05 Mart 2015 10:44

Yandaşların dilleri de vicdanları da aynı

Yandaş gazetelerden bir çok yazar, bugünkü köşelerinde 'Diliniz KABA, vicdanınız TAŞ' başlığıyla benzer içerikteki yazıları yayımladı.

Paylaş

Yandaş gazetelerden bir çok köşe yazarı bugünkü köşelerinde “Diliniz KABA, vicdanınız TAŞ” dedi. Yandaş yazarlar, Gezi direnişini karalamak amacıyla başta dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ve bazı gazeteciler tarafından ortaya atılan ancak yalan olduğu ortaya çıkan Kabataş yalanına bir kez daha sarıldılar. 
İşte o satırlardan bazı kısımlar:

Yeni Şafak Gazetesi - Kemal Öztürk: Linç kültürü, Stalinist bir zihinsel arka plandır. Bugün Kabataş olayını gündeme getiren insanların tümü, kadın yazarlarımızı linç etme peşindeler. Elif Çakır, Halime Kökçe, Nihal Bengisu Karaca, Hilal Kaplan gibi başörtülü yazarları hedeflerine koymalarının çok bilinçli sebepleri var. Bu linç etme dürtüsünün en önemli nedeni, dört kadın yazarın da başörtülü olmalarından kaynaklanır. 

Yeni Şafak Gazetesi - Yasin Aktay: Gezi’de yüzyıldır beklenen devrimin sinyallerini görüyor olmanın sarhoşluğu içinde o solcular hiç özeleştiriye yanaşırlar mı? Hele bir de sözüm ona kadın haklarını dilinden düşürmeyenlerin “tacize uğradığını söyleyen bir kadın”ın sözüne en insanı tepkiyle kulak verilmiş olmasından başka bir anlamı olmayan bu hadise karşısında ısrarla “hani görüntüler?” temposuna katılmasına ne demeli?

Yeni Akit Gazetesi - Ersoy Dede: Gezi kalkışmasının tesirini en sert biçimde gösterdiği günlerdi. Bir genç kadın çıktı ve hakarete uğradığını söyledi.. ‘Neden’ ya da ‘nasıl’ sorusunu sormak böyle durumlarda öylesine zordur ki.. Benim aklıma hep kendi ailem gelir.. ‘Onların başına bir hâl gelmiş olsa ne yapardım’ diye düşünürüm.. 

Sabah Gazetesi - Mahmut Övür: Şu sıralarda o meydanda üretilen, ötekileştirici saldırganlığın sadece bir örneği olan Kabataş’taki taciz olayıyla ilgili tuhaf bir algı operasyonu yürütülüyor. Hedefe de başta Gazeteci Elif Çakır olmak üzere o olayı yazan yazarlar kondu. Denilen şu: “Kabataş’ta böyle bir olay yaşanmadı çünkü ortada görüntü yok.”

Biraz insaf diyeceğim ama insaf olmadığını biliyorum. O meydandan Türkiye’ye yayılan nefret dilinden, taşlaşmış vicdanlardan insaf çıkmaz. 

Yeni Şafak Gazetesi - Abdülkadir Selvi: Zehra Develioğlu...
İstanbul’da ünlü bir ailenin gelini, dahası bir bebeğin annesi, bir kocanın eşi ve bu toplumun saygın bir bireyi...
Kabataş Gelini demelerinin bir nedeni var.
Türlü efsanelere sarıp pazarlamaya çalıştıkları Gezi eylemleri sırasında şehir eşkıyalarının tacizine uğramış bir kadın o.
Başına gelenleri sineye çekip, köşesinde oturmak yerine yargıya başvurmuş.
Adli tıbba gitmiş, rapor almış.
Bunları da mahkemeye sunmuş.
Başka kadınların başına gelmemesi için yaşadıklarını hemcinsi olan gazetecilerle paylaşmış.
Ama şunu bilememiş.
Beyaz efendilerimizin kitabında, başörtülülerin hak arama gibi bir haklarının olmadığını bilmeyerek cahilce bir davranış içine girmiş.

Star Gazetesi - Ardan Zentürk: Eğer, gazeteciler, katıldıkları TV programlarında birbirlerine bu yaptığından dolayı bir gün yargılanacaksın demeye başlarlarsa, biz, meslek grubu olarak savcıları durduramayız, özgürlüğümüzü hukukun içindeki siyasi dengelere kendi elimizle teslim etmiş oluruz.
Ben, ne, Nedim Şener ve Ahmet Şık, veya ne de Mehmet Baransu tutuklandı diye zil takıp oynarım. Gazeteciliğin “siyasetin yön veren lobilerinin” esiri olmasından da rahatsız olurum.

Star Gazetesi - Saadet Oruç: Gazeteci linç ediliyor. Çünkü beyanları savcılığa yansımış bir kadına kulak verdi. Çünkü söylediklerini not aldı ve gazetesinde yayınladı.
İtirazınız olabilir. İtirazınızın muhatabı o iddiayı dile getiren kadındır. Kanıtları ona sorarsınız. Duyduğu olayı yazan gazeteciyi hedef tahtasına oturtup, sosyal medyada dünya gündeminde bir linç kampanyası yürütmek başka bir anlam taşır. 

Star Gazetesi - Murat Çiçek: “Yalan söylüyor”
“Kocasını da kayınpederini de kandırmış”
“Görüntüsünü getirin”
“Vücudundaki morluklar bir şey ifade etmez”
“Şahit göstersin”
“İnandırıcı değil”
Ve hatta utanmadan “fantezisini dile getirmiş” bile dediler.
O masum! Gezi olayları sırasında Kabataş’ta saldırıya uğrayan kadına yönelik sözleri böyleydi bizim “hormonlu” aydınlarımızın ve takipçilerinin.
Şimdi o pilavı yeniden ısıtıyorlar.

Türkiye Gazetesi - Fuat Uğur: Bir kadın, özellikle Türkiye’de, özellikle de muhafazakar bir çevredeyse kendisine yönelik saldırıyı söylemekten kaçınır. Çünkü iki kere mağduriyet yaşar. Bu yüzden “Kadın kendisine yönelik bir tacizi anlatıyorsa, bu cesaretinden dolayı kutlamak ve ona inanmak gerekir” diye düşünürüm. 

‘TEK TİP GAZETECİLİK’

AKP’li yazarların Kabataş yalanını sürdürebilmek için aynı başlıklarla yazılar yazmasına tepkiler de vardı. Gazeteci-Yazar Celal Başlangıç ve Medya Eleştirmeni Ragıp Duran gazetemize değerlendirdi. 

HAVUZDA SU BALESİ! 
Celal Başlangıç şöyle konuştu: “İlk olarak şunu söyleyeyim; Arkadaşlar havuzda su balesi yapmışlar. Yani bir yalan üzerine ısrar ederek, gerçek kılma politikası. Aslında Nazilerin Propaganda Bakanı Goebbels işiydi Goebbels’in “Çamur at iz kalsın”, propagandasını bu arkadaşları görseydi, değiştirirdi. Hatta “Çamur at çamurda da iz bırakacaksın” diye revize ederdi. Bu sefilliğin gazeteciliği değil, gazeteciliğin sefilliği. O zamanda gazetecilik olmuyor. Gerçek gazeteciler arasında böyle bir şey göremezseniz. Böyle bir dayanışma yapmış olursa der ki;  “Arkadaş bu olayı görüntüler doğrulamıyor onun için ben bunu yapmam” der. Artık gazeteciler değil Cemaat halinde davranma hali olduğunu görüyoruz. 

Bütün baskıcı iktidarların olduğu ülkelerde medyanın hali böyle olur. Bunu da iletişim fakültelerinde ders olarak okutmak gerekiyor. Arkadaşlar sonunda gele gele tek tip gazeteciliğe geldiler. Henüz Türk tipi başkanlık sistemi tesis edilemedi ama Ak-Türk tipi gazeteciliği icat etmiş oldular. Kötü de olsa yapılan gazeteciliğin karşısında tutuklanma ve cezalandırmaya karşıyım. Zaten en iyi cezayı okur verecektir. Zaten havuz medyasının tirajının şişirme olduğunu biliyoruz. Yani zaten almayarak bunları cezalandırıyor okuyor aslında. Onlar aslında şimdi kağıda basılı gazete dedikleri şeyi kamu kuruluşlarından hükümet bağlı kurumlardan ilan karşılığında para çekmek için bir mıknatıs olarak kullanmak istiyorlar.” 

BATAN GEMİNİN YALANCILARI

Medya Eleştirmeni Ragıp Duran şunları söyledi: Havuz medyası geçmişte ortak manşetlerle dikkat çekmişti. Şimdi de mebzul miktarda  köşe yazıcısı ortak başlık kampanyası ile gündemde. Bu arada Selvi’nin olağanüstü yaratıcılığını da selamlayalım. Vicdan yerine yürek sözcüğünü kullanarak kendisini sürüden ayırmış. Bravo!

Olayın aslı şudur: Batmakta olan gemideki suç ortakları kader (belki de keder) birliği içindeler. Saldırıya uğradığı iddia edilen kadının avukatı bile  yalanı teşhir ederken, Erdoğan’ın da sözcüsü hatta kefili olduğu bu asılsız iddiayı hâlâ cansiperane bir şekilde savunmak, gerçeğe meydan okumak anlamına geliyor. Elinizin altında, çok temiz olduğu kuşkulu mali kaynaklarla yaratılmış medyanız, dolayısıyla ekranlarınız ve köşeleriniz var ya, yalandan kim ölmüş, ‘Bir yalanı bin kere yazsan gerçek olur’(Goebbels) düsturundan hareketle emir-komuta zinciri altında ‘gazetecilik’ yaparsınız işte…
Okuduğum ilk haberde 13 köşe yazarından söz ediliyordu. Ben de bu rakamdan esinlenip twitter’a ‘Diliniz copy, kafanız paste’ Havuz medyasından 13 kalem İsa’nın son yemeğinde…’  diye yazmıştım. Sonraki bir haberde yazıcı sayısının 15 olduğu belirtildi. Demek ki kendisine köşe emanet edilen iki bağımsız ve özgür gazeteci daha son yemek sofrasına eklenmiş. Siz emirle talimatla yazıcılık yapıyorsunuz, gazeteci filan değilsiniz. Kamu çıkarını değil iktidarı savunuyorsunuz. Gerçeğin değil yalanın safındasınız. Güle güle...

YANDAŞ YAZARLARA SOSYAL MEDYADA DA TEPKİLER VARDI

@ozge_mumcu: Kabataş yalanını, yek vücud bir halde aslında doğru olduğunu, seçime kadar bağırarak söyleme kampanyasının ilk adımı hayırlı olsun.

@sahmetsahmet: Sahibinin sesi yazarlar arasında,reisin kışkırtıcılık amaçlı yalanını kim aklar konulu kompozisyon yarışması mı var?

@birnoktayedi: führerin yüzde 50’yi zor tutuyorum diyecek, onları mobilize etmek için kabataş haberini yapacaksın, ondan sonra gelsin ‘mağdur dayanışması’.

@tcozgurerdem: Tayyip “Kabataş yalanını en iyi kim savunur” konulu kompozisyon yarışması düzenlemiş.
Bütün başlıklar aynı. Komedi :)

@kalashniqov: O gelmek bilmez Cuma günü, görüntüleri yayınlayacağını söyleyen baş yalancı da yargılanacak #KabataşYalancılarıYARGILANACAK

@CaferTayyarKala: Kabataş yalancıları panikte! Bugünler iyi günleriniz, insan içine çıkamayacaksınız! Az bekleyin... 

@madxclaim: Kabataş yalanının üzerine gittikçe bu kadar organize bir tedirginlik yaşıyorlarsa doğru yoldayız. Durmadan söylemek lazım YARGILANACAKSINIZ! (İstanbulEVRENSEL)

 

 

ÖNCEKİ HABER

Konya'da eğitim uçağı düştü: 2 pilot hayatını kaybetti

SONRAKİ HABER

Erdoğan'dan Doğu Akdeniz açıklaması: Yaptırım tehditleri bizi vazgeçiremez

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa