01 Mart 2015 14:08

Kontrgerilla infazları aydınlatılmayı bekliyor

Bitlis'in Kêrs köyünde 1993 yılında kendilerini PKK'li diye tanıtan ve kontrgerilla oldukları dile getirilen kişiler tarafından katledilen 4 kişinin failleri halen yargılanmadı. O dönemin görgü tanıkları, Kürt mücadelesine yakınlığıyla bilinen köylerini hedefe alan JİTEM'in amacının daha büyük bir katliam gerçekleştirmek olduğunu vurgularken, açılan davada sonuç alamayan aileler, dosyayı AİHM'e taşıdı.

Paylaş

Bitlis'in Ovakışla beldesine bağlı Kırkaya köyünde 1993 yılında Behçet Barış, Bedrettin Karatay, Kasım Oruç ve İhsan Karababa adlı yurttaşlar bir gece PKK'lilerin kıyafetlerini giyen kontrgerilla tarafından evlerinden alınarak Nazik Gölü'nün kenarında kurşuna dizilerek öldürüldü.

PKK'nin kuruluş yıldönümü olan 27 Kasım'da gece yarısı gerilla kıyafeti giyen ve Kürtçe konuşan 4 kontrgerilla İhsan Karababa'nın evinin kapısını çalarak gerilla olduklarını, araçlarının çamura saplandığını ve köylülerden gelip yardım etmesini istedi. Bunun üzerine Behçet Barış, Bedrettin Karatay, Kasım Oruç ve İhsan Karababa köye bir traktör ve yarım otobüs ile gelen kontrgerillaların araçlarını çamurdan çıkarmak için yardıma gitti. Araçların yanına giden yurttaşlar zorla araçlara bindirilerek köyden bir kilometre uzaklıkta olan Nazik Gölü'nün kenarına götürüldü ve burada kurşuna dizilerek katledildi. 

DAVA AİHM'DE DEVAM EDİYOR

Sabah yaşananları öğrenen köylüler, Nazik Gölü'nün kenarına gitti ve vahşeti görmeleri üzerine karakola haber verdi. Olay yerine gelen savcılık, işlemlerin ardından cenazeleri ailelere teslim etti ve cenazeler köyde defnedildi. Ardından ifadeye çağrılan aileler ise, savcılık tarafından baskı altına alındı ve "PKK öldürdü" diyerek ifadeleri alındı. Yıllar sonra katliamı devletin yaptığını belirten aileler dava açtı, ancak iç hukuk yollarından sonuç alınamaması üzerine dava AİHM'e taşındı. 

'BEYAZ KAR KANLA KIPKIRMIZI OLMUŞTU' 

Katledilen Kasım Oruç'un amcası Mehmet Nuri Oruç, yaşanan katliamı anlattı. PKK'nin kış aylarında kırsalda olmadığını ifade eden Oruç, "Kışın ortasından yarım metre karın içinde bu insanları gelip sözde gerilla olarak evlerinden aldılar. 'Biz gerillayız arabamız çamura battı' diyerek, evden alıp köyden bir kilometre uzağa götürüp gölün kenarında kurşuna dizip öyle bırakıp gidiyorlar. Bize haber geldi gittik baktık hepsini kurşuna dizmişler. İlk kurşunları diz kapaklarına sıkmışlar. Daha sonra taramışlar. Bir cenaze buz tutan gölün üzerindeydi. Sanırsam kaçmaya çalışmış ancak suyun içinde bile vurmuşlar. Beyaz kar hep kanların sıçraması ile kırmızı olmuştu. Devlete haber verdik, gelip cenazelerin otopsisini yapıp rapor hazırladılar. O zaman baskı çoktu. Aileleri çağırıp götürdüler. Ailelerin baskıyla ifadelerini aldılar. Devlet o zaman 'Gerilla yapmış' diyordu. Ancak gelenler kontrgerillalardı. Gerillanın adını kullanarak gelip o insanları evlerinden aldılar ve katlettiler" diye konuştu. 

'KÖYLERİMİZİ TERK ETMEK ZORUNDA KALDIK' 

Kışın ortasında gerillanın olmasının mümkün olmayacağının altını çizen Oruç, "O gece kar yağmıştı. Biz izleri takip ederek Pirxus'a kadar gittik. İzler Ahlat'a doğru gitmişti. Pirxus karakolundan geçmişler ve gitmişler. O gece amaçları daha çok insanı alıp götürmekti ancak o kadar kişiyi götürebildiler. Tatvan'ın tugay komutanı ve Ahlat'ın üst teğmeni tarafından yapıldı bu katliam. O dönemler büyük zulümler vardı. Biz 4 insanımızı oradan alıp defnettikten sonra baskılardan dolayı köyü terk etmek zorunda kaldık. Yoksa bahara kadar en az 20-30 kişiyi katledeceklerdi. Biz köyü boşalttıktan sonra askerler köylerimizi yakmaya başladı. Köyler 15 yıl boş kaldı. İnsanlar sonradan gelmeye başladılar. Bu insanlar masum insanlardı. Köylerinde yaşayan insanlardı" diye anlattı.

'MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK' 

Köyden PKK'ye katılımlar olduğu için JİTEM'in köyü hedef seçtiğini belirten M.K, köyün üzerine topyekûn bir savaş açıldığını ifade etti. Tarihten bu yana köyün devlete boyun eğmediğini belirten M.K, "Köyün 18 şehidi vardır. Bu yurtseverliği fark ettikleri için baskı, zulüm ve katliam yaptılar" diye ifade etti. Her birine 20'şer merminin sıkıldığını belirten M.K, "Yüzlerce MKE yapımı kaleşnikof mermisi bulduk. Dava şimdi AİHM'de görülüyor. Dava açmamamız için ailelere dönemin parası ile 18 milyar para verildi, ancak köylüler paraları geri çevrildi. Bu anlamdaki mücadele devam edecektir" dedi. (Bitlis/DİHA)

ÖNCEKİ HABER

Çifte vahşete 3 tutuklama!

SONRAKİ HABER

9 milyon çocuktan sadece 96 binine kreş hizmeti veriliyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa