27 Şubat 2015 06:00

Divan direnişinde baba-oğul yoldaşlığı

Sendikaya üye oldukları için işten çıkartılan işçilerin direnişinin yedinci gününde onlarla birlikteyiz. Her birinin ayrı bir hikayesine, ayrı bir hayat mücadelesine şahit oluyoruz direniş çadırında. Yüzlerinde gördüğümüz kararlılık ve haklılıklarına olan inançları, bizlerin bu direnişe sonuna kadar destek vermemiz gerekliliğini bir defa daha hatırlatmakta.

Paylaş

Kübra YETER
İstanbul

Sendikaya üye oldukları için işten çıkartılan işçilerin direnişinin yedinci gününde onlarla birlikteyiz. Her birinin ayrı bir hikayesine, ayrı bir hayat mücadelesine şahit oluyoruz direniş çadırında. Yüzlerinde gördüğümüz kararlılık ve haklılıklarına olan inançları, bizlerin bu direnişe sonuna kadar destek vermemiz gerekliliğini bir defa daha hatırlatmakta.

İşçilerin her birinin ayrı bir hikayesi olduğundan söz etmiştim. Bunlardan biri de aynı iş yerinde çalışıp, omuz omuza aynı mücadeleyi veren baba ve oğul; Hasan Sarıcan ve Hüseyin Sarıcan.
Hasan Amca kırk beş yaşında, iki çocuk babası. Divan AŞ’de iki yıldır çalışmakta. Öncesinde on dört yıl çalışmış ve bazı sebeplerden dolayı işine ara vermek zorunda kalmış. Oğlu Hüseyin ise sekiz aydır bu iş yerinde çalışıyor. Hüseyin yirmi iki yaşında, Namık Kemal Üniversitesi Lojistik mezunu. Divan’da çalışmaya başlama nedenini şu şekilde anlattı: “Okuldan sonra lojistik firmasında staj yaptım. Stajdan sonra bir süre işsiz kaldım. Babam da boş gezeceğine gel yanımda çalış diyerek benim işe başlamama neden oldu. Bir yerde beni cezalandırdı.”

Sohbetimizin devamında Hasan Amca’nın neden bu grevde yer aldığını sordum. Kendinden çok emin bir şekilde bana bakarak şu sözleri söyledi: “Arkadaşlarımı haksız yere işten çıkarttıkları için.” “Hasan amca nedeni bir tek bu değildir her halde” dedim. Bir kere daha bana dönerek; “Hayır, tek nedenim bu. Ben her zaman adaletsizliğin karşısındayım ve sonuna kadar mücadelemi vereceğim. Başka bir neden sorarsan o da şudur; sıra bize gelecek diye bu grevdeyim, başka da neden yok.” 
Bu sefer de başka sorular yönelttim kendilerine. Daha önce greve katılmadıklarını, katılmama nedenlerinin de şimdiye kadar böyle zorbalıkla karşılaşmadıkları için olduğunu öğrendim. Sonra durup Hasan Amca’ya şöyle dedim; “Peki siz burada çalışmasanız oğlunuzun direnişine destek olup, yanında olur muydunuz?”

Hasan Amca; “Olurdum tabii ki. Doğru olan her şeye destek olurum ben” dedi. Oğlu Hüseyin altta kalır mı? Hemen gülerek araya girdi ve “Ben de babama destek olurum tabii” dedi.

Her ikisine de ayrı ayrı şunu sordum: “Bundan sonra direnişten olumlu, olumsuz beklentiniz nedir?” 
Hasan Amca; “Ben mücadelemden vazgeçmeyeceğim. Sonuna kadar direneceğim. Benim tek isteğim ve beklentim şudur; adalet!” dedi.

Oğlu Hüseyin de yüreğinin tüm sıcaklığıyla gülümseyerek şu sözleri sarf etti; “İş, ekmek, özgürlük!”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

İşçilerin birliğinden korkuyorlar

SONRAKİ HABER

İl il 25 Kasım etkinlikleri: Nerede, ne zaman?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa