28 Şubat 2015 04:52

Ege Üniversitesinde iç güvenlik paketi denemeleri

Paylaş

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden bir öğrenci

Geçtiğimiz hafta cuma günü Ege Üniversitesi içerisinde ülkücüler, Kürt öğrencilerin açtığı standa ve orada bulunanlara satırlarla saldırmış ve olaylar sonucunda Ege Üniversitesi Tarih Bölümü 4. Sınıf Öğrencisi ve Ülkü Ocakları Ege Üniversitesi Temsilcisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu yaşamını yitirmişti. Olayların ardından üç gün ara verilen dersler, 26 Şubat Perşembe günü tekrar başladı. Ama üniversiteye adım attığınızdan itibaren bir askeri darbeyle karşı karşıya gibisiniz. Birçok giriş çıkışta kimlik sorgulaması ve çanta araması yapılırken, sivil polisler ve çevik kuvvet tarafından okul adeta işgal altında. Edebiyat Fakültesinin bahçesine girilemiyor, fakültenin giriş-çıkışı değiştirildi, fakültenin öğrencisi olmayan, kartı olmayan giremiyor.
Bu kadar yoğun güvenlik önlemlerini gördükten sonra sormadan edemiyor insan; 20 Şubat cuma gününün, bugünden önemi ne kadar azdı da göz göre göre bir ölümün yaşanmasına izin verildi. Haziran halk direnişinden sonra bu kadar olmasa da, emniyet güçleri yine üniversitede halihazırda beklerdi. Okula 150-200 kişilik bir grubun topluca girip, okul içinde bir fakülteyi basıp ardından yürüyüşe geçmesine müdahale etmemeleri de düşündürücü bir olay olarak durmaktadır. Bu yüzden de aslında, okulda yaşanan olaylar karşıt görüşlü öğrenci kavgasından çok, üniversitelerdeki özgür, bilimsel ve demokratik eğitime karşı 80 öncesi “oynanan oyunların” bir benzeridir. Bu okulda 20 kadın öğrencinin karşısına bile TOMA’lar ve çevik kuvvet ekipleri dikilirken, emniyet güçlerinin, okula ellerinde satırlarla gelenlerin arkasında olması defalarca yaşandı bu fakültede. Bu olaylar esnasında bir kişi kan kaybından ölüyorsa, ilk olarak sorgulanması gereken güvenlik güçleridir. Ege Üniversitesi ile hastane arasındaki mesafenin yürüyerek bile 10 dakikayı geçmediği ortadadır, bu yüzden ambulansı içeri almadan bir genci yaralı halde 45 dakika bekletenlerin, “Biz elimizden geleni yaptık” gibi söylemleri aslında, “Sadece izledik” demekten öteye gitmiyor.

DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE DARBE

Bugüne döndüğümüzde, üniversitedeki bu OHAL hali ile yıllardır aranan ortam elde edilmiş oldu en sonunda. Üniversite yönetimi ve güvenlik güçlerinin her fırsatta soluğu okulda almaya çalışması ve okulu terörize etme iddiaları ile öğrencileri kutuplaştırması bugün netlik kazanmıştır. Bu güvenlik önlemleri aslında elleri satırlı gruplara değil, Edebiyat Fakültesindeki öğrencilere, düşünce özgürlüğüne, demokratik haklara karşı alınmıştır. Bu durumu destekleyen unsurlarsa Ege Üniversitesi Senatosunun açıkladığı kararlar ve tarih bölümündeki bazı hocaların öğrencilerine empoze ettiği düşüncelerdir. Senato, sanki daha önce izin veriyormuş gibi her türlü siyasi, ideolojik gösteri ve yürüyüşe, etkinliğe izin verilmeyeceğini açıklamış, katılan öğrencileri disiplin yönetmeliğiyle tehdit etmiş. Özgür düşünce alanı olan üniversitelerde, düşünceye ve bunu ifade etmeye yönelik büyük bir darbe yapılmıştır.

TURNİKE SİSTEMİ CAN GÜVENLİĞİ SAĞLAMIYOR

Tarih bölümünde derslere giren akademisyenler de öğrencileri fişlemek adına okula getirilmek istenen turnike sistemini destekliyorlar. Girdikleri sınıflarda “Sizin can güvenliğiniz yok” diyerek öğrencileri korkutan akademisyenler, turnike sisteminin öğrenci güvenliğini sağlayacağını savunarak sınıfı örgütleyip imza topluyor. Turnikelerin öğrencilerin can güvenliğini sağlamayacağı okul girişlerinde turnike olan Akdeniz Üniversitesinde yaşanan silahlı saldırılardan bellidir. Silahlar, sopalar o turnikelerden çok rahat geçmiştir.
Aslında bu yaşanan olayların çoğu hükümetin desteklediği, üniversitelerdeki düşünen, muhalif dinamik güç olan gençliği dağıtmak üzerine kurgulanmış senaryolardır. Nasıl Gezi eylemleri süresince ve ODTÜ eylemlerinde gençler birlikte tüm farklılıklarını kenara bırakarak mücadele ettilerse bugün de Hükümetin karşısında düşünen en önemli muhalif güç olarak durmaya devam etmektedirler. Eğitimin gericileştirilmesine ve piyasalaştırılmasına karşı mücadele eden gençlerin bugün geçirilmeye çalışılan İç Güvenlik Paketi’nin karşısında da dik durmaları hükümeti korkutmuş olmalı ki polis-üniversite yönetimi iş birliğiyle Ege Üniversitesinde düğmeye basılmış olaylar yurt genelinde birçok üniversiteye sıçramıştır. Maalesef ki, bu oyunun bir ayağı olma noktasında milliyetçi öğrenciler, en etkili unsurdur. Bu yüzden istenilen kutuplaşma tohumları toprağa atılmış, OHAL ortamları ülke genelinde İç Güvenlik Paketi’ne uygun yayılmaya başlamıştır. Tüm provokasyonlara karşı, gençliğin Gezi’de geçtiği sınavı yenileyecek daha ileriden, birlikte bir mücadeleyle ihtiyaç olduğunu görerek hareket edilmelidir.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Halk bilimin şair bilgesi Oğuz Tansel 100 yaşında

SONRAKİ HABER

Evrensel 25 yaşında: Gerçeklerden vazgeçmeyeceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa