisinde olduğu kaydedildi. Sıfır politikadan, Osmanlı önderliği vizyonuna geçiş ve Ortadoğu ile Arap dünyasındaki gelişmeleri okuyamamanın ekonominin kötüleşmesine neden olduğunun belirtildiği gerekçede, komşu ülkeler ve Arap dünyası ile ticari ilişkilerin büyük oranda eridiğine vurgu yapıldı. Gerekçede şu ifadelere yer verildi: "Şubat ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13 azalışla 10 milyar 495 milyon dolar olmuş, yılın ilk iki ayında toplam ihracat yüzde 6,7 gerileme ile 22 milyar 826 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Demokratikleşme ile ilgili kaygılar ve dış politikadaki başarısızlıklar sonucu ekonomide güven ortamı sarsılmıştır. Bu yönüyle hiçbir yatırımcı üretime ve istihdama yönelik yatırımlarını arttıramaz hale gelmiştir."

'20 MİLYON TL EK FATURA ÇIKARILDI'

Doların yükselişi karşısından çaresiz kalan AKP iktisat politikalarının, Cumhurbaşkanı Erdoğan nezdinde kendini kamufle etmek için siyasi gerginliği arttırma yoluna başvurduğuna dikkat çekilen gerekçede, "Öyle ki, Cumhurbaşkanı her konuşmalarında kurumsal özerklik hiçe sayılmakta, kendi kabinesinde bulunan bakanlar bile üstü örtük bir şekilde vatan haini ilan edilebilmektedir" denildi. Doların rekor kırarak 2,57 seviyesine yükseldiği belirtilerek, "Bu kapsamda Merkez Bankası 40 milyon dolar döviz ihalesi yapmak isterken, bu meblağı 60 milyon dolara çıkarmasına rağmen dolar yükselişini sürdürmüştür. Böylece dolar kurundaki her 11 kuruşluk artışın reel sektöre ve Türkiye'ye 20 milyar TL'ye yakın ek fatura çıkarmıştır. Öyle bir durum söz konusudur ki ekonomi politikalarından sorumlu bakanlardan biri olan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz bu çaresizliği şöyle ifade etmektedir: 'Böyle bir ortamda makroekonomik temeller itibariyle kurdaki artışı doğrusu tam açıklamak mümkün değil’" ifadelerine yer verildi. 

'30 MİLYON YOKSULLUK SINIRINDA YAŞIYOR' 

Gerekçede son olarak, "Tüm bu AKP iktisadi tablosunun toplumsal tahribatı ise büyük düzeydedir. Gezi direnişinin toplumsal tabanı olan ve dünyadaki 'işgal et' eylemlerine kitlesel benzerliği olan okumuş işsizler sorunu ortaya çıkmıştır. Bu işsizler beşeri yatırımlarını gerçekleştirmelerine rağmen karşılığını alamamakta ve sonuç olarak isyan derecesine yükselmektedir. Her 5 evlilikten biri boşanmayla sonuçlanmakta ve bu boşanma durumunun ana gerekçesinin ekonomik olduğu belirtilmektedir. 2008 yılında Türkiye'de antidepresan ilaç kullanımı 17 milyon kutu, bugün 37 milyon kutudur. 30 milyona yakın insanımız yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Sonuç olarak ise bu vahim tablonun göstergelerini arttırmak mümkündür" denildi. (DİHA)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

TYS 8 Mart Bildirisini Mücella Yapıcı yazdı

SONRAKİ HABER

ATO: Bilkent Şehir Hastanesinde ameliyatlar durma noktasına geldi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa