02 Mart 2015 05:00

Bize mücadele eden sendikalar lazım!

25 Şubat çarşamba günü Galatasaray Lisesi önündeyiz. Tünelden çıktık yürüyoruz. Bu yürüyüş İstiklal caddesini gezmeye değil elbet...

Paylaş

Türk Metal üyesi işçi*

25 Şubat çarşamba günü Galatasaray Lisesi önündeyiz. Tünelden çıktık yürüyoruz. Bu yürüyüş İstiklal caddesini gezmeye değil elbet...
Kıdem tazminatlarına dokunma, özel istihdam bürolarına hayır, kölelik uygulamalarına hayır demek, haykırmak için oradayız.
Yıllardır sendikaların, kitle örgütlerinin yaptığı basın açıklamalarına, mitinglere katılan bir işçiyim. Türk Metal üyesi bir işçi olarak az da olsa katıldım. Atılan sloganlar “Başkan seninle ölüme de gideriz”, “Güçlü güçlü Türk Metal” olurdu en fazla. Gelen işçilerde belli işçiler. 1 Mayıslarda da alanları ilk boşaltan, basın açıklaması biter bitmez dağılan bir sendika ve işçi topluluğu olurdu. Bu açıklamalarına neden mi yapıyorum. Değişim kendini Türk Metal Sendikası üyesi işçiler de göstermiş... İtiraz eden, sorgulayan ve zorlayan (elinden geldiğince) bir işçiye dönüşüyor.
Tünel’den başlayıp Galatasaray Lisesi önüne kadar süren yürüyüşte “Yaşasın sınıf dayanışması”, “Susma sustukça sıra sana gelecek”, “Kıdeme uzanan eller kırılır” sloganları ve en önemlisi “Genel grev genel direniş” talepleri haykırıldı. Ve etraftaki halkın katılması da önemli idi.Türk Metal Sendikası üyeleri değişmek zorunda kalmış ve kalacak da. Bir basın açıklaması mı değiştirdi, elbette hayır.
Soruyorum kendime neler oluyor diye izliyorum etrafı. Türk Metal üyesi işçilere ne oluyor diye. Hızlı iletişim, sosyal medya kullanımı, “15 bin işçisi var fotokopi sendikası” denen bir sendikanın işçilerinin onurlu direnişidir değişime zorlayan. Sadece bu mudur? Değil elbet...
Metal işçilerinin zorlaması ile MESS’ten ayrılan ve yüzde 24’e varan zam alınmasının, 2 yıllık sözleşmelere imza atılmasının işçilerin direnişiyle olduğunu gördük. Hepimiz takip ediyoruz.
Biz işçiler 2011’den beri “Bize yeni sendikalar lazım” tartışmalarını yürütüp, kurultaylar düzenleyip, komiteler kurup yeni sendikaları tartışıyoruz. “Sendikalarımızı yeniden işçilerin evi sınıfın sermayeye karşı örgütlenme ve mücadele merkezi haline nasıl getiririz?” sorusuna yanıt arıyoruz.
Kurultaylar, bir araya gelişler 2011’den beri bugünlerin işaretiydi sanki. Ve metal işçilerinin sendikalarından daha bilinçli mücadele etmeleri de tesadüfi değil. Ve Türk Metal Sendikası üyesi işçi de mücadele ile artık neler yapılabileceğini görüyor. Evet işçiler kendi talepleri için mücadelede ediyor. Boydak işçileri, metal işçileri gibi sendikalarına rağmen mücadeleye devam ediyor. Ve bu mücadele “sendikalarda dönüşüm” tartışmaları ile başladı. İşçi artık kendi hakki için mücadeleyi seçmiştir. Türk-İş eylemine katılan Türk Metal üyesi işçilerin doğru düzgün çağrı yapılmamasına rağmen eyleme kendiliğinden katılmaları ve coşkuları, talepleri, yürütülen tartışmalar üzerine olmuştur.
“Kıdem tazminatı kırmızı çizgimiz” diyerek mücadele eden işçiler, üretimden gelen güce sahip olmaktan kaynaklı avantajı kullanmak zorunda. İşçi sınıfı olarak bir bütün olmayı ve sendikal rekabeti bir tarafa bırakıp gücümüzü birleştirirsek tazminatlarımıza ve elimizde kalan haklarımıza sahip çıkabiliriz.
Artık, üretimden gelen gücümüzü kullanarak alanlara çıkma zamanıdır. Polis devleti olma yolunda ilerleyen Türkiye’de, elimizde kalan son hakkı da kaybetmeyelim... Haklarımıza sahip çıkma gücüne sahibiz. İşçinin gücünden korkanlar haklılar...

*İstanbul

ÖNCEKİ HABER

Kral Selman, Sisi ile görüştü

SONRAKİ HABER

Hindistan'daki selde ölü sayısı 136'ya çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa