25 Şubat 2015 05:04

Şeyma’nın öldürülmesiyle yeni bir korku dönemi açıldı

Mısır Sosyalist Halk İttifakı Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mamduh Habaşi’yle hem Mısır’daki baskılar üzerine hem de Ortadoğu’da yaşanlar üzerine söyleştik. 25 Ocak Devriminin yıl dönümünde askerler tarafından öldürülen Şeyma el Sabağ’ın da arkadaşı olan Habaşi, Mısır’daki baskının bir sonucu olarak ağır bir bedel ödediklerini belirtiyor. Habaşi, “Şeyma’nın öldürülmesiyle yeni bir korku dönemi açıldı” diyor.

Paylaş

Özlem TEMENA
İstanbul

Büyük halk ayaklanmalarına tanıklık eden Mısır’da Eski Genelkurmay Başkanı Abdulfettah Sisi, seçimlerle iktidara gelmesinden bu yana Mısır muhalefeti büyük baskı altında. Darbe sonrası dönemde binlerce kişi cezaevlerinde tutuluyor. Diğer tarafta da Sisi yeni çıkan güvenlik yasasıyla birlikte toplumu daha da fazla baskı altına almaya çalışıyor. Mısır Sosyalist Halk İttifakı Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mamduh Habaşi’yle hem Mısır’daki baskılar üzerine hem de Ortadoğu’da yaşanlar üzerine söyleştik. 25 Ocak Devriminin yıl dönümünde askerler tarafından öldürülen Şeyma el Sabağ’ın da arkadaşı olan Habaşi, Mısır’daki baskının bir sonucu olarak ağır bir bedel ödediklerini belirtiyor. Habaşi, “Şeyma’nın öldürülmesiyle yeni bir korku dönemi açıldı” diyor.

ORDU SİVİL BİR HÜKÜMET GÖRÜNÜMÜNDE GELDİ

Mısır iki büyük ayaklanmaya tanıklık etti. İlk ayaklanmada 30 yıllık Mübarek rejimi yıkıldı, ikinci ayaklanmada Müslüman Kardeşlerin ve Mursi’nin iktidarına son verildi. Şimdi sokaklar yeniden hareketlendi.  Mısır’da muhalefet açısından durum nedir?
Bu oldukça zor ve karmaşık bir soru. Şimdi bizler Mısır muhalefeti olarak bir ikilem yaşıyoruz bu sorunu çözmek için. Çünkü Mısır’da ilk ayaklanmalar esnasında bir araya gelen güçler tekrardan bir araya geldiklerinde ortak bir düşmanları vardı. Bu düşman Müslüman Kardeşlerdi. Muhalefet Müslüman Kardeşlere karşı bir araya geldiğinde aralarında anlaşmazlıklar sürdü. Devrimci güçler ve Müslüman Kardeşlerin arasındaki anlaşmazlıklar hep vardı. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki eski rejim destekçileri ve Müslüman Kardeşler arasındaki çatışma son yıllarda ortaya çıktı. Çünkü Mursi’nin iktidara gelmesi için iki taraf da anlaşmıştı. Ama sonrasında Müslüman Kardeşlerin tek başına iktidar olmaya çalıştığını fark ettiler ve araları bozuldu. 

Mısır halkı Mursi’den kurtulmaya çalıştı, Mursi’ye baş kaldırdı. Halk silahlı değildi ve eğer halk Müslüman Kardeşlere karşı silahlı bir ayaklanma yürütseydi bu iç savaşa dönüşürdü ki bunun pek çok örneği var Arap dünyasında. Ordu müdahaleye hazırdı. Eylemler esnasında ordunun halktan açıktan bir desteği olmasaydı bu durum kabul görmezdi. Bu sadece bir askeri darbe olarak görülebilirdi. 

Askeri güçler iktidara sivil bir hükümet görünümünde geldiler. Bu hükümette solcular yok, sadece liberaller var. Çünkü Mısır’da gerçek bir değişim istemediler. 1.5 yıl sonra şimdiki hükümete baktığımızda devrimin amaçlarının gerçekleşmediğini görüyoruz, hükümet bunları yerine getirmekten imtina ediyor. Eskiden yapılmış ittifaklar şimdi çatlamış durumda. 

Ama halkın gözünde Sisi’nin popülaritesi giderek azalıyor. Özellikle Mısır’ın gençleri fark ettiler ki eski rejim güçleri çok açık bir biçimde geri döndü ve tekrar yer edinmeye devam ediyor.

Sisi iktidara geldiğinden bu yana büyük bir baskı var. Hapishanelerde binlerce politik tutuklu var. Siz de sosyalist bir siyasi partisiniz, ne yapıyorsunuz bu konuda?
Bizim partimiz büyük bir bedel ödedi bu konuda. Kadın yoldaşımız Şeyma Sabağ, Tahrir Meydanı’nda yeni rejim tarafından, yüzlerce insanın gözü önünde öldürüldü. Bunun politik bir karar olduğunu düşünüyoruz. Çünkü eylemimiz çok barışçıl biçimde başladı. 

Her zaman açık olan meydandan ayrılmamız gerektiği söylendi. Bu bir politik cinayettir ve yeni bir korku döneminin açıldığının açıkça işaretidir. Sisi kendi ağzından bunun demokrasiyi korumak için yapıldığını söyledi. Sisi’ye göre demokrasi, demokrasi hakkında konuşmamaktan geçiyor. Bu bir savaşın da başlangıcı olarak görülebilir. Yapılan her eylem Müslüman Kardeşlere destek olarak görülüyor. Ama gerçek bu değil. Bir çok eylem yapılıyor meydanlarda. İşçiler, gençler meydanlarda kendilerine verilen sözlerin gerçekleştirilmesini istiyor. Bu eylemlerin Müslüman Kardeşlere destekle alakası yok. Bu durum sürekli olarak maniple ediliyor. 
2011 ayaklanmasında elde ettiğimiz demokratik haklarımıza el konmaya çalışılıyor.

‘MISIR’DA İŞÇİ HAREKETİNİN POLİTİK HEDEFLERİ DE VAR’

2011 ayaklanmalarında da Mursi’ye karşı yapılan ayaklanmalarda işçiler eylemlere yön verdiler, şimdi de grevlerle hak arama mücadelesi veriyorlar, Mısır’da sınıf hareketi bakımından nasıl bir süreç işliyor?
Ayaklanmalar Mısır’da çok radikal değişikliklere yol açtı aynı zamanda insanların algılarının değişmesine neden oldu. Mısır’da sokakta olan sıradan insanlar, şimdi politikleştiler. Artık küçük bir çocuk bile bir politikacı gibi konuşuyor. Bu politik etki aynı zamanda işçilere de ulaştı. Ayaklanmadan bu yana işçiler yaptıkları her eylemde -daha iyi ücret için olsun,  çalışma koşulları için olsun- aynı zamanda politik talepleri dile getiriyorlar. Onlar yöneticilere sesleniyorlar: ‘Sizler bu fabrikaları satmayın, özelleştirmeleri kabul etmeyiz’. İşçiler, özelleştirmelere karşı çıkıyorlar. Müslüman Kardeşler döneminde de çoğu eylem özelleştirmelere karşıydı. Çünkü  Müslüman Kardeşlerin en belirgin politikası her şeyi satmaktan geçiyordu. Şimdi size işçi hareketinin daha politik hedefleri olduğunu söyleyebilirim.    

IŞiD’E ŞEYTAN DiYENLER ONLARA DESTEK VERiYOR

Irak ve Suriye uzun süredir bir kaos yaşanıyor, orada yaşanalar Mısır’ı nasıl etkiliyor?
Irak ve Suriye’de olanlar bize çok uzak değil. Benzerlerini Libya ve Sina’da görüyoruz. Oralardan saldırı alıyoruz. Sina’da ve Libya’da da IŞİD var. Tehlike yavaş yavaş evimize geliyor. Büyük resme bakarsanız, büyük bir kaosun yayıldığını görürsünüz. Libya’da, Sudan’da, Yemen’de, Irak’ta bir kaos var. Mısır böyle bir koasa hizmet edemez. Şimdi Mısır’da, Libya’ya ve Yemen’e asker gönderme gibi tartışmalar var. Bana göre, buralarda savaşarak bu sorun çözülmez. IŞİD, el Kaide gibi örgütlerin çok güçlü gelirleri var. Onlar para üretmiyorlar, tüketiyorlar. Bu paranın nereden geldiğini biliyoruz. IŞİD’i şeytan olarak adlandıranlar, onlara her gün petrol satıyor. Bunu herkes biliyor. Bu şeytanın destekçileri aramızda yaşıyor. Çözüm politik olmalıdır. Türkiye de var bunların arasında.

BİZ ULUSLARARASI MÜDAHALEYE KARŞIYIZ

IŞİD’in Libya’da 21 Mısırlı Hıristiyanı öldürmesinin ardından, Mısır Libya’ya müdahale etti. Bu müdahalenin ardından Batılı devletlerden Libya’ya müdahale çağrısı yükseldi... 
Biz ter türlü uluslararası müdahaleye karşıyız. Bu doğu yol değildir. Bunun çözümü uluslarası diplomasi trafiğinden geçer. Öncelikle IŞİD gibi örgütlere para yardımı kesilmelidir. Para olmadan savaş olmaz. Büyük bir miktarda para veriliyor. Boko Haram, Sahra çölünde büyük bir alana sahip ve yüzlerce silahı var. Destekçileri finansal destek sağlamadan, onları kontrol edemezler. Bu bir çelişki. Uluslararası toplum diplomatik arayış içine girmeli, bu para yardımı yapmaktan daha kolay bir iş. Onlar da bunu biliyor, her gün petrol satmaktan daha iyi.

ERDOĞAN’IN İSLAMCI PLANI ÇÖKTÜ

Müslüman Kardeşler, Tunus’taki seçimlerde, şimdi iktidar ortağı olsa da seçimleri kaybetti.  Mısır’da ise yasaklı konuma geldiler. Bu durumun Müslüman Kardeşlere açıktan desteği olan AKP hükümetini etkiler mi sizce?
Türkiye’de Erdoğan’ın partisi daha kötü durumda ve Mısır’dan çok etkilendi. İki sene öncesine göre baktığımızda Erdoğan artık güçlü değil. 

Müslüman Kardeşlerin etkisi Mısır’da, Tunus ve Türkiye’de görüldü. Erdoğan’ın İslamcı planı çökmüş durumda. Hem de çok acı biçimde çöktü. Müslüman Kardeşlerin çöküşü sadece Türkiye’de değil Suudi Arabistan’da görüldü. 

Çünkü onların İslamcı projesi çöktü. İslamcı proje sadece emperyalizme hizmet ediyor. Laikleşme mücadelesi olmadan demokratikleşme sürecine hizmet edemezsiniz. 
Siz Türkiye’de Kemalizm sayesinde laikleşmeyi başardınız, diğer Arap ülkelerine bakınca... Bizler de laiklik mücadelesi veriyoruz. 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Şampiyonlar Liginde gecenin sonuçları

SONRAKİ HABER

Antep'te süren eylem yasağına tepki: Hak arama mücadelesi kısıtlanıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa