22 Şubat 2015 04:56

Schindler'in Listesi'nden sonra Irena'nın Listesi

Schindler’in Listesi’ni hepimiz biliriz. Yönetmenliğini Steven Spielberg’in yaptığı, binin üzerinde Polonya Yahudisinin kurtarılmasında rolü olan Oskar Schindler’i ve bu kurtarmayı konu edinen film, ‘Tüm zamanların en iyi filmleri’ gibi çeşitli listelerde üst sıralarda yer aldı.

Paylaş

Semra ÇELİK
Köln

Schindler’in Listesi’ni hepimiz biliriz. Yönetmenliğini Steven Spielberg’in yaptığı, binin üzerinde Polonya Yahudisinin kurtarılmasında rolü olan Oskar Schindler’i ve bu kurtarmayı konu edinen film, ‘Tüm zamanların en iyi filmleri’ gibi çeşitli listelerde üst sıralarda yer aldı.  

Şubat ayı başında, Irena Sendlerowa’nın ‘Pamuk nine’ resmiyle birlikte kısa bir notu sosyal paylaşım sitelerinden birinde paylaştığımda böylesine bir ilgi göreceği aklımın ucundan bile geçmemişti. Bir haftada 2 bin defa paylaşıldı. Neydi Sendlerowa’yı bu kadar ilginç kılan?  

KADININ ADI YİNE Mİ YOK?

Irena Sendlerowa, Polonyalı bir kadın. 2 bin 500 Yahudi çocuğu, Varşova Gettosu’ndan kurtaran bir hemşire. Dünya, Irena’yı bilmiyordu. Ta ki 1999’da Kansaslı bir grup öğrencinin, Schindler’in Listesi’ni araştırırken, Irena’ya rastlamasına kadar. “Irena’nın kim olduğunu anlayabilmek için onun rüyalarını bilmek gerekir” diyen Kansaslı öğrenciler, bir tiyatro oyunu yazdılar ve onun 93 yaşında Polonya Liyakat madalyası almasını ve Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesini sağladılar. Irena, kurtaramadığı çocukların çığlıklarıyla uyanıyordu her gece. Ya da uykuları, çocuğunun Gestapolar tarafından öldürülmemesi için Irena’ya bırakan annelerin, çocuklarından ayrılırken onlara sarılıp ağlamalarıyla, çığlıklarıyla ve dövünmeleriyle bölünüyordu.

Sendlerowa, Varşova’da yaşayan sosyal daire görevlisi bir hemşi-reydi. Sadece Polonyalı ailelerin  çocuklarıyla değil, 1940’larda Yahudi ailelerin, öldürülmek için yerleştirildiği Varşova Gettosu’ndaki çocuklarıyla ilgili de istatistikler hazırlıyordu.

Kasım ayında gettonun şehirle bağı tümüyle kesildi. Ölüm kamplarına gönderilmeyenler, salgın hastalıklara, açlığa ve ağır çalışma koşullarına dayanamayıp kısa sürede ölüyordu. Çocukların en büyük düşmanı, tifo ve açlıktı. Sendlerowa, gettodaki tifonun şehre de sıçrayabileceğini ileri sürerek hasta bakıcı ve istatistikçi olarak gettoya girme izni aldı. İşin başında, sosyal danışman ve hemşireydi ama kısa süre içinde illegal faaliyet gösteren bir direnişçi oldu.

10 KADINDAN OLUŞAN İLLEGAL ÖRGÜT

‘Jolanta’ kod adıyla 10 kadından oluşan illegal bir örgüt kurdu. Gettoda bulunanların hepsine yardım edemeyeceğinin bilincindeydi ama çocuklara yardım edilebilirdi. Gettodaki çocukların aileleriyle ilişki kurarak, çocuklarını gettodan dışarı çıkarabileceklerini söyledi. Anneyi çocuktan, çocuğu anneden ayırmak o kadar zordu ki, bundan dolayı çocukların dışarı çıkarılması annenin bilmediği bir zamanda yapılıyordu. Çocuklar, itfaiye arabalarında, ambulanslarda ya da Irena’nın çantasında dikenli telleri aşarak özgürlüğe kavuştu. Ama özgürlük, aç karınla ve hastalıkla mücadele ederken neye yarardı ki?

Bu nedenle Irena, gettodan dışarı çıkardığı çocuklar ve aileleriyle ilgili bir liste hazırladı. Listeyi bir reçel kavanozuna koyup evinin arkasındaki bahçede bir yere gömdü. Böylelikle çocukları sahte isimlerle yetim ve öksüz evlerine yerleştirdi ya da evlatlık verdi. Şehir gençlik dairesinde çalışması işini kolaylaştırıyordu ama yine de göze battı. Ve 1943 yılında Gestapo tarafından tutuklanıp ölüme mahkum edildi. Gördüğü korkunç işkenceler sonucu kötürüm kaldı. Ölünceye kadar koltuk değneğine ve tekerlekli sandalyeye bağlı kaldı. Yılmadı, Gestapo’dan arkadaşlarının sayesinde kurtuldu.

SADECE İYİ VE KÖTÜ İNSAN VARDIR

Savaş sonrası, kurtardığı çocukları aileleriyle buluşturdu. Aileleriyle buluşturamadıklarınınsa  iyi bir eğitim görmeleri için uğraştı. 93 yaşında, Polonya Liyakat Madalyası’nı alırken yaptığı konuşmada sadece görevini yaptığını, yapabileceklerinin en azını yaptığı için üzüntü duyduğunu ve kendisine kahraman denilmesinden hoşlanmadığını söyledi.

Babasının her seferinde, “Irena, birileri acı çekerken, kafasına yorganı çekip her şey yolundaymış gibi davranmanın insanlıkla ne ilişkisi olabilir di ki? İnsanları iyi ve kötü oluşlarına göre değerlendir. Sana ne, dininden, milliyetinden, dilinden, teninin renginden? Eğer bir insan eziliyor, baskı altında tutuluyor ve sen, için rahat uyuyabiliyorsan dön de bir kendine bak!” dediğini sözlerine ekledi.
Babasının bir başka sözününse: “Boğulan birini gördüğünde hiç düşünmeden suya atlayıp kurtarmayı denemelisin, yüzme bilmesen bile!” olduğunu belirten Irena, 12 Mayıs 2008’de en az 2 bin 500 çocuğun ikinci annesi olarak öldü. Hakkında “Holocaust (Soykırım) Çocuklarının Annesi” diye bir kitap yayınlandı ve “Cesur Yürek Irena Sendlerowa” adlı bir de film yapıldı. Geç de olsa hak ettiği değeri gördü.

2500 ÇOCUĞU VAR

12 Mayıs 2008’de, 98 yaşında Varşova’da öldü. Sendlerowa’da sosyal danışmandı ama İkinci Dünya Savaşı sırasında Varşova Gettosu’nda yaygınlaşan tifo hastalığı ile mücadele etmek için hemşire olarak gettoya girme izni aldı. İrena, gettoda çok büyük bir çanta ile dolaşırdı. İçinde ilaçların, tıbbi malzemelerin olduğu koca bir çanta ile. Çoğu zaman gettodan çıkarken bu çantanın içinde bir Yahudi bebecik olurdu. Irena’nın Alman askerlerini gördüğünde otomatik olarak havlamaya şartlandırdığı bir köpeği vardı. Gettodan çıkarken üniformalı askerleri fark eden köpek o kadar yüksek sesle havlamaya başlardı ki çantadaki bebeklerin ağlama sesleri duyulmaz hale gelir, kontrol noktasından rahatça geçerlerdi. 1943 yılında Gestapo tarafından yakalandı. Çok ağır işkenceye rağmen kurtardığı çocukların ve ailelerinin isimlerini söylemedi. Arkadaşları bir askere rüşvet vererek Irena’nın kaçmasını sağladılar. 2007 yılında İrena, Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. Tabii ki seçilmedi. Al Gore, küresel ısınma üzerine hazırladığı slayt gösterisiyle ödülü kaptı.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Türkiye Süleyman Şah'a operasyon düzenledi

SONRAKİ HABER

Dörtlü Zirve’de Erdoğan’a Suriye sorusu: Ne zaman çıkacaksınız?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa