24 Şubat 2015 18:39

İşçinin gücünden korkmuşlar

Birleşik Metal-İş Sendikasının grev yasağının kaldırılması için Danıştaya yaptığı başvuruya ilişkin Başbakanlığın verdiği savunma, hükümet, sermaye ve patron yanlısı sendikaların iş birliğinin itirafı oldu. Birleşik Metal-İş üyesi işçilerin grevinin Türk Metal ve Çelik-İş’in adlarına imzaladığı 100 bin işçiyi de harekete geçirebileceği ifade edilen savunmada, grevin patronları da zor durumda bırakacağı belirtildi. Savunmada, Hükümetin grevin toplumsal bir harekete dönmesinden duyduğu korku da yer aldı.

Paylaş

Birleşik Metal-İş Sendikasının grev yasağının kaldırılması için Danıştaya yaptığı başvuruya ilişkin Başbakanlığın verdiği savunma, hükümet, sermaye ve patron yanlısı sendikaların iş birliğinin itirafı oldu. Birleşik Metal-İş üyesi işçilerin grevinin Türk Metal ve Çelik-İş’in adlarına imzaladığı 100 bin işçiyi de harekete geçirebileceği ifade edilen savunmada, grevin patronları da zor durumda bırakacağı belirtildi. Savunmada, Hükümetin grevin toplumsal bir harekete dönmesinden duyduğu korku da yer aldı. 

“Milli güvenlik ile milli ekonomi birbirinden ayrılamaz” denilen savunmada, greve çıkılan işlerlerinde üretilen ürünlerin iç pazar ve ihracatta önemli bir yer tutması nedeniyle çıkacak zafiyetin ülke ekonomisine darbe vuracağı iddia edildi. “Avrupa ağırlıklı olmak üzere onlarca ülke ile ihracat bağlantısı yapan metal sektöründeki ihracatçı şirketler pazar kaybının yanı sıra ulusal ve uluslararası piyasalarda sözleşmeden doğan yükümlülüklerini zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle yüksek tazminatlar ödemek zorunda kalabileceklerdir” denilen savunmada, firmaların dünya tedarik zincirinde edindiği konumu kaybedebileceği, yabancı sermayeli şirketlerin üretim üslerini başka ülkelere taşıyabileceği kaydedildi. 

PATRONUN DURUMU ZORMUŞ

İşçilerin çalışma ve yaşama koşullarına ilişkin tek satırın yer almadığı savunmada patronlar için “Son derece zor rekabet şartlarında dünya piyasasında mücadele eden” ifadesi kullanılırken, patronların grev sebebiyle düşeceği zor durumun Türkiye’ye de zarar vereceği iddia edildi. 

Türk Metal ve Çelik-İş sendikalarının 100 bin işçi adına imzaladıkları sözleşmeden işçilerin memnun olmadığının itirafı ise savunmada şu sözlerle dile getirildi: “Toplusözleşme imzalamış diğer iki sendikanın 100 bin üyesinin yine aynı sendikanın sözleşmesi devam eden 9 bin 500 üyesinin de kaosa çekilmesi ve söz konusu işyerlerinde de üretimin sekteye uğramasına neden olabilir.” 

HÜKÜMETİN KORKUSU

Savunma dilekçesinde yer alan İçişleri Bakanlığı yazısı ise “Bu kadar da olmaz” dedirtti. Kamu ve özel kurum ve kuruluşlarda yaşanan iş bırakma, yavaşlatma eylemlerinin ülkenin ekonomik açıdan sıkıntıya sokulması ve uluslararası imajının sarsılmasına yönelik eylemler olarak; silah, molotof ve havai fişek kullanılan eylemlerle aynı kefeye kondu. Grev öncesi ve sonrası yapılan eylemlere dikkat çekilen yazıda, grevin yaygın toplumsal şiddet hareketlerine dönüştürüleceği, yaklaşan milletvekili seçimlerinin güvenliğinin sekteye uğratılarak kaotik ortam oluşturulacağı ileri sürüldü. Savunmada, 42 işyerinden sadece 1’inin olmasına karşın grevin yapıldığı işyerlerinde üretilen malzemelerin kayda değer bir kısmının başta TSK olmak üzere güvenlik, istihbarat ve savunma sanayi kuruluşlarının ihtiyacını karşıladığı iddia edilerek, bunun güvenlikte ciddi zafiyete yol açacağı ileri sürüldü.

ASIL NİYETİNİ ORTAYA KOYMUŞ

Çalışma Ekonomisi Doktoru ve Avukat Murat Özveri, Başbakanlık tarafından yapılan savunmanın, “Türkiye’de grev hakkı ve demokrasi yok” demek anlamına geldiğine dikkat çekti. Savumada birçok tutarsızlık ve yanlış bilgi olduğuna da dikkat çeken Özveri, “Biz erteledik, ama daha arabulucu aşaması var o yüzden itiraz dikkate alınmamalı demek idari hukuk açısından geçerli olacak bir savunma değil. Grevin savunma sanayini etkileyeceğini söylemek de doğru değil. Grevi yasaklanan işyerlerinin sadece bir tanesi savunma sanayisine üretim yapıyor o da mesai dışında ve grevden etkilenmiyor” diye konuştu. 

Yapılan savunmanın geri kalanının ekonomik gerekçeler olduğunu söyleyen Özveri, dünyanın hiçbir yerinde ekonomiyi, patronu zor duruma sokmayan grev olmadığını, grevinde bu nedenle yapıldığını dile getirdi. Başbakanlığın aslında ‘greve gerek yok’ demek istedediğine dikkat çeken Özveri, yabancı sermayenin grev deneniyle Türkiye’yi terk edeceği ya da Türkiye’ye yatırım yapmayacağı savunmasını ise şöyle değerlendirdi: “Yabancı sermaye grev yapılıyor diye gelecekse gelmesin zaten. Geldiği yerde grev hakkı yok mu? Bu mantık Türkiye’ye ve işçilere hakarettir. İşçi sınıfının haklarına tahammül edemeyen sermaye gelmesin zaten.” 

‘YASAĞA SOMUT BİR GEREKÇE YOK’

Başbakanlığını savunmasında, grev öncesinde ve grev sonrasında yapılan demokratik eylemleri milli güvenliğe tehdit olarak gösterdiğine de dikkat çeken Özveri, “Bu, Türkiye’de grev hakkının ve demokratik hukuk devletinin tarihe karıştığı anlamına geliyor” diye konuştu. Hukuken bir grevin ertelenmesi için somut delillerin ortaya konulması gerektiğini söyleyen Özveri, Başbakanlığın savunmasında hiçbir somut gerekçe sunmadığını da sözlerine ekledi. 

BİRLEŞİKMETAL-İŞ NE İSTİYORDU?

Grevleri  yasaklanan metal işçilerinin talepleri şöyleydi: Sözleşme süresi 3 yıl değil 2 yıl olsun. Saat ücreti 5.58 TL’nin altında olan işçiler için saat ücretinin 5.58 TL’ye tamamlandıktan sonra 8.97’yi geçmemek üzere 40 kuruş iyileştirme yapılsın. İyileştirmenin ardından bütün işçilere yüzde 5 artı 105 kuruş zam yapılsın. Buna göre, 898 TL net ücret alanların toplam net zammı -ikramiye hariç- 282 TL olacak. Net 1374 TL civarında ücreti olanlar için 305 lira zam talebi taslağa konulacak. 1374 TL’nin üzerinde alanlar için zam oranları kademeli olarak düşecek. 2, 3. ve 4. altı ay için de enflasyon artı yüzde 2 zam talep edilecek. Taslakta ayrıca; vergi dilim artışlarının patronlar tarafından karşılanması, bayram, izin, yakacak gibi sosyal ödemelere yüzde 30 zam, 37.5 saatlik haftalık çalışma, yıllık izin sürelerinin arttırılması, günlük 30 dakika çalışma saatinden sayılacak mola hakkı verilmesi talepleri yer aldı. (İstanbul/EVRENSEL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Saral: Herhangi birinden özür dilemek, milli iradeye hakarettir

SONRAKİ HABER

Brezilya'da gecekondu mahallesi sakinleri polis şiddetini protesto etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa