05 Mart 2015 17:48

Gazeteci Var, Gazeteci Var

Her fırsatta buldukları demokrat öğrencilere saldıran bu örgütlerin üniversiteyi tamamıyla hakimiyetine almasını istiyor anladığım kadarıyla. Satırlar ve palalar, kalemin kağıdın yerini almadıkça rahatlamayacakmış gibi görünüyor gazeteci

Paylaş

Çağıl Çağan ADIGÜZEL 
Kocaeli Üniversitesi 
Hukuk Fakültesi

Geçtiğimiz Aralık ayı Roboskî anmasının yapılacağı dönemde bütün üniversitelerde olduğu gibi bizim üniversitemizde de olaylar, gözaltılar birbirinin peşi sıra geldi. Tabi ki gıcır gıcır yeni rektör veya halk arasındaki adıyla “Tayyib’in doktoru” Sadettin Hülagü boş durmadı ve 61 öğrenciye soruşturma açtı. Emniyet müdürlüğü okula yazı gönderdi ve gözaltına alınan öğrencilerle ilgili idari işlem yapılmasını bizzat talep etti. Benim de aralarında bulunduğum öğrencilerin suçu ise her zamanki gibi demokratik hakkımızı, ifade özgürlüğümüzü kullanmaktı. Sahte darp raporları, ifade ve tutanaklar, bütün tanıkların ÖGB mensupları olması, toplu suçlamalar gibi artık görmeye alıştığımız senaryolar yaşandı. Olaylar esnasında da, soruşturmalar esnasında da birçok gazeteci ve basın mensubu yanımızda olmaya çalıştı, bize köşelerinde yer verenler de oldu. Tabi ki bu tür şeyleri fırsat bilip bize karşı elinden geleni ardına koymayan ‘gazeteciler’ de olmadı değil. İkinci durumun bir örneğinden bahsedeceğim size.

“MİLLİYETÇİ-ULUSALCI-ATATÜRKÇÜ ÖRGÜTLER”

Olaydan 2 ay kadar sonra Manşet Kocaeli isimli gazetede köşe yazarı olan Mevlüt Soysal yazısında; ‘Üniversitede PKK varlığı” başlıklı bir yazı kaleme almış ve yazısında “Milliyetçi-ulusalcı-Atatürkçü örgütler, Kocaeli Üniversitesi’nde rahatça çalışma yapamıyor.”, “PKK’ya yakın örgütler izin vermiyor.” ifadelerine yer verdi. Yazısında bol bol da ‘terör’e atıfta bulundu. Tabi ki gazetecinin kendi görüşünden olmayan kişilere bol bol terör yaftası yapıştırırken neyi amaçladığını biliyorum, kendisini bu noktada ciddiye bile alma gereği görmüyorum. Kendisine bu bilgiyi veren kişi de görünüşe gore TGB mensubu bir şahıs. 
Yukarıda rektörlüğün elinden çıkmış bir soruşturmayla ilgili küçük detaylara değindik. Bu soruşturmanın açılmasına yol açan durumlardan biri öğrencilerin HEPAR isimli gruba mensup kişiler tarafından saldırıya uğramasıydı. “Milliyetçi-ulusalcı-Atatürkçü örgütler”den biri olarak kendini addetmiyor mu bu HEPAR? ÖGB’yi, rektörlüğü yanına alan, öğrencilere sataşmadan önce sivil polisle asker arkadaşıymışçasına muhabbet eden bu kişiler mi çalışma yürütemiyor?

“SAĞ YANINDA HASSASİYET”

Yıllardır üniversitelerde her demokratik hareketi gazla, jopla sonuçlanan, gerek güvenliğe gerek polise dövdürülen ve dayağı atan kişilerin elinin incinmesiyle veya son darp raporlarındaki gibi ‘sağ yanında hassasiyet’le üstüne bir de uzaklaştırma alan, yıllarını kaybeden bizler çalışma yürütüyoruz gazetecinin de bahsettiği üzere. Ancak gelin görün ki bunların hiçbirine maruz kalmayan hatta çalışma yürütmeye teşvik edilen bu kimseler okulda çalışamıyor ve üstüne üstlük her alanda demokrasiyi savunan bizler “izin vermiyoruz”. Rektörlük binaları içinde yüzlerce polis beklerken, okulun içinde TOMA, akrep gibi araçlar dolaşırken, öğrenciler gözaltına alınıp 2 gün bekletilirken veya fakülte önlerinde dayak yerken bunların hiçbirinden bahsetmeyen gazeteci; oturmuş, seçimler de yaklaşıyor herhalde yaranması gereken birileri var, bu konuda dert yanmış! Kendi kafasında çözümünü de bulmuş gazeteci; “ ... bu öğrencilerle ilgili daha ciddi soruşturmalar açılabilir.”, “Daha gerçekçi soruşturmalar...”

GERÇEKÇİLİK HEP BİZE Mİ VURUR

Rektörlüğün “gerçekçi soruşturma” kavramını yukarıda biraz inceledik. Nedense bu “gerçekçilik” hep hakkını arayan, demokrasiyi savunan bizlere vuruyor. 61 arkadaşımız 2 dönem uzaklaştırma alma riski taşıyor şu an, daha ciddi derken de herhalde bütün demokrat öğrencilerin okuldan atılmasını istemiş olmalı ki, “Milliyetçi-ulusalcı-Atatürkçü örgütler” daha rahat çalışma yürütebilsin. Her fırsatta buldukları demokrat öğrencilere saldıran bu örgütlerin üniversiteyi tamamıyla hakimiyetine almasını istiyor anladığım kadarıyla. Satırlar ve palalar, kalemin kağıdın yerini almadıkça rahatlamayacakmış gibi görünüyor gazeteci. Biz her türlü yıldırma çabasına karşı; şiddete de, usulsüz soruşturmalara da göğüs gerip çalışmamıza devam edeceğiz. Bu tür baskılarla bizi yıldırabileceğini sananlar da avucunu yalamakta özgürler.
YazıLinki http://www.mansetkocaeli.com/yazar-64056_Universitede-PKK-varligi

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Ege’de Yaşananlar Üzerine...

SONRAKİ HABER

TÜSAD: KOAH ülkemizde ciddi bir tehditken termik santrallare ek süre verilmemeli

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa