28 Şubat 2015 04:58

İşyeri büyüse de, batsa da altında kalan işçi olur!

Tazminatsız kapı önüne konan Akteks işçileri bir yol ayrımına geldi: İşçiler ya patronun 'biz bir aileyiz, aynı gemideyiz' sözlerine itibar edip 'aile hukuğu' çerçevesinde çözüm arayacaklar, ya da, patron sınıfından ve onların iktidarından tamamen bağımsız bir örgütlenme ve mücadele yürütecekler.

Paylaş

Mehmet TÜRKMEN*
Gaziantep

“Büyük satışlı gazeteler/Büyük büyük yazdılar:
’Özel teşebbüs, kalkınmanın motorudur!’ /
Arkadaşları sordu İşçi B’ye: /-Doğru mu bu?
Hem doğruysa eğer/Biz neciyiz bu işte?/
Cevap verdi B:/
-Biz benziniyiz o motorun:/ Biz yanarız,/ O gider.”

(Peter Maiwald, İşçi B’nin Hikayeleri, Evrensel Basım Yayın)

Birkaç gün önce Antep’te, Akteks patronu Ahmet Mutafoğlu ‘ben battım, bittim, fabrikayı kapatıyorum’ diyerek 700 civarında işçiyi tazminatlarını ve alacaklarını ödemeden kapının önüne koydu. 6 fabrikası olan Akteks’te yaşanan durum, patronların ‘Biz bir aileyiz’, ‘Batarsak hepimiz batarız, büyürsek beraber büyürüz’ sözlerinin işçiler için gerçekte ne anlama geldiğini gösteren son derece çarpıcı bir örnek.
AKP iktidarının ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 12 yıldır halka söylediği ‘Beraber yürüdük biz bu yollarda’ şarkısının sözlerinin, patronların işçilere söylediği sözlerle aynı olması tesadüf olmasa gerek. Zira, şarkının sözlerinin devamı ‘Beraber ıslandık yağan yağmurda’ olsa da, yıllardır AKP’ye oy vermiş ve patronun ‘Biz bir aileyiz’ masalına inanmış olan Akteks işçileri günlerdir fabrika önünde yağan karda da, yağmurda da yalnız ıslanıyorlar.
15 yıldır Akteks’te çalışan ve şimdi fabrika önünde  “Ev kiramı ödeyemiyorum, cebimde eve dönecek dolmuş param bile yok!” diye feryat eden İşçi Mustafa ile ‘batmış’ halinde bile değeri yüz binler eden lüks arabalarına binen patron Mutafoğlu ve yıllardır iktidara taşıdığı AKP’nin belediye başkanı, milletvekili ve bin odalı saraylarında yaşayan AKP hanedanının apayrı yollarda yürüdükleri de kesin…

UMUT NEREDE?

Şimdi Akteks işçilerinin tamamı yıllardır çalıştıkları ve sonunda tazminatsız kapı önüne konuldukları fabrikanın önünde beraber yürüdüklerini sandıkları o yolun sonunun, patronlar ve AKP ile aynı yere çıkmadığını iliklerine işleyen soğukta üşüyerek fark ediyorlar. Zira ilk günden bu yana valiye, milletvekillerine, Belediye Başkanı Fatma Şahin’e ulaşmaya çalışarak mağduriyetlerinin giderilmesi için yardım isteyen Akteks işçilerinin bu girişimleri şu ana kadar bir sonuç vermedi. Daha önce vali yardımcısının araya girmesiyle patronun işçilerin içerdeki iki aylık ücretlerini ödeyeceği sözü de yerine getirilmedi. Sonrasında ise işçiler topluca belediyeye giderek ancak Belediye Başkanı Fatma Şahin’den randevu alabildiler.
İşçilerin bir kısmı Fatma Şahin ve vali gibi yetkililerin devreye girmesiyle mağduriyetlerinin giderilebileceğinden umutlu olmak istese de “Böyle oyalanırsak kaybederiz. Bütün alacaklarımız ödenene kadar fabrikayı terk etmemeliyiz” diyen işçi sayısı her geçen gün artıyor. Akteks İşçisi Mustafa, bu durumu şöyle özetliyor: “Biz avukattı, belediye başkanıydı, İşkur’du diye dolaşarak dağıldıkça, zaman kazanıp istediği gibi hareket eden patron neyi varsa satıp savacak ve olan biz işçilere olacak.”

PATRON SENDİKASI OLUNCA

İşçilerin yüzleştiği bir diğer soru ise “Nasıl bir sendika?” oldu. Birkaç yıl öncesine kadar Akteks, DİSK/Tekstil Sendikasının örgütlü olduğu bir işyeriydi. Üç yıl önce işçilerin bir kısmı, sendika yönetimine tepki göstererek istifa etti, bir kısmı patron sendikası olarak bilinen Öz İplik-İş’e üye oldu, önemli bir kısmı da sendikasız kaldı ve sonuçta iki sendika da yetki alamadığı için işyeri sendikasız kaldı. 15 yıllık sendikalı dönem boyunca, ne yazık ki sendika yönetimi de patronun ‘Biz bir aileyiz’, ‘Aynı gemideyiz, batarsak beraber batarız’ geleneğinin dışına çıkmadı.
Bizzat sendika yönetiminin son gelişmeler karşısında övünerek de ifade ettiği gibi, ‘sırf işyeri batmasın, zarar görmesin diye toplusözleşmeyle hak kazanılmış zamlardan vazgeçildi, ikramiyelerin aylıklara bölünerek sabitlenmesine ve giderek erimesine göz yumuldu vs…’
Müslüm adlı bir Akteks işçisi ise bu fedakarlık örneklerinden birini şöyle anlattı: “Maliyeden müfettişler geldi, ‘Elden para alıyor musunuz?’ diye sordular. Sırf işyerimiz zarar görmesin diye ‘hayır’ dedik.”
Akteks işçileri yaptıkları fedakarlıklarla bu noktaya gelirken, diğer alacaklılarla bin bir türlü anlaşma yolu arayan patron da 20-25 yıl çalışmış işçilerin kıdem tazminatlarını ve diğer alacaklarının üstüne yatmak için ise bin türlü oyun oynuyor.  Gelinen noktada işçilerin ileri kesimleri şunun farkına varmış durumda: “Biz ‘biz bir aileyiz’ diyen patrona karşı, kendi sınıfımızın ayırtına varıp, buna uygun örgütlenip mücadele etmemiş olmanın bedelini ödüyoruz. Bu durum bütün işçiler için geçerli.”

YALNIZCA AKTEKS DEĞİL…

Gaziantep’teki durum da böyle söyleyen işçileri doğruluyor. Çünkü Akteks’te 700 işçinin, daha önce işten atılıp tazminatlarını alamayanlarla birlikte yaklaşık 1000 işçinin yaşadığı durum, sadece bu işyerine özgü değil. Ülkenin diğer illerinde yaşanan benzer durumlar bir yana, Antep’te son üç ay içinde durgunluk gerekçesiyle 15 binden fazla işçi işten atıldı. Kaldı ki ekonomideki daralma ve durgunluğun devam etmesi ve olası bir kriz beklentisi de göz önüne alındığında, Başpınar OSB’de binlerce işçinin Akteks işçileriyle aynı kaderi paylaşması muhtemel. Bu yüzden bugün Akteks’teki durumun nasıl sonuçlanacağı, patronun ‘batık’ durumunu işçinin üstüne yıkma girişiminin işçiler tarafından boşa çıkarılıp çıkarılamayacağı, bütün işçiler için büyük bir önem taşıyor.


İŞÇİLER BAŞINI HANGİ TAŞA VURSUN?

Gaziantep Başpınar OSB’nin en eski ve en büyük iplik fabrikalarından biri olan Akteks’in bu noktaya gelmesine neden olan kimi özgün sebepler var şüphesiz. Ancak Akteks’te yaşanan bu ‘batma’ hikayesinin de genel olarak kapitalizmin kendi doğasından, iç çelişkilerinden, krizlerinden, acımasız pazar kavgası ve rekabet koşullarından bağımsız olmadığını unutmamak gerekir.
Akteks’in 2007’den bu yana ciddi bir bunalım içinde olduğu biliniyor. Suriye’de kurulu olan ve şirketin finansman açığını gidermede önemli bir etkisi olduğu söylenen fabrikasının Suriye’de savaşın başlamasıyla kapanması, önemli oranda ihracat yaptığı Ortadoğu ülkelerindeki savaş ve istikrarsızlık durumu…
Bu etkenlerin yanı sıra Patron Ahmet Mutafoğlu’nun Gülen Cemaatine mensup olduğu ve bu yüzden hükümetin de üzerine gittiği yönünde çok yaygın bir kanı olduğunu da eklemek gerekir. İşçilerle yapılan toplantıda Patron Mutafoğlu’nun, ‘Beni hükümetiniz, devletiniz bu duruma düşürdü’ gibi sözler sarf etmesi, meselenin Hükümet-Cemaat kavgasıyla ilgili bir yanının olduğuna da işaret ediyor. 


DAHA ÖNCE ATILANLAR DA TAZMİNAT ALAMADI

25 yıldır Akteks’te çalışan İsmail Usta anlatıyor: “Patronun 6-7 ayrı fabrikası var. Bunlardan BCF’yi oğlunun üzerine yapmış ve orası çalışmaya devam ediyor. Aslında yaşanan bu durum birden bire olmadı. Aylardır, hatta yıllardır işyeri kötüye gidiyordu zaten. 2 bin 400 işçiden 700 işçiye düştü. Bundan önce çıkarılan işçilerin hiç birine ihbar tazminatı verilmedi. Fabrika kapanmadan önceki son birkaç ay içinde işten atılan 300 civarında işçi de kıdem tazminatlarını alamadı. Tazminatların yerine 8-10 aylık senetler verildi ama hiç biri senetleri tahsil edemedi.”


NEREYE GİTTİ BU PARALAR?

İsmail Usta, Akteks patronun işçinin tazminatlarını veremeyecek durumda olduğuna inanmadığını ve işçiye karşı kesinlikle iyi niyetli olmadığını dile getiriyor: “Bu son birkaç ay içinde sadece benim bildiğim iki fitil makinesi Merinos’a ve Çemen Tekstil’e satıldı, 5 tane büküm makinesi Şireci’ye satıldı, 2 büküm makinesi Bursa’ya satıldı, boyahanedeki çile kazanları satıldı. Borcundan dolayı fabrikanın elektriği kesildi, aboneyi başka bir isim üzerine yaparak yine açtırdı. İşçiye vermiyor, devlete vermemiş, peki bugüne kadar bu fabrikalar çalışıyordu, bu kadar mal ve makine satıldı, nereye gitti bu paralar?” Fabrikanın boyahane bölümünde çalıştığını söyleyen Adem adlı işçi, daha geçen ay çalıştığı bölümden müşterilerden sadece birine bir hafta içinde 740 bin liralık sipariş gönderildiğini söylüyor.


AVUKATLAR KABUL ETMEDİ

Yüklü miktarda borçlu olan, fabrika ve diğer mal varlıkları ipotek altında olan Akteks için bankalar ve diğer alacaklıların icra-iflas başvurusunda bulundukları söyleniyor. İcra-iflas kararını erteletmek için dava açan ve işçilere nisan ayında yapılacak duruşmayı beklediğini söyleyen Akteks patronunun, eğer davayı kazanırsa üretime devam edebileceğini söylediği belirtiliyor. İşçilerin şu ana kadar başvurduğu avukatların hiç biri dava açmaya yanaşmadı. Fabrikanın ipotekli olduğunu, davayı kazansalar dahi yasalara göre öncelikli olan alacaklıların devlet ve bankalar olduğu için, işçi alacaklarının tahsil edilememe riski olduğunu söyleyen avukatlar, böyle bir risk alarak yüzlerce işçinin dava giderlerini karşılayamayacaklarını söylüyor.

(*)EMEP GYK Üyesi

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Sınıfa önderlik edeceğine engel olan sendikalar istemiyoruz

SONRAKİ HABER

Dersim’deki kurultaydan çağrı: Tarım, hayvancılık ve çevre mücadelesi birlikte olmalı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa