23 Şubat 2015 13:47

Karayılan: Operasyon YPG’nin bilgisi ve onayıyla yapıldı

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan’dan Türkiye’nin ‘kimseden yardım almadık’ açıklamasına yalanlama geldi. Süleyman Şah Türbesi operasyonunun PYD ve YPG’nin bilgisi ve onayıyla gerçekleştiğini söyleyen Karayılan, 'Tamamen tartışılmış, konuşulmuş ve ortak plan doğrultusunda uygulanmış bir harekattır' dedi.

Paylaş

ANF’den Deniz Kendal’a konuşan Karayılan, Türkiye’nin  IŞİD ile anlaştığını, Süleyman Şah’a gidilirken IŞİD’in geri çekilerek askerlere müdahalede bulunmadığını söyledi. Karayılan, “Mevcut ilişkiler sayesinde zaten görüşülmüş, haberdar edilmiştir. Açık ki Musul’da DAİŞ tarafından alıkonulan konsolosluk mensuplarının kurtarılmasına benzer bir yöntemle buradaki askerler getirilmişlerdir. Burada herhangi bir askeri başarı veya zafer yoktur” şeklinde konuştu.

İKİ TARAF İÇİNDE YARARLI OLABİLİR

Operasyonda YPG’nin rolüne ilişkin bilgi veren Karayılan, “Türk devlet yetkilileri bu operasyonla ilgili olarak Kobanê Kanton yöneticileri, yine YPG temsilcileri ve PYD Eşbaşkanlığı ile 5 kez görüşme yapmışlar ve Süleyman Şah’taki askerlerin kurtarılması operasyonu için kendilerinden izin ve destek istemişlerdir. Bence bu durum her iki taraf için de yararlı olabilir. Eğer ilişkilenmek ve dostluk geliştirmek isterlerse, bu, iyi bir başlangıca vesile olabilir” dedi. 

YPG KORİDOR AÇTI

Kobanê’den Süleyman Şah’a 3 kilometre yakınlaşana kadar olan tüm alan boyunca YPG güçlerinin tedbir aldığını, koridor açtığını ve askerlerin YPG araçlarının eskortluğunda Süleyman Şah’a gittiğini söyleyen Karayılan, “Tamamen tartışılmış, konuşulmuş ve karşılıklı çıkarlar temelinde ortak bir plan doğrultusunda uygulanmış bir harekat söz konusudur” dedi. 

Süleyman Şah Türbesi’ne 3 kilometre yaklaşınca IŞİD mıntıkasının başladığını ve bu bölgede IŞİD ve YPG güçlerinin karşılıklı mevzilenmiş olduğunu söyleyen Karayılan, “Bu mevzilenmeyi aşıp karşı tarafa geçmenin iki yolu vardır: Ya sessiz bir şekilde sızma yaparak gidilir ya da saldırarak çatışa çatışa gidilir. Fakat burada Türk askeri bunların ikisini de yapmıyor. Açık yoldan hareket etmek suretiyle, doğrudan Süleyman Şah Karakolu’na gidiliyor. Bu gidiş esnasında yol üstünde bulunan DAİŞ güçleri kendilerini geri çekerek askerlere herhangi bir müdahalede bulunmuyorlar” dedi. 

TÜRKİYE DAİŞ’LE DE ANLAŞTI

Bu durumun Türkiye’nin IŞİD’in bilgisi dahilinde bölgeye gittiğini de gösterdiğini söyleyen Karayılan, “Buradan Türk devletinin sadece YPG’yle ortak bir operasyon için anlaşma yapmadığı, aynı zamanda DAİŞ’le de bir anlaşma yaptığı anlaşılıyor. Yani buradaki askerlerin ve türbenin alınması için DAİŞ’le gerekli temas ve diyaloglar yapılmıştır. Yoksa bir savaş cephesinde askerlerin çatışmasız bir şekilde gidip, saatlerce orada uğraşıp o askerleri ve türbeyi getirmeleri mümkün değildir” şeklinde konuştu. 

IŞİD UZUN SÜREDİR O KARAKOLU KULLANIYOR

IŞİD’in uluslararası koalisyon güçleri ve Suriye Devleti’nin hava saldırılarından korunmak için bu karakolun etrafında mevzilendiğini hatta IŞİD sorumlularının gelip o karakolda istirahat ettiğini söyleyen Karayılan, böyle bir anlaşmaya rağmen neden Türkiye’nin bu kadar yoğun bir tank ve askeri güçle bölgeye gittiğine ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi; “Buradan tarafların tam olarak birbirlerine güvenmedikleri ve DAİŞ’le yapılmış anlaşmanın fark edilmesinin istenmediği anlaşılıyor. ‘Ne olur, ne olmaz’ hesabı vardır. Zaten Türk devleti herhalde daha fazla askeri güç ve zırhlı araç getirmek istiyor ama YPG’yle yapılan anlaşma sonucu o askeri güç ve araçlarda bir azaltma yapılıyor. YPG, “Biz varız, bu kadar fazla askere ve zırhlı araca gerek yok” diyerek sayının düşürülmesini istiyor, onlar da düşürüyorlar. Yani tedbir alınmış olunuyor. Burada herhangi bir askeri başarı veya zafer yoktur. Burada daha çok ilişkinin ve diplomasinin iyi kullanılmasından bahsetmek mümkündür” yanıtını verdi.

TÜRKİYE, YPG’YE TEŞEKKÜR ETMELİYDİ

Türkiye’nin YPG’nin operasyondaki rolünü gizlenme çabasını eleştiren Karayılan, “Doğruları değil de, kendi istediği şeyi kamuoyuna açıklama ve onu kamuoyunda etkili bir görüş haline getirme yöntemi AKP’de bir gelenek haline gelmiş. Davutoğlu’nun açıklamasını dinleyince hayrete düşmemek elde değil. Çok egemenlikçi, kendi dışındaki herkesi küçümseyen bir üslu. Diyor ki, ‘Hiçbir merciden ne izin, ne de yardım talep edildi.’ Peki sen hiçbir merciden yardım ve izin talep etmediysen, nasıl savaş sahası olan bir alana bu kadar güçle gittin geri geldin? Hem de bir tek mermi atılmadan. Bu nasıl mümkün olabildi? Orada bir irade var. Kobanê Kantonu var. Sen Kobanê şehir merkezinden geçmişsin, 33 km yol gitmişsin, onların güvenlik kuvvetleri sana eşlik etmiş, yol açmış, yardım sunmuş. Hiç olmazsa insan onlara bir teşekkür eder. Hadi etmedin ama böyle küçümseyici, hiçleştirici üslup niye? Neymiş, ‘Herkes Türkiye’nin caydırıcı gücünden haberdarmış!’ DAİŞ 60 tank eşliğinde Kobanê’yi almak istedi. Hem de sizin desteğinizle almak istedi. Ama alabildi mi? Hayır. DAİŞ’e karşı o iradeyi gösteren güç, isterse seni de durdurabilir! Ama o bunu görmüyor. Çünkü ona göre, Kobanê Kürt’tür. Ve Kürtler güç olamaz, irade olamaz. Bu Türkiye’nin Kürtlere karşı takındığı egemenlikçi tutumun yansımasıdır” dedi. 

UMARIZ TÜRKİYE NANKÖRLÜK ETMEZ

Bu operasyon nedeniyle ortaya çıkan gerçeklikleri herkesin görmesi gerektiğini söyleyen Karayılan, “Umarım Türkiye değişik biçimlerde DAİŞ’i destekleme ve ortaklaşma politikalarına son verir ve artık bu politikayı sürdürmez. Yine Kobanê Kantonu’nun yapmış olduğu bu önemli desteği unutmaz, nankörlük yapmaz, Kobanê’ye dönük halen sürdürmekte olduğu ambargoyu kaldırır. Umarız AKP düşmanlık politikaları değil, iyi komşuluk temelinde bir yaklaşım geliştirir” dedi. (HABER MERKEZİ)

IŞİD’LE TÜRKİYE ARASINDA HER HANGİ BİR GERGİNLİK YOK

Türkiye'nin ’nin peşmergelerin Kobanê’ye geçişi için koridor açmasının ardından IŞİD’le ilişkilerinin gerildiği yönlü değerlendirmelerin tamamen çarpıtma olduğunu belirten Karayılan şunları söyledi; “Türk devleti, uluslararası ve ulusal düzeyde Kobanê’deki direnişçilere destek amaçlı koridor açılması baskısını boşa çıkarmak için peşmegelere yol açmıştır. Bundan sonra ne peşmergelerin rahat gidip gelmesine, ne de bölgeye yardımların ulaşmasına izin vermiştir. Yani Türk devleti Kobanê’ye koridor moridor açmamıştır. Aslında yaptıkları bir anlamda DAİŞ’e hizmet oldu. Çünkü Kobanê Kantonu’nun ve YPG’nin istediği koridor açma talebi bir yerde dünya kamuoyunun talebi haline gelmişti ve AKP Hükümeti böyle bir taktiksel çıkışla bu talepleri gündemden düşürdü. Bunu Türk devleti çok ustalıkla yaptı. Yani esas olarak bu tutumda DAİŞ’e dönük bir karşıtlık söz konusu değildir. DAİŞ’le Türkiye arasında herhangi bir gerginlik yoktur” dedi. Türkiye seçimler öncesi bir tedbir almıştır. Çünkü DAİŞ’in sağı solu belli olmamaktadır. Ayrıca YPG güçlerinin de bölgeye 3 kilometre yaklaşmış olmasından zemin, çatışma ve savaş alanı haline dönüştü. Bu da risk arttırıcı bir durumdur. Alanın provokasyona açık hale gelmesi durumu var. Bu nedenlerle geri çekme kararını almışlardır. Zaten basına da yansıdığı kadarıyla Kasım ayına kadar Kobanê’nin düşeceği varsayılarak değişimin yapılması için askerler Suruç’a getirilmiş; sonradan değişim değil de orayı transfer etme kararına dönüştürülmüş. Çünkü Kobanê düşmedi, YPG’nin eline geçti, dolayısıyla orası bir savaş alanı haline geldi.” 

Bu gelişmelerin Türkiye’nin IŞİD’le karşı karşıya gelmek istemediğini gösterdiğini söyleyen Karayılan, “Türkiye tedbir almak durumunda. Bir de buna DAİŞ çetelerinin türbeye gitmesi, oraya konumlanması, yatması, ihtiyaçlarını karşılaması, kısacası kendilerini karakolun etrafında korumaya almaları da eklenince belli ki Türkiye biraz bundan rahatsız olmuş. Ama arasının DAİŞ’le bozulmasını da istemiyor. Bunun için karakolu buradan almayı istemiş ve DAİŞ de uygun görmüştür. Olan budur” dedi. (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

Ankara Üniversitesinde eğitime ara verildi

SONRAKİ HABER

HDP: Sessiz kaldıkça yeni kayyumlar gelecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa