02 Mart 2015 08:59

‘Hükümetin atacağı adımlarla yol alınacak’

Akademisyenler, gündemin ilk sırasına oturan İmralı Heyeti ve hükümet yetkililerinin yaptığı ortak açıklamayı değerlendirmeyi sürdürüyor. Prof. Dr. Mithat Sancar, Öcalan'ın çağrısının şartsız bir çağrı olmadığını ve hükümetin atacağı adımlarla kongreye doğru yol alınacağını kaydetti. Prof. Dr. Büşra Ersanlı ise, sürecin iktidara mal edilemeyecek kadar değerli bir noktaya geldiğini belirterek, halkların ortak mücadelesiyle gelinen aşamanın korunması ve geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Paylaş

Akademisyenler, gündemin ilk sırasına oturan İmralı Heyeti ve hükümet yetkililerinin yaptığı ortak açıklamayı değerlendirmeyi sürdürüyor. Prof. Dr. Mithat Sancar, Öcalan'ın çağrısının şartsız bir çağrı olmadığını ve hükümetin atacağı adımlarla kongreye doğru yol alınacağını kaydetti. Prof. Dr. Büşra Ersanlı ise, sürecin iktidara mal edilemeyecek kadar değerli bir noktaya geldiğini belirterek, halkların ortak mücadelesiyle gelinen aşamanın korunması ve geliştirilmesi gerektiğini söyledi. 

İmralı Heyeti ve hükümet yetkililerin "Demokratik Çözüm ve Müzakere Süreci" yönelik Başbakanlık Dolmabahçe Ofisi'nde gerçekleştirdiği açıklamanın yankıları ve tartışmaları devam ediyor. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Sancar ve Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı hem heyet hem de hükümet yetkilileri tarafından yapılan açıklamayı değerlendirdi. İmralı Heyeti ile hükümetin sürecin başladığı tarihten bu yana birlikte verdiği ilk fotoğraf olduğunu ve bu açıdan sürecin geldiği aşama açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Sancar, HDP'nin esasen PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın açıklamasını aktardığını ve bunun Öcalan tarafının resmen tanınmasının söz konusu olduğuna işaret etti. 

Gelinen aşamanın gerekliliğinin her iki tarafın da yerine getirmesi gerektiğine vurgu yapan Sancar, Öcalan'ın PKK'ye yaptığı çağrının ise önemli bir aşama olarak değerlendirdi. Türkiye'de PKK'nin "silah bırakma" durumunun konuşulduğu ve konuşulmaya devam edeceğini belirten Sincar, "Anladığımız kadarıyla bugüne kadar Türkiye'de PKK'nin silahlı mücadeleye son verme kararı olarak görülmelidir. Yani KCK'nin toplayacağı konferans büyük ihtimalle silahlı mücadeleyi bitirmeyi tartışacaktır. Öcalan bu yönden bir çağrıda bulunuyor ama çağrısı şartsız değil elbette, 10 madde var ve daha sonra müzakere geçme gündemi ve daha sonraki aşama süreci müzakereye dönüşmesi aşaması olacaktır" diye konuştu. 

'ADIMLAR ATILDIKÇA KONFERANSA DOĞRU YOL ALMAK MÜMKÜN OLACAKTIR'

KCK'nin böyle bir konferansı gerçekleştirmesi için müzakereye geçilmesinin şart olduğuna dikkat çeken Sancar, müzakereye geçmenin ise kurumsallaşma ve yasallaşma ile olduğunu söyledi. Sancar, şöyle devam etti: "Yani süreci kurumsallaştırıp her boyutu ile yasal boyutuna bağlamak söz konusu olmalıdır. Bunların birlikte yürüyeceğini sanıyorum yani her iki taraf karşılıklı ve eş zamanlı adımlar atarsa, büyük ihtimalle KCK de böyle bir konferans toplayacaktır. Ama şöyle bir izlenim yaratmak doğru olmaz. Ortak açıklamadan çıkardığım mesaj şudur: Türkiye'de silah bırakma ya da silahlı mücadeleye son verme şartsız bir çağrı değildir. Öcalan KCK böyle bir konferans için çağrıda bulunurken, aynı zaman müzakere başlıklarını da dile getirmiştir. Bu müzakere başlıkları doğrultusunda hükümetin atacağı adımlar önemlidir. Adımlar atıldıkça konferansa doğru yol almak mümkün olacaktır." 

'İKİ TARAFIN KARŞILIKLI ADIMLARI ÇOK ÖNEMLİ OLACAKTIR'

Gelinen aşamanın son derece önemli olduğunu yineleyen Sancar, "Bundan sonra çözüm yönünde senkronize bir gidiş olacaktır. İki tarafın karşılıklı atacakları adımlar çok önemli olacaktır. Bu adımların nasıl olacağı ne olacağı önemlidir. Yeni oluşturulacak anayasada bunları görmek mümkün olacaktır. Yine bu adımların nasıl olacağı ne olacağı Öcalan mesajında var. 10 maddenin bunların içinde görmek mümkündür" dedi. Sürecin samimiyetten çok güvene bağlı olması gerektiğini ifade eden Sancar, şöyle devam etti: "Kürt siyasal harekâtının burada ne yaptığını bilmeyen kandırılmaya müsait özne olduğu şeklindeki yaklaşımlar hem son derece temelsiz hem de aşırı derece de haksız yaklaşımlardır. Zaten ortak açıklama metnini incelediğimizde çözüm sürecinin bütün Türkiye için demokrasi ve özgürlük vazgeçerek sadece kendini düşünen bir tarz benimsemiş değil, böyle bir yaklaşımı da yok. Herkesin özgürlük ve demokrasi mücadelesinin gelişmesini daha çok katkı sunması gerekiyor. Bu sürecin daha çok demokrasi daha çok özgürlük getirmesi için daha kararlı mücadele etmemiz gerekiyor."

'BU İKTİDARIN KENDİNE MAL EDEMEYECEĞİ BİR KARARDIR'

Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Büşra Ersanlı da, İmralı Heyeti ile hükümet tarafından yapılan açıklamanın Türkiye tarihi için önemli olduğunu vurgulayarak, "Bu çok uzun soluklu mücadele de kazanılmış bir noktadır. İktidara mal edilemeyecek kadar değerli bir noktaya geldi. Şimdi seçimlere gidiyoruz bu açıdan seçimler süresince özellikle bu gün iktidar tarafında tamamen kendine mal edilmeyecek bir karar" dedi. Çözüm sürecinde gelinen aşamanın halkların ortak mücadelesi sonucu gelinen bir aşama olduğunu ifade eden Ersanlı, gelinen aşamanın korunması ve geliştirilmesi gerektiğini söyledi. (İzmir/DİHA)

ÖNCEKİ HABER

Hastanede yangın paniği

SONRAKİ HABER

Dr. Mehmet Fatih Traş Yaz Okulunun ikinci günü geride kaldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa