21 Şubat 2015 16:06

Çatışmasızlık iyidir ama barış için yeterli değildir

Türkiye Barış Meclisinin (TBM) İstanbul Ticaret Üniversitesi ile ortaklaşa düzenlediği ‘Çözüme Doğru’ konferansında, çözüm sürecindeki çatışmasızlığın barış için yeterli olmadığı dile getirildi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı dilin de barışa hizmet etmediği vurgulandı.

Paylaş

Şerif KARATAŞ
İstanbul

Türkiye Barış Meclisinin (TBM) İstanbul Ticaret Üniversitesi ile ortaklaşa düzenlediği ‘Çözüme Doğru’ konferansında, çözüm sürecindeki çatışmasızlığın barış için yeterli olmadığı dile getirildi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı dilin de barışa hizmet etmediği vurgulandı.

İstanbul Ticaret Üniversitesinin Eminönü kampüsünde gerçekleşen konferansın açılış konuşmasını Ticaret Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Yayla yaptı. Kürt sorununun Türkiye’nin önemli bir sorunu olduğunu belirten Yayla, “Barışın sağlanması savaştan daha zor” dedi.

DAHA ÇOK YOL ALMALIYDIK

Daha sonra söz alan TBM Sözcüsü Hakan Tahmaz ise çözüm sürecinin şeffaf yürümesi gerektiğini belirterek, seçimlere ve gündemdeki iç güvenlik paketinin yaratacağı olumsuzluklara değindi. Mecliste görüşülen paketin Türkiye’yi geriye götüreceğine dikkat çeken Tahmaz, “Hepimiz işimizin zor olduğunun farkındayız. 2 yıl içerisinde almamız gereken yolu alamadık. Daha iyi şeyler başarabilirdik” dedi. Çözüm sürecinin başlamasından bu yana çatışmaların durmasına değinen Tahmaz, “Çatışmasızlık iyidir. Ama barış için yeterli değil. Barışı toplumsal olarak sağlamız gerekir” dedi.

Prof. Dr. Ayşe Soysal’ın yönettiği, ‘Çözüm Sürecinin Dünü ve Bugünü’ başlık oturuma DTK Eş Başkanı ve HDP Şırnak Milletvekili Selma Irmak, AKP Batman Eski Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, AKP’den milletvekili aday adayı olan Prof. Dr. Hüseyin Yayman ve Şehir Üniversitesinden Prof. Dr Ferhat Kentel katıldı.

İÇ GÜVENLİK PAKETİ UMUTLARI AZALTIYOR

Bu oturumda söz alan Selma Irmak, Uluslararası Ana Dili Günü’nü Kürtçe kutlayarak, artık dillere konan yasağın kalkması gerektiğini söyledi. Kürt sorununa devletin ve Kürtlerin yaklaşımının farklı olduğuna dikkat çeken Irmak, bunun bile tek başına sıkıntılı bir durum yarattığını söyledi. Barışın inşa edilmesi için karşılıklı iyi niyet ve güvenin tesis edilmesi gerektiğini söyleyen Irmak, bunun için de söylemin yeterli olmadığını, pratik uygulama gerektiğini dile getirdi. Türkiye’de bugüne kadar yapılan ateşkeslerin barış için önemli olduğuna işaret eden Irmak, “Ama bunlar tek taraflıydı” dedi. “Bu günü anlamak için bu hatırlatmaya ihtiyaç var” diyen Irmak, Kürt özgürlük hareketinin yaptığı ateşkeslerin tarihçesine dair bilgi verdi. O dönemlerde köy yakmalara ve artan baskılara değinen Irmak, “Ateşkese, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik suikast ve Öcalan’ın yakalanmasına neden olan uluslararası komployla yanıt verildi” dedi. PKK’nin çok sayıda olumlu adım atmasına karşın devletin politikasından bir değişim olmadığını söyleyen Irmak, gündemde olan ‘İç Güvenlik Paketi’ne atıfta bulunarak, “Güvenlik zihniyeti ve askeri yöntemlerin tekrar devreye sokulması barışa olan umudu azalttı” dedi.

EKMEN AKP’Yİ ANLATTI

AKP Eski Milletvekili Mehmet Emin Ekmen AKP’nin Kürt sorununa yaklaşımını ortaya koyan bir sunum yaptı. Erdoğan’ın söylemiyle inkar ve imhanın sonlandığını, sistematik asimilasyonun kalktığını ileri süren Ekmen, PKK’nin silahlı olmasını ise bir tehlike olarak gördüğünü belirtti. Hükümetin çok ciddi adımlar attığını savunan Ekmen, PKK’nin ise geri çekilme gibi konularda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini iddia etti. Bunun da hükümette güven ve samimiyet sorununa neden olduğunu savunan Ekmen, 6-7 Ekim Kobanê ile dayanışma eylemleri nedeniyle de PKK ve HDP’ye yüklendi.

Daha sonra konuşan Hüseyin Yayman ise Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, ‘Çözüm sürecinde bahar yaşanacak’ ifadelerini kullandı. Hükümetin sorunu zamana yayarak çözmek istediğini, Kürt hareketinin ise bir an önce çözüme kavuşmasını istediğini söyleyen Yayman, Kandil’de silahsızlanma kararı çıkacağını öne sürdü. ‘Eski Türkiye’ ve ‘yeni Türkiye’ “Yeni Türkiye’de Kürt sorunu çözüme kavuşacak” dedi.

ERDOĞAN’IN DİLİYLE BARIŞ GELMEZ

Konferansta söz alan Prof. Dr. Ferhat Kentel ise Kürtleri eşit vatandaş olarak görmeyen devletin şimdi Kürt ulusuyla görüşmeler yaptığını belirterek, Kürt sorununun çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesinden bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi. Hükümetin kullandığı söylemleri hatırlatan Kentel, İç Güvenlik Paketi’yle barışın sağlanmayacağını söyledi. İslami hareketten gelen AKP’nin giderek Kemalist devlet çizgisine gittiğine işaret eden Kentel, bununla da barışın olmayacağını ifade etti. Kentel Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı dilin de barış sürecine hizmet etmediğini dile getirdi.

BARIŞ TOPLUMSALLAŞMALI

Türkiye Barış Meclisi (TBM) ve İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin düzenlediği ‘Çözüme Doğru’ konferansının 2. oturumda ise  barışın toplumsallaşması gerektiği fikri öne çıktı. Konuşmalarda, çözüm sürecinin formatlanarak yeniden başlatılması gerektiği ve Kürt sorunun dünyadaki ve Ortadoğu’daki gelişmelerden bağımsız ele alınmayacağı da dile getirildi.

Konferansın 2. oturumunda Deneyimler ve Dış Etkenler başlığı altında, dünya deneyimleri konusunda Koç Üniversitesi’nden Harun Ercan, ‘sivil toplum’un rolü konusunda MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, bölgesel gelişmelerin etkileri konusunda ise Ankara Üniversitesi Öğretim üyesi Arzu Yılmaz sunumlar yaptı. Oturumu Avukat- Yazar Sibel Eraslan yönetti.

KÜRTLER GİBİ STATÜSÜZ BİR HALK BULMAK ZOR

Harun Ercan, 2. Dünya Savaşı’ndan, 2007’ye kadar ulus-devlet içi silahlı çatışmalar ve müzakerelere dair verileri paylaştı. Silahlı çatışmayı ortaya çıkaran nedenlere dair iki tarafın da konsensüs sağlaması gerektiğini ifade eden Ercan, sürecin yasal güvenceye kavuşmasının önemine değindi. Barışın toplumsallaşmasının önemine vurgu yapan Ercan, silahlı mücadele ile bu toplumsallaşmanın ayrı ayrı ele alınması gerektiğini söyledi. Dünya deneyimlerinden dersler çıkarmak gerektiğini ancak bu deneyimlerin Türkiye’ye benzemediğini söyleyen Ercan, “Dünyada Kürtler gibi statüsüz bir halk bulmak çok zor” dedi.

SÜREÇ FORMATLANMALI

Kürt sorunundaki gelişmelerde bölgesel ve uluslararası gelişmelerin rol oynadığını söyleyen Arzu Yılmaz ise, ‘Arap Baharı’nın yaşandığı, ABD’nin Irak’tan çekildiği, Irak Kürdistan Bölgesel yönetiminin güvenlik, Türkiye’ni büyüme, PKK’nin ise uluslararası düzlemde meşruiyet sorunu yaşadığı bir dönemde PKK Lideri Öcalan’la görüşmelerin başladığını söyledi. AKP’nin Ortadoğu’daki gelişmelere radikal İslamcı örgütler üzerinden müdahale etmek istediğini söyleyen Yılmaz, “Kürt sorunu Kürdistan sorunudur” dedi. Kürtler ve Türkler üzerine kurulu stratejinin işlevi kalmadığını söyleyen Yılmaz, çözüm sürecinde umutlu olunması için sürecin formatlanarak, yeniden başlaması gerektiğini dile getirdi.

Ahmet Faruk Ünsal barış sürecinin inşasında sivil aktörlerin önemine değinerek, “Sivil aktör siyasete angaje olmadan bunu başarmalı” dedi. Ünsal, seçim barajının kaldırılması, Roboskî Katliamı’nın aydınlatılması, ana dili gibi konularda da ‘sivil toplum’un siyasete katkı sağlayabileceğini belirtti.

KADINLAR ÇÖZÜM SÜRECİNE DAHA GÜÇLÜ KATILMALI

Konferansın ilk günkü son oturumunda ise çözüm çalışmalarının toplumsal zemini ele alındı. Eski bakanlardan Ziya Halis’in yönettiği oturumda, Avukat Ebru Günay, ‘Kadın Gözüyle Çözüm Süreci’, Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, ‘Çözüm Sürecinde Medyanın Rolü ve Tavrı’, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Yılmaz ise Çözüm Sürecinde Toplumsal Kimlik Farklılaşması’ konularında sunumlar yaptı.

Avukat Ebru Günay, “Çözüm sürecine neden kadının rengini veremediği tartışılmalı” dedi. Devlet aklının erkek olduğunu belirten Günay, “Kadını görmeyen çözüm süreci de sıkıntılıdır” dedi. Kürt kadının verdiği mücadeleyle özgün bir yere geldiğini anlatan Günay, Kobanê direnişinde kadının rolünün bunun göstergesi olduğunu belirtti. “Çözüm sürecinin dili eril” eleştirisi yapan Günay, görüşme heyetlerinde de kadın temsilliyetinin eksikliğine işaret etti. Kadınların sürece üçüncü göz olarak dahil edilmesini isteyen Günay, ana dilinin önündeki yasakların da kalkması gerektiğini ifade etti.

MEDYANIN SÜRECE YAKLAŞIMI

Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, barışın çatışma ve şiddete dayalı olarak tanımlanmasının eksik olduğunu belirterek, 2007’de medyaya yönelik sansürün kanıksandığını, bununla birlikte otosansürün devreye girdiğini söyledi. Toplumda 4. kuvvet olarak görülen medyanın artık bu işlevini yitirdiğine dikkat çeken İnceoğlu, gazeteciliğin tarafsız olamayacağına ama objektif olabileceğine vurgu yaptı. Türkiye’de yaygın medyanın devletin resmi ideolojisine paralel yayıncılık yaptığını söyleyen İnecoğlu, “Bu medyaya göre Kürt soru yok. Sorunun kaynağı geri kalmışlık, ekonomik ve yabancıların kışkırtması” dedi. Toplumun belli bir kalıba sokulmak istendiğini de belirten İnceoğlu, “Bu kalıba girmeyen ötekileştiriliyor” dedi.

KIRILGAN BİR SÜREÇ

Prof. Dr. Hakan Yılmaz ise geçen yıl ‘Çözüm Sürecinde Kim Ne İstiyor’ başlığıyla yaptıkları araştırmada çıkan sonuçları aktardı. Ortaya çıkan tablonun görünenden başka bir durumu ortaya koyduğunu belirten Yılmaz, “Maniplasyon amacı olmayan, düzgün ve akademik disiplin içerisinde yapılmış araştırmalara ihtiyaç var. Geçen yıl Temmuz ayında yaptığımız araştırmada Çözüm sürecine destek yüzde 57’ydi” dedi. Bu oranın Türkiye genelini kapsadığını söyleyen Yılmaz, “Kürtler arasında bu oran daha fazla. Çözüm süreci çok kırılgan bir zemin üzerinden yürüyor” dedi.

Konferansa Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Bekir Kaya, Hatice Çoban, Siirt Belediyesi Eski Başkanı Selim Sadak, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Dil Bilimci Necmiye Alpay, gazetemiz yazarları Ender İmrek ve HDP Milletvekili aday adayı ve Doç. Dr. Nilgün Tunçcan Ongan ile Sinema Oyuncusu Yusuf Çetin’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Bölgede ana dili seferberliği başlatıldı

SONRAKİ HABER

Berat Albayrak: Kamu bankaları 2020'de faizleri tek haneye düşürecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa