06 Mart 2015 04:50

Kadınlar birbirlerinden güç alıyor

“Kadınlar Sinema Yapıyor” şiarıyla 12 yıl önce yola çıkan Gezici Filmmor Kadın Filmleri, 13 Mart’ta, İstanbul’da başlayacak. Festivalin bu yılki ana teması “Kadınların Sineması, Kadınların Direnişi, Direnişin Sineması”. Programda temanın öne çıktığı filmlerle seyirciyle bulaşacak olan festivali, festival koordinatörü Melek Özman ile konuştuk.

Paylaş

Ezgi GÖRGÜ
İstanbul

“Kadınlar Sinema Yapıyor” şiarıyla 12 yıl önce yola çıkan Gezici Filmmor Kadın Filmleri, 13 Mart’ta, İstanbul’da başlayacak.  Festivalin bu yılki ana teması “Kadınların Sineması, Kadınların Direnişi, Direnişin Sineması”. Programda temanın öne çıktığı filmlerle seyirciyle bulaşacak olan festivali, festival koordinatörü Melek Özman ile konuştuk. Özman, ana temanın kadınlara yönelik küresel saldırılara kaşı verilen mücadelenin ve kadınların birbirlerinin hikayelerine, direnişlerine sahip çıkmasından etkilenerek belirlendiğini söyledi.   

Her yıldan farklı olarak bu yıl kadınların direnişi dünya gündemine oturmuş durumda. Bu durum festivalin hazırlanışına nasıl yansıdı?
Festivale özel bir tema belirlemiyoruz aslında, kendiliğinden ortaya çıktı. Bütün bir yıl boyunca iki şeyi konuştuk; kadınlara yönelik küresel saldırıları ve kadınların küresel direnişini. Bu öyle bir direniş ki, burada kanat çırpan bir kelebeğin Çin’de büyük bir harekete sebep olması gibi. Biz bu yıl aynı zamanda kadınların direnişiyle birlikte, birbirlerini sahip çıktıklarını da gördük. YPJ’nin Elle’e kapak olması böyle bir şeydi... Çünkü her sınıftan, her dilden, dünyanın her yerinden kadınlar birbirinin direnme hikayelerinden güçlendiler, güçleniyorlar ve bu güce de ihtiyacımız var. 

Bu yıl ki filmlerin içeriği gündemden de etkilenmiştir o halde...
Filmmor’a gelen filmlerde kadınların direnişine dair konular hakim. Biz birbirimizden etkileniyoruz, hele kadınların sineması hayattan hiç kopuk değil, ne yaşıyorsak onu filme alıyoruz. Afişimiz de böyle ortaya çıktı; Ortadoğu’dan bir kadın ya da tarlada çalışan bir kadın değil de, ticari sinemanın da kurduğu alanlardan bir kadın profili yer aldı. Bütün bir direniş halini sinemayla anlatmak istedik. 

Kadınların sinemasına her yerden film geliyor mu, kadınların sinema yapması eskisine göre kolaylaştı mı?
Her yerden maalesef film gelmiyor. Sinema  egemen olanların yapabildiği bir alan. İkinci Dalga feminist hareketle kadınlar sinemada mücadele vermeye başladı, bizim sinema yapmamız da bir direniş biçimi zaten. Sinema alanında böyle bir çaba var. Avrupa’da Cannes ve Berlin Film festivallerinde erkek filmlerinin gösterildiği festivallere dönüşmüştü ancak tepki gösterilip protesto edilince sonraki yıl kadınları biraz daha görmeye başladılar. 

Türkçede bir laf vardır; ‘Zeki Müren de bizi görecek mi?’ diye, ana akımın kadınların direnişini görmediği bir durum var, büyük bir güç ve otorite atfediyorlar ki kendilerine sanki görünmeziz biz, o sinemaların izleyicisiyiz sadece. Türkiye’deki medya da öyle. Kadın cinayetleri hâlâ 3. sayfada. 3. sayfalarda tecavüz, cinayet, şiddet haberlerinde var. Her kadın cinayetinde bu dünyada ataerkile direnen kadınlar var, ölümü göze alıp direnen kadınlar var. Ben onların direnişini ana sayfada görmek istiyorum.

KADIN ÖYKÜLERİNE İHTİYAÇ VAR

Dünyada kadın sineması belli temel taşlarıyla yerleşmiş durumda, Türkiye’de durum nasıl?
Türkiye’de Kültür Bakanlığı bütçesinin binde biri kadınlara veriliyor, verilmiyor yani bütün o sinema fonları, para erkeklerin elinde. Kadınlara güvenilmiyor, bütçe verilmiyor. Ama dijitalle birlikte biz düşük bütçelerle film yapabiliyoruz. Dijital teknoloji o yüzden kadınlar çok önemli. Ama tabii ki ev sinemaları çok yaygınlaştı. Sinema diyebiliriz, istemediğimizi izlemiyoruz, ama yeter ki sinema demokratikleşsin, ezilenler de yapabilsin. Kürtler, kadınlar, yoksullar, ana akıma dahil olmayan kim varsa bunların sinemaya yolu açıldı. O yüzden dijital teknoloji çok önemli ezilenler için. Feminist sinema yeterince bilinmiyor, ana akım tamamen yok saydığı ve tabii rahatsız olduğu için sinemalara gelmiyor. O yüzden biz kadın filmleri festivali yapmak zorundayız. Ama kadın filmleri festivallerine çok ihtiyaç var. 

MEDYADA ‘ MAĞDUR KADIN’ HABER NİTELİĞİNDE

Özgecan'la birlikte sanki bu biraz kırıldı...
Bir görünürlük var ama bir sorun da var, Özgecan’dan sonra da bir sorun var. Kadınların mağdur olarak çok görünür olmasında sorun var, biz mağdur olarak görünmelerini değil, biz direnen kadın olarak görünmelerini istiyoruz ve bundan söz ediyoruz. Ben her kadın cinayetinde dizini kırıp oturmayan, ölümü göze alarak şiddetsiz bir hayat için sadece koca değil bütün ailesini, belki de toplumu karşısına alıp boşanmaya cesaret eden kadınlar görüyorum. Medya onu görmüyor, sinema da onu görmüyor. Hâlâ mağdurluk, şiddet hikayeleri izliyoruz. Biz bu sefer sinemada bakan olmak, nesne değil özne olmak istiyoruz. Kameranın bize baktığı arzu nesneleri olmak istemiyoruz. Bize bakılan değil, dünyaya bakışa açımızla görünür olmak istiyoruz. 

ÖNCEKİ HABER

Parkta köpeğini gezdirirken öldürüldü

SONRAKİ HABER

Erdoğan, 15 Temmuz'un 3. yıl dönümü töreninde konuşuyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa