05 Mart 2015 17:15

Aziz Nesin Yılı

Öldüğünde ne belirli bir mezar nede cenaze töreni istedi. Çünkü cenaze törenine katılıp ‘son görevimizi yerine getirdik’ deyip rahatlamalarını istemedi insanların, rahatladıktan sonra bir daha kılını kıpırdatmayan insanlardan razı olmadı...

Paylaş

Çağatay ÇALIŞKAN
Uludağ Üniversitesi

Bursa’nın ılık ve yalancı bir bahar havasında, kulağımda cızırtılı bir müzikle, daha yürürken oluşturmuştum bu yazının satırlarını. Bursa Nilüfer Belediyesi 2015 yılını ‘Aziz Nesin Yılı’ olarak kabul etti ve onun doğumunun 100. yılında Bursa’da heybetli bir Aziz Nesin havası estirme kararı aldı. Adını kitaplardan, bazen siyasi tartışmalardan bazen de bir tiyatro sahnesinde ‘Nesin’in ölümsüz eseri’ hitabıyla duyduğum kır saçlı keskin bakışlı bir amcaydı Aziz Nesin benim hayatımda... Ta ki onun kitaplarını okuyana ve yaşayana kadar. Yine küçükken içinden alevler yükselen bir binadan kurtarılırken itfaiye merdiveninde görmüştüm. Madımak dedi büyüklerim o alevlere, kanlı Sivas dediler... Ama biraz daha büyüdükçe Nesin ile aynı paydada kesiştiğimiz bazı yönlerimi de gördüm. Yeni bir dünya kurmaya çalışan, bunu yaparken de sistem canavarlarını mizahıyla nasıl yendiğini ortaya serendi.

SORUNLARIN ÜZERİNDEN MİZAHLA GELEN AK SAÇLI

Hayatını ‘bu dünya üzerinde yaşayanların hep birlikte gülüşmesine’ veren, Veli’nin Mehmet’in içinde bulunduğu şu çarkın eksik-komik yönlerini ortaya koymada üstüne olmayan bir insandan bahsediyoruz. 2015 ‘Aziz Nesin Yılı’ Bursa gibi kültür mirası bir şehre yakışan bir adımdı çünkü büyük ustanın bir yıla yakın sürgün edildiği bir şehir Bursa. Ama Bursa’daki sürgün onda bir şey eksiltmedi hatta kendi deyimiyle ‘Bursa’daki acılar bir meyve gibi tatlandı zamanla’ kim bilir bu 2015 yılında bu meyvelerden yiyeceğiz biz de. Köreltmedi sürgün, antidemokratik yasalara arkasını dönemedi ve yazdı da yazdı… Doğumunun 100. yılında şehir dillendi ve Aziz Nesin dedi. Zaten sorunların üstesinden mizahla gelen ak saçlı bir insanın dallarını kesmek mümkün mü?  Kitabında Bursa’yla ilgili;
Şeftalisi var yiyemezsin/ pamuklusu var giyemezsin
Cepte metelik nanay/ dön şinanay şinanay     

EN ÇOK AZİZ NESİN UĞRAŞTIRDI

Düşünüyorum da Nesin gibi birçok aydının 
sürgünlerle, yaftalamalarla topluma düşman gösterme işi ne hoşlarına gitmiş zamanında birilerinin. Nazımlardan Sabahattin Alilere çok uğraşmışlar ama onları en çok uğraştıran da Aziz Nesin olmuş gibi. Nesin’in Markopaşa dergisinde yayımladığı ve bildirisini dağıttığı ‘modern emperyalizmin Türkiye’ye girmesine karşı’ kaleme aldığı satırlar onun polisler tarafından yakalanmasına sebep olmuştur. Yakalanınca komiser ‘hadi konuş tartışalım açıkla fikrini’ dediğinde Nesin; “Nasıl tartışalım ikimiz aynı şartlarda değiliz ki kalın duvarlı emniyet amirliğinde eli silahlı bir sürü adamın içindeyim ben.” der. İroni ve kinayeyle süren bu sorgu-sohbet diyalogu komiseri sinirlendirir ve Nesin ustayı nezarethaneye atar. 
Sürgünün ilk basamağını yine gerçekleri söylemeden duramayan dili yüzünden de olsa güle oynaya atar.

SENİN ANILARINLA GÜLMEK VE DÜŞÜNMEK

Öldüğünde ne belirli bir mezar ne de cenaze töreni istedi. Çünkü cenaze törenine katılıp; ‘son görevimizi yerine getirdik’ deyip rahatlamalarını istemedi insanların, rahatladıktan sonra bir daha kılını kıpırdatmayan insanlardan razı olmadı... ‘Ben öldükten sonra arda kalan tek şey cesedimdir, ondan da faydalanan faydalansın’ diyerek son hücresine kadar bir yarar sağlama çabası ortaya koyuyor zaten bir şeyleri. Mezarına çiçek istememiş usta, çiçek verilen insanı mutlu eder çünkü ama verilen kişinin hissetmesi lazımdır ona göre. Bedenim kaldı geriye ondan da doğa ve diğer varlıklar yararlansın diyorsun usta ama... Öyle olmuyor. Zübük’ü kim çalabilir ekranlardan, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ı kim indirebilir tiyatro sahnelerinden. Senden de bize bir miras var Aziz ağabey halkına sımsıkı sarılıp yazdıklarıyla, düşündükleriyle bu onurlu kavgaya sahip çıkan çocuklar var. Senin anılarınla gülen ve düşünen, eleştiren bir Ahmet var belki de bir köy okulunda.

“Benim bir dinim yok, dinsizler için ayrı bir mezarlık da yok hani Müslümanlar diyor ya ‘yatacak yeri yok’ iste ben onlardanım” diyor Aziz Nesin. Ama biz de meydanlarda diyoruz ya, ‘Unutmadık kalbimizdesin!’ İşte bu kelimelerin en yakıştığı insanlardan birisi. Mezarı belirli olmayan bir ustanın yeri kalplerimizdir, kalemimizdir ve yaptıklarımızdır... Aziz ağabey senin yerin gece vardiyasından çıkan Veli’nin Mehmet’in sisteme dümdüz ettiği küfür ve ardından bastığı kahkahadır. Fatma’nın Ayşe’nin fabrikada çalışırken patronun arkasından yaptığı naniktir belki de. Hayatın tam ortasında yeni bir dünya kuranların kalbidir.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

“Biz oyuna değil bizim eve geldik”

SONRAKİ HABER

Öldürülen Derik Kaymakamı Safitürk'ün ağabeyi: Olayda İlçe Emniyet Amiri baş aktördür

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa