06 Mart 2015 12:23

Mustafa Karasu: AKP tüm kirli işleri Arınç'a yaptırıyor

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, AKP'nin, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ı hedef alan açıklamalarına tepki gösterdi. Karasu, Arınç'ı da suçlayarak 'Ya da AKP ve Erdoğan ya da birileri hep kirli işleri Arınç’a yaptırıyor, ona söyletiyor. Geçmişte kadına hakaret eden konuşmaların tümünü bu adam yapmıştı' dedi.

Paylaş

ANF’ye konuşan Karasu, AKP’nin otoriter eğilimini durduracak tek seçeneğin HDP’nin seçim başarısı olduğunu söyledi. 

'AKP'li yetkililerin Selahattin Demirtaş'ı hedef almasına ilişkin ne düşünüyorsunuz' sorusunu yanıtlayan Karasu şöyle konuştu: 

"Selahattin Demirtaş’a bu kadar yüklenilmesi AKP’nin Kürt sorununda çözüm politikasının olup olmadığı konusunda kuşku uyandırmaktadır. Ki Selahattin Demirtaş yaklaşımlarıyla geçmişten beri Kürt sorununun çözümünü demokratik yollardan isteyen bir siyasetçidir. Böyle bir pratiği olan siyasetçinin Kürt sorununun demokratik çözümünü engelleme niyeti olabilir mi? Ne böyle bir niyeti vardır, ne böyle bir yaklaşımı vardır, ne de engelleyebilir. Arınç kendine bakmalı, hükümet kendine bakmalı! Şimdiye kadar AKP hükümeti çözüm için adım atmış da birileri elini mi tutmuş? Arınç’a ve AKP'ye verilecek cevap budur. 6 yıldır görüşme oluyor, adım atılmıyor, bu nedenle de Selahattin Demirtaş kuşkularını belirtmiş. AKP adım atsaydı, çözüm için bir şeyler yapsaydı Selahattin Demirtaş da herhalde böyle kuşkularını belirtmezdi.

Kaldı ki biz AKP'ye inanıyoruz ya da inanmıyoruz gibi bir yaklaşım içinde değiliz. Ya da CHP’ye inanıyoruz, inanmıyoruz, devlete inanıyoruz inanmıyoruz yaklaşımı içinde değiliz. Demokratik siyasal çözümde karar kıldığımız andan itibaren sorun inanıp inanmamaktan çıkmış, AKP'nin ve devletin adım atıp atmamasına kalmıştır. Demokratik siyasal mücadele de yürütülüyor, Önder Apo bu yönlü çaba gösteriyor. Tabii ki Önder Apo sürekli AKP'yi eleştiriyor. Hatta AKP ile devleti aynı görmüyor. AKP'nin adımlara doğru cevap vermediği ve sorumsuz yaklaştığı konusunda AKP'yi sürekli uyarıyor. Önder Apo, kendisiyle gelen devlet yetkililerine de “Gidin AKP ile konuşun, AKP'ye anlatın, ciddi yaklaşsın, bizim yaklaşımlarımızı farklı ele almasın” biçimindeki eleştirilerini ve düşüncelerini sürekli iletiyor.

‘DEMİRTAŞ’A YÖNELİK SALDIRILAR KİŞİSEL DEĞİL, HDP’YEDİR’

Bülent Arınç’ın yaklaşımları, AKP hükümetinin Selahattin Demirtaş’a yönelmesi tamamen HDP’ye karşı yürütülen psikolojik savaşın sonucudur. HDP'nin bu seçimde başarılı çıkması istenmiyor. Çünkü HDP barajı aştığı andan itibaren AKP hem siyasi amaçlarına ulaşamayacaktır, hem de HDP barajı aştığında AKP'nin gerçek yüzü açığa çıkacaktır. HDP barajı aştığında artık Türkiye'de demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü süreci hızla gelişecektir. Tüm bunlar tabii ki Kürt sorununda tutarlı olmayan, bir çözüm politikası olmayan, palyatif ve kozmetik bazı adımlarla Kürt sorununu çözebileceğini iddia eden, böyle beklenti yaratarak hep seçim kazanmayı hedefleyen AKP gerçeğini teşhir edecektir.

Özcesi, Selahattin Demirtaş’a yönelik saldırılar kişisel değildir; HDP'ye yönelik bir saldırıdır. Yine HDP’yi zayıflatma temelinde Kürt halkının Özgürlük Mücadelesi'ni zayıflatma hedeflidir. Gerçek bir demokratikleşme projesi olmadığı için, demokratikleşme adımları atacak irade ortaya konulmadığı için demokrasi güçlerinin güçlenmesini, gelişmesini istemiyorlar. Çünkü demokrasi güçleri gelişirse gerçek yüzleri açığa çıkacaktır. Bu saldırılara verilecek en iyi cevap demokrasi güçlerinin ittifak kurarak yoğun çalışıp AKP'yi gerileterek AKP'nin gerçek yüzünün açığa çıkmasını sağlaması olacaktır. Yoksa sürekli AKP’lilerin, AKP yetkililerinin psikolojik savaş saldırılarına cevap vermek gerekli değildir. Bunun yerine, demokrasi güçleri kendi demokrasi projelerini, çözüm projelerini, nasıl bir Türkiye istediklerini, yani yeni yaşamı getirecek siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik projelerini, demokratik Türkiye projelerinin ortaya koymalıdırlar." 

'SORUN SİLAH BIRAKIP, BIRAKMAMA SORUNU DEĞİLDİR' 

'Silah bırakma hangi şartlar altında gerçekleşebilir' sorusuna da yanıt veren Karasu; "Bir daha belirtelim, sorun silah bırakıp bırakmama sorunu değildir. Böyle bir gündem yoktur. Önder Apo'nun değerlendirmelerinde, yapılan açıklamayı da silahı bırakma gibi anlamamak gerekiyor. Türkiye'ye karşı silahlı mücadelenin durdurulması biçiminde ifade etmek gerekiyor. Silahlı mücadeleyi nasıl durduracağımız altı yıldır yapılan tüm görüşmelerde söylenmektedir. Bu yeni değildir, 2013’te de ortaya konulmuştur. Hatta 2013’te gerilla güçlerinin çekilmesi sağlanarak AKP'ye yasal ve anayasal adımlar atma sorumluluğu yüklenmiştir, ama adım atmamıştır. 2013’te biz gerilla güçlerini keyfiyetten kaynaklı olarak geriye çekmiyorduk. “Bu işi bırakıyoruz, pişmanız demedik.” Ya da Önder Apo böyle bir yaklaşımla gerilla güçleri geriye çekilsin demedi. Bu geri çekilmenin bir karşılığı olacaktı. Ama Hükümet “geri çekilmenin bir karşılığı” olmayacağını söyledi, “cehenneme kadar yolları var” dedi. Bugün HDP'ye, Selahattin Demirtaş’a saldıran Bülent Arınç o zaman da cehenneme kadar yolları var demiştir. Şimdi de aynı yaklaşımı gösteriyor, aynı yaklaşım içindedir. Bu açıdan Pervin Buldan’ın “süreç önünde en büyük engel Arınç’tır” demesi, “asıl sabote edenin Arınç” olduğunu söylemesi doğrudur. Çünkü gerçekten Arınç’ın pratiği böyledir. Ya da AKP ve Erdoğan ya da birileri hep kirli işleri Arınç’a yaptırıyor, ona söyletiyor. Geçmişte kadına hakaret eden konuşmaların tümünü bu adam yapmıştı. Emine Ayna’ya hakaret etti, Aysel Tuğluk’a hakaret etti, Gültan Kışanak’a hakaret etti. En kötü şeyler Arınç’a yaptırılıyor. Bir dönemler Bülent Arınç’a Ebuzer olarak bakılıyormuş. Ebuzer, İslam kültüründe doğruyu söyleyen kişiliktir. Bülent Arınç Ebuzer değil, kelimenin tam anlamıyla 'Ebuzır'dır" diye konuştu. 

‘GÜVENLİK PAKETİ GERİ ÇEKİLMELİDİR’

Karasu şöyle devam etti: "Zaten Yürütme Konseyi Ebaşkanlığı açıklamasında mevcut güvenlik paketinin çekilmesi belirtilmiştir. Bunu sadece biz söylemiyoruz, bütün demokrasi güçleri söylüyor. Eğer Kürt sorununu çözeceksen, Türkiye'yi demokratikleştireceksen o zaman niye bu paketi Meclise getirdin diye sorarlar! Demek ki o paketin de çekilmesi gerekiyor.  

‘KARAKOL YAPIMI, ASKERİ AMAÇLI BARAJ VE YOL YAPIMI DURDURULMALIDIR’

Açıklamanın en önemli bir maddesi tahkim edilmiş ateşkestir. O zaman karakol yapımı, askeri amaçlı baraj ve yol yapımının da durdurulacağının taahhüt edilmesi lazım. Yine siyasi tutuklamaların yapılmayacağının taahhüt edilmesi lazım. Hem demokratikleşeceğiz denecek, çözüm sürecinden bahsedilecek, hem de her gün her yerde tutuklamalar yapılacak! Bunların ortadan kaldırılması lazım. Plakasız polis-askeri araçların kullanımdan kaldırılması gerekir. Zaten Cizre’de hendekler vardı, hendekler kapatıldı, kapatılıyor. Eğer bunun sonrası tutuklamalar olur ya da farklı gelişmeler yaşanırsa bu tabii ki yapılan açıklamaya ters bir tutum olarak değerlendirilecektir. Çünkü bu açıklamadan sonra Cizre’de halk kendi güvenliğini sağlamak için yaptığı, tutuklanmamak ya da ölmemek için kazdığı hendekleri şimdi kapatmıştır. Bu açıdan Hükümetin başta Cizre gibi yerler olmak üzere Türkiye ve Kürdistan’ın hiç bir yerinde siyasi soykırım amaçlı tutuklama, baskı gibi tutumlara yönelmemesi gerekiyor.

Medya savunma alanlarını bombalıyor, keşif uçakları gönderiyor, bunlardan vazgeçmesi lazım. Kobanê’de bütün sınır kapılarının açılması lazım. Sınır kapılarını kapatmak hangi mantığa uygundur? Sınır kapıları açılırsa, bu konuda engeller ortadan kaldırılırsa, IŞİD’le ilişkilerini keserek Rojava’ya yönelik devlet politikaları değişirse, bu da tabii ki Kürt halkı açısından önemli görülecektir." (HABER MERKEZİ)



 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Fidan ile Erdoğan arasında yumuşama sinyali

SONRAKİ HABER

El Hol Kampı’ndaki IŞİD’liler Finlandiya’da krize neden oldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa