23 Şubat 2015 04:36

Paris metrosundaki trajedi ve futbolun gerçekleri

Futbol dünyası utanç verici bir haftayı geride bıraktı. 'Irkçıyız biz, ırkçıyız ve böyle olmak istiyoruz!' diye slogan atan bir grup Chelsea taraftarı, Paris’te siyah bir vatandaşın metroya binmesini engellediler.

Paylaş

Ulaş MANAZOĞLU

Saklamanın lüzumu yok. Futbol ailesi; ırkçılık, holiganizm, cinsel ayrımcılık gibi sorunlarını hâlâ çözemedi; aksine trajik olaylar son dönemde tehlikeli bir biçimde artmaya başladı.
Irkçı saldırılar karşısında ‘siyaseten doğruculuk’ oynamak bir işe yaramıyor. En sert cezaların uygulanması için spor ailesinin dayanışma içerisinde ırkçılığa karşı net bir mesaj vermesi gerekiyor. FIFA’nın maç öncesi yayınlanan televizyon reklamları ya da stadyumlardaki saha kenarından verilen göstermelik mesajlar yetersiz kalıyor. Sembolik para cezalarıyla bir yere varılmıyor. Futbolu yönetenlerin elinde böylesine imkanlar varken; gerçeklerle yüzleşmekten kaçmaları, sorunlara gönülsüzce yaklaşmaları anlaşılır şey değil.
Etik ikilem içerisinde bulunan FIFA’nın yönetim anlayışıyla sorunların çözülmesini beklemek kuşkusuz hayalcilik olur. Kendi kendisinin parodisi haline gelen Sepp Blatter, Paris metrosunda gerçekleşen ırkçı saldırıdan sonra Afrika Futbol Konfederasyonu Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmada, ayrımcılığa karşı herkesi bağlayacak çözümler üreteceklerinin sözünü bir kez daha vurgularken; Katar ve Rusya’daki insan hakları ihlallerine dair yine tek söz etmedi.
Utanç verici ırkçı saldırı yetmiyormuş gibi La Gazetta dello Sport’a İtalyan futbolunu değerlendiren Arrigo Sacchi, İtalya’daki futbol altyapılarda ‘çok fazla siyah oyuncu olduğunu’ söyledi. Sacchi, acaba hangi sayıdan sonra siyah ten rengine sahip futbolcuları ‘fazla’ olarak değerlendiriyor? Rezalet bir açıklama!
İtalyan teknik adam Fabio Capello ise katıldığı bir radyo programında Sacchi’nin sözlerinin yanlış anlaşıldığını savunurken; Atletico Madrid’in futbolunu yorumlaması istendiğinde ise şöyle yanıt verdi: ‘‘Takım olarak oynamak, kazanmak, büyük bir mücadele vermek için önemli bir arzuya sahipler. Bu fizik futbolu ve bu zamana kadar hep böyle oldu. Futbolda eşcinsellere (İspanyolcada eşcinselleri aşağılamak için kullanılan mariquitas kelimesini kullandı) yer yok.’’
Homofobik açıklamalara karşı en güzel yanıtı ise İspanyol oyuncular verdi. İspanya’da 19 Şubat’ta kutlanan Sporda Homofobi Karşıtlığı Günü etkinlikleri kapsamında;  Atlético de Madrid’den Saúl ve Raúl Jiménez, Rayo Vallecanolu oyuncular ise takım halinde sahaya gökkuşağı renkli bağcıklarla çıktılar. İspanya 2. ve 3. lig takımlarından Racing, Leganes, Cadiz, Murcia, Hercules de kampanyaya destek verdiler.
Bir başka utanç verici hadise ise İtalya’da yaşandı. UEFA Avrupa Ligi 2. tur maçı öncesinde takımlarına destek vermek için deplasmana gelen Feyenoord taraftarları Roma’da olay çıkardı. Polisle uzun süre yaşanan gerilimde, 17. yüzyıldan kalma Barcaccia Çeşmesi de zarar gördü.
Ancak her türlü ayrımcılığa karşı ortak mücadele, futbolu yönetenlerin ajandasına giremezse; birileri takımlarda çok fazla siyah oyuncu olmasından rahatsızlık duymaya devam edecek, bir başkası ise meslektaşının ırkçılık yapmadığını iddia ederken homofobik açıklamalarda bulunacak. Şiddet yanlılığını, taraftarlık olgusu içerisine katmaya çalışan bazı gruplar ise kendi psikolojik açmazlarını tarihi eserlere zarar vererek çözmeye çalışacaklar.
Açıktır ki, futbolda ayrımcılık sorunu; beylik cümlelerle süslenmiş, riyakar mesajlarla çözülecek bir mesele değil. FIFA bugüne kadar tercih etmediği cesur adımları artık atmak zorundadır. Çünkü eylemler, sözlerden daha yüksek sesle konuşurlar.

ÖNCEKİ HABER

Gitme turnam bizim elden

SONRAKİ HABER

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Doğalgaz, olması gerekenden yüzde 59 daha ucuz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa