05 Mart 2015 17:28

Katillerimizin Hepsini Serbest Bıraktılar

İş cinayetlerinin olmaması, Torunlar’da, Soma’da, Ermenek’te, Mardin’de kaçak ocaklarda bizi öldüren patronların yargılanması için, 3 kuruşa her gün azar işitmemek ve en önemlisi de insana yaraşacak bir dünyayı kurmak için birleşmeli-mücadele etmeliyiz

Paylaş

Adnan NEFEYAZ
Esenyalı Gençlik Kültür Evi

‘Yeni Türkiye’nin bir sabahına daha uyanmışım. Yorganı belime kadar indirmişim, odamda tatlı bir sıcaklık. Gözlerimi yarı aydınlık tavana diktim bakıyorum öyle biraz. Perdeyi aralayıp pencereden dışarı bakıyorum yattığım yerden hafifçe doğrulup. Dışarıda kar yağıyor. Liseler yine tatil diye geçiriyorum içimden. Birazdan vucüdumun heryerine temas edecek o çelik gibi havayı adeta şimdiden hissedip irkiliyorum. Derken babamın sesi geliyor, “İşe geç kalacağız, hadi kahvaltıya!” İşte 24 saat içerisinde geçirebileceğim en mutlu anların da sonuna geldik.

Kalkıyorum hızlı bir sekilde geçiyorum sofranın başına. Haberler açık. “Torunlar inşaat davasında kalan son tutuklular da serbest bırakıldı.” Kızıyorum kendi kendime, nasıl olur yani 10 işçi durup dururken mi öldü! Biliyorum üstelik, o asansör tam 100 kez düşmüş! Biliyorum üstelik, inşaatı kontrole gelen patron asansörü kullanmıyor! En çok da kendimden biliyorum çünkü ben de o inşaatlarda çalışan genç bir inşaat işçisiyim. Birazdan ben de bu kahvaltı sofrasından kalkıp çelik gibi dondurucu soğukta çalışacağım. Hatta belki de bir boşluğa basıp, iskele çökmesi sonucu ya da bir şeyin altında kalarak can vereceğim. Belki de yanı başımda çalıştığım babamın, ya da onun biraz ötesinde çalışan akrabalarımdan birinin başına gelecek bu kaza.

YAKIN OLMAK İÇİN UZAĞIZ

İşte biz yüzbinlerce inşaat isçisi bu koşullarda çalışıyoruz. Ölüm tehlikesi arkamızda, geçim derdi-kredi borcu önümüzde adeta yaşamak için çalışmıyor çalışmak için yaşıyoruz. İnşaatta çalışan genç işçilerin hepsi okuyamadıkları ve başka bir meslekte hiç deneyimi olmadıkları için gelir buraya. Ücretlerimiz düşüktür, akşama kadar herkesten azar işitiriz. “Onu buraya koyma”, “şunu şuraya taşı”, “bunu yanlış yapmışsın”... Hangi hava koşulunda olursa olsun çalışmak zorundasındır. Yazın güneşin kavurucu sıcağı şarıl şarıl terletir, kışın dondurucu ayaz iliklerini titretir. Çoğumuz göçmenizdir, 5 kişi 6 kişi –o da şanşlıysak- bir ev tutarız, olmadı şantiyelerde nemli bodrum katlarında ya da pis çadırlarda yaşarız inşaat bitene kadar.Ailemizden çocuklarımızdan uzakta kalırız hep ama nasıl çelişkidir bilinmez hep onlara yakın olmak için çalışırız! Hükümetin iş kazalarında topu patronlara, patronların da işçilere atması gibi hatta gibi değil aynen o şekilde, taşerondan taşerona koştururuz sigorta için. Aynı şantiyede bazen onlarca taşeron olur, kavga gürültü anca alırız hakkımız olanı. Yani günlük sigortamızı. Bazen patronlar gelir şantiyeye lüks arabaları, temiz kıyafetleri, tıraşlı yüzleriyle denetlerler kir pas içindeki biz işçilerin arasından geçerek inşaatı. Ama bilirim ki bizim alnımız daha ak, yüzümüz daha temizdir. Helal lokma için çalışırız. Kimseye eziyet etmeyiz, 3 kuruş için insan canına kıymayız.

HEPİMİZİ TOPLASAN BİR DAİRE ETMEZ

Düşünürüm hep yüzlerce hatta binlerce işçi yaparız o lüks devasa rezidansları, AVM’leri, binaları. Ama hepimizi toplasan, ürettiğimiz-inşa ettiğimiz o koca dairelerden bir tanesine bile sahip olamayız. Hatta daha ileri gidelim, belki 1 daire yapmak için canımızı teslim ederiz! Ama bizler alnımız ak helal lokma kazandığımız halde bu düzenbazların oyuncağı olursak, ikiyüzlü iğrenç yalanlarına kanarsak, susarsak, konuşmaz-hakkımızı aramazsak köleliğe mahkum oluruz bugünkü gibi. Sonra katillerimizin hepsini serbest bırakırlar, bizi açlıkla ölüm arasındaki ince çizgiye mahkum ederler, utanmadan bu ülkedeki milyonlarca insana televizyon ekranlarında ikiyüzlü, iğrenç yalanlarını söylerler. Onun için birleşmeliyiz. İş cinayetlerinin olmaması, Torunlar’da, Soma’da, Ermenek’te, Mardin’de kaçak ocaklarda bizi 3 kuruş masraf yapmamak uğruna Ortaçağ koşullarında çalıştırıp öldüren patronların yargılanması ve 3 kuruşa her gün azar işitmemek için, en önemlisi de insana yaraşacak bir dünyayı kurmak için birleşmeli-mücadele etmeliyiz!

ÖNCEKİ HABER

Öğrencilerin Değil Sarayların Temsilcisi

SONRAKİ HABER

Salihli’de domates hasadı başladı: Üretici de tüccar da memnun değil

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa