28 Şubat 2015 04:46

Karamsar bir dünyanın seyri

Kemal İskender: Çıplaklığın bizim toplumda hele bu son yirmi yıldır çok kötü bir şekilde aşağılandığını görüyorum. Nitekim benim yakın bir öğrencim bir banka galericisi tarafından son anda katalog geç kalıyor diye reddedildi. Asıl mesele resimlerindeki çıplak figürlerdi oysa.

Paylaş

Derya YILMAZ
İstanbul

Kemal İskender’in “Barbarların Seyir Defteri” isimli bir önceki sergisinin devamı niteliğindeki “Karanlığın Seyri” adlı sergisi sanatçının 10. Kişisel sergisi.  7 Mart’a kadar Akademililer Sanat Merkezinde izleyicilerle buluşmaya devam edecek “Karanlığın Seyri” başlıklı sergisini Kemal İskender’le konuştuk.

Serginizin kataloğunda yer alan yorumlar eski bir öğrencinizin teknik bir üniversitede verdiği güzel sanatlar dersinde öğrencilerinin resimleriniz hakkında yaptığı yorumlar yer alıyor. Bu yorumlar sizin anlatmak istediklerinizle ne kadar örtüşüyor?
Kataloğumda yorumlarına yer verdiğim öğrenciler doğrudan resim öğrenen insanlar olmadığından ötürü onların bakışlarını saf gözün değerlendirmesi olarak görüyorum. Teşhisleri de öyle zaten. İçlerinde bu adamın kadınlarla sorunu olmuş olması lazım diyenler de var, bazı resimlerimde at figürlerini çok fazla kullanmamı erkeğin temsiliyle bağdaştıran da var. Kadınlara çok yakın durduğumu ima eden tanımlar var ki, bunları çok haksız bulmuyorum. Doğrudan o amaçla yaptığım resimler değilse bile bir atın koşma ve hareket dinamizmiyle cinsel drama arasında kesin bir bağlılık olduğu da bilinen bir gerçeklik. O yüzden bu teşhislerin çoğunu anlamlı bulduğumdan, enteresan bulduğum  alıntıları onların diliyle kataloğuma koymayı uygun buldum.

Kullanmaktan hiç vazgeçmediğiniz atın ve kadın bedeninin sizdeki anlamı nedir? Burada salt cinsel bir okuma mı yapmalıyız?
Cinsellikle ilgili bir altyapısı da var. Ama yüzde yüz şu tanım içinde var diyemem. Zaten benim resimlerimde cinselliğin sakil olmayışını, sıradan olmayışını sağlayan özellik de budur. Mesela bir tecavüz sahnesi yapıyorsak birebir tasvire gerek yok. Bazı şeyleri çok soyut düzeyde tasvir edip gene düşünce ve anlam ve yapınızı yansıtabilirsiniz. Ben işin bu tarafını tercih ediyorum doğrusu. Hangi imajı koyarsam koyayım, gerçi ben çoğunlukla çıplak kadın figürlerini işliyorum. Çıplaklık otomatikman cinsellik çağrışımlı bir şeydir. Ama bunu itici bir boyutta işlemekten özellikle kaçınıyorum.

Resimlerinizi okuyan o saf gözlerin yorumlarında en çok dikkat çeken kelimelerden birisi şiddet. Bu yorumlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kendim şiddetle ilgili bir adam değilim. Mesela hayatımda dövüşmüş bir adam değilim. Yahut birisine yumrukla veyahut silahla saldırmış bir adam değilim. Hiç böyle bir yanım yok. Ama karakterimin sert olduğu söylenir. Bu zaten portrelerimle ilgili yorumlarda da yer alıyor. Bu da açık sözlülüğümden geliyor tahmin ediyorum. Çünkü birçok şeyi insanların yüzüne karşı söyleyen bir insanım. Ama şiddet dediğiniz gibi bir çoğunda geçiyor bu üslubun kendisiyle ilgili bir şey. Demek ki bünyemde öyle bir yapı var ki; bu da sonuca yansıyor. Ama bu tersi de olabilir yani, şiddet yansır da bu bir duygunun eksikliğinden yansır. Mesela mazohist bir adamın sadistik bir yansımaya sebep olması gibi de olabilir. Tersi de olabilir yani bilmiyorum. Bunu psikolojik boyutta daha başka türlü değerlendirmek gerekebilir.

Kadın imgesini olumsuz anlamda kullandığınız yönündeki değerlendirmeleri nasıl karşılıyorsunuz. Şeytan sofrası isimli son iki çalışmanız da bu değerlendirmeleri destekler nitelikte gibi. Sizde gerçekten olumsuz bir çağrışımı var mı kadın imgesinin?
İzleyicinin bakışına göre, kapasitesine göre değerlendirebileceği türden resim yapıyorum. Kapalı sonlu yani tek bir yorumu olan resim yapmıyorum. Bu konuda çok bilinçliyim. Çünkü açık sonlu resimler daima izleyiciye hitap etme gücü açısından kapalı sonlu resimlerden daha etkili olurlar. Teklifsel bir sürü yanları vardır. Yani bir sürü çağrışım yapar. Uzun uzun seyretmeye de daha müsait şeylerdir. Çok kesin sonuçları seven bir insan değilim.

TÜRK TOPLUMUNUN RİYAKÂRLIĞI

Çıplaklığın salt cinsel okumalara yol açtığı, siyasi ve toplumsal algının yer aldığı bir dünyada herhangi bir tepki ya da sansürle karşılaşmak gibi bir korkunuz var mı?
Sansürü direkt yaşamadım ama, çıplaklığın bizim toplumda hele bu son yirmi yıldır çok kötü bir şekilde aşağılandığını görüyorum. Nitekim benim yakın bir öğrencim bir banka galericisi tarafından son anda katalog geç kalıyor diye reddedildi. Asıl mesele resimlerindeki çıplak figürlerdi oysa. Son DYO sergisinde de ödüle layık bulunan yarı çıplak bir travesti resmi, jüriye yapılan baskılar sonucu ödülden düşürüldü. Jüri üyesi arkadaşlarımız da buna nasıl katlandılarsa, ben olsam asla katlanmam. Yaşanan bu olaydan sonra DYO’dan jüri üyeliği teklifi  gelse asla görev almam. Toplum bu yöne gidiyor diyerek kendi prensiplerimden asla taviz vermem. Ayrıca bu Türk toplumunun riyakarlığı. Bu kadar kadın peşinde koşan başka bir toplum yok ama, bu kadar da kadını aşağılayan başka bir toplum yok. Bu kadar aşağılıyorsunuz niye kadınların dibinden, peşinden ayrılmıyorsunuz. Nasıl bir şeydir bu.

Karanlığın Seyri günümüz dünyasının bir yansıması olarak algılanabilir mi?
Öyle görüyorum. Topluma olan bir referans aynı zamanda. Özellikle bizim topluma olan bir referans. Hiç aydınlık bir şey görmüyorum. Resimlerimde de öyle. Sonuçta genelde dinamik ama nispeten karamsar, okunabilirse eğer karamsar bir dünyayı tasvir ediyorum.

ÖNCEKİ HABER

Karanlığa karşı direnç: Karaçay Gençlik Spor

SONRAKİ HABER

AB Komisyonunun yeni başkanı Ursula von der Leyen oldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa